İnsan 3-4:
- Ona doğru olan yolu da gösterdik, artık ister şükreder, isterse nankörlük edip başka yollara sapar (tercih onundur). Ama (şunu da bilin ki) nankör inkarcılar için tarifi imkansız zincirler, tasmalar ve çılgın bir ateş de hazırladık.
(
Yani, Allah insanı yalnızca “işitme ve görme” (duyuları), yani akıl ve doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırd etme içgüdüsel yeteneği (karş. 90:10) ile donatmış değildir; ama aynı zamanda peygamberlere indirilen vahiy yoluyla onu fiilen de doğruya yöneltmektedir.ESED
Lafzen: "Şükreden ve nankörlük eden", iki ahlâkî kavram olan şükür ve nankörlüğün aki-devi karşılıkları iman ve küfürdür. Birleşik immâ [in+mâ] edatı, şart ve nefy'den oluşur. Bu, "şıkların dayandığı asıl yoksa şıkların hiçbiri yok" demektir. Yani "insanın küfrü tercih etme yeteneği olmasaydı, şükür yeteneği de olmazdı" anlamına gelir. İrade şükrün de küfrün de şartı ve sebebidir, insan, insan olmadan önce beşer idi. Ademiyet sadece vahşiyyetin değil melekiyyetin de mukabilidir.MI
Yol gösterme: akıl ve fikir verme, ahlâk duygusu verme, kötülük yaptığında kendisini uyaran vicdan verme, Allah‟a iman etme duygusu verme, hayatını devam ettirecek vesile ve imkânları verme mânasınadır.SY
Cenab–ı Allah (c.c.), insanı Allah’a inanıp O’nun yolunu izleyecek fıtratta yaratmış ve bunun için gerekli melekelerle donatmıştır. Bu, O’nun fıtrî hidayetidir ki, Rûm Sûresi 30’uncu âyette ifade edilmektedir: Sen, her türlü şirk ve nifaktan uzak dupduru bir tevhid inancı içinde bütün varlığınla hak din olan İslâm üzerinde sabit ol. Bu Din, Allah’ın (bütün varlık ve) bütün insanlar için ortaya koyduğu aslî bir model, ona yönelme de, Allah’ın insanları yaratmaktaki gayesidir. Allah’ın yaratmasında bir değişiklik olmaz ve yapılmaz. Gerçek ve kusursuz din budur. Ne var ki, insanların çoğu bunu bilme-mektedirler. (Ayrıca bkn: Ek 14.) Bundan ayrıolarak Allah, hususî rahmeti sebebiyle rasûller göndermiş, kitaplar indirmiş ve insana takip etmesi gereken yolu, ne yaparsa hem dünyada hem Âhiret’te ne ile karşılaşacağını bütün ayrıntı-larıyla tarif buyurmuştur. Bununla da kalmamış, yine hususî rahmeti sebebiyle, bilhassa rasûl-leri ve nebilerinin, nebilerin olmadığı zamanda da asfiya, evliya gibi zatların rehberliğinde bu yolda yürümeyi kolaylaştırmıştır. Ama insanlar, Allah’ın hem fıtrî olarak var ettiği, hem rasûlleri vasıtasıyla öğrettiği hidayeti takip edip etmemede iki ana gruba ayrılmış, bazısı onu yol edinirken, bazısı ise farklı farklı yollara girmişlerdir. Elbette her bir insan, takip ettiği yol boyunca ve bu yolun sonunda ne varsa onunla karşılaşacaktır.AÜ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder