21 Eylül 2023 Perşembe

 İnsan 3-4:

  •  Ona doğru olan yolu da gösterdik, artık ister şükreder, isterse nankörlük edip başka yollara sapar (tercih onundur). Ama (şunu da bilin ki) nankör inkarcılar için tarifi imkansız zincirler, tasmalar ve çılgın bir ateş de hazırladık.
    (
    Yani,  Allah  insanı  yalnızca  “işitme  ve  görme”  (duyuları),  yani  akıl  ve  doğruyu yanlıştan,  iyiyi kötüden  ayırd  etme  içgüdüsel  yeteneği  (karş.  90:10)  ile  donatmış değildir;  ama  aynı  zamanda  peygamberlere  indirilen vahiy yoluyla  onu  fiilen  de doğruya yöneltmektedir.ESED

     Lafzen:  "Şükreden  ve  nankörlük  eden",  iki  ahlâkî kavram olan şükür ve nankörlüğün aki-devi  karşılıkları  iman  ve   küfürdür.   Birleşik   immâ  [in+mâ]  edatı,  şart  ve  nefy'den  oluşur.  Bu,  "şıkların  dayandığı asıl yoksa şıkların hiç­biri yok"  demektir. Yani  "insanın küfrü tercih etme  yeteneği  olmasaydı,  şükür  yeteneği  de  olmazdı"  anlamına gelir.  İrade  şükrün  de  küf­rün de şartı ve sebebidir, insan,  insan olmadan önce  beşer  idi.  Ademiyet  sadece  vahşiyyetin  değil  melekiyyetin  de  mukabilidir.MI


    Yol gösterme: akıl ve fikir verme, ahlâk duygusu verme, kötülük yaptığında kendisini uyaran vicdan verme, Allah‟a iman etme duygusu verme, hayatını devam ettirecek vesile ve imkânları verme mânasınadır.SY


    Cenab–ı  Allah  (c.c.),  insanı  Allah’a  inanıp O’nun   yolunu   izleyecek   fıtratta   yaratmış  ve  bunun  için  gerekli  melekelerle  donatmıştır.  Bu,  O’nun  fıtrî  hidayetidir  ki,  Rûm  Sûresi  30’uncu  âyette  ifade  edilmektedir:  Sen,  her  türlü  şirk  ve  nifaktan  uzak  dupduru  bir  tevhid  inancı  içinde  bütün  varlığınla  hak  din  olan  İslâm  üzerinde  sabit ol. Bu Din, Allah’ın (bütün varlık ve) bütün insanlar için ortaya koyduğu aslî bir model, ona yönelme  de,  Allah’ın  insanları  yaratmaktaki  gayesidir.  Allah’ın  yaratmasında  bir  değişiklik olmaz  ve  yapılmaz.  Gerçek  ve  kusursuz  din  budur.  Ne  var  ki,  insanların  çoğu  bunu  bilme-mektedirler.  (Ayrıca  bkn:  Ek  14.)  Bundan  ayrıolarak  Allah,  hususî  rahmeti  sebebiyle  rasûller  göndermiş,   kitaplar   indirmiş   ve   insana   takip   etmesi  gereken  yolu,  ne  yaparsa  hem  dünyada  hem Âhiret’te ne ile karşılaşacağını bütün ayrıntı-larıyla tarif buyurmuştur. Bununla da kalmamış, yine  hususî  rahmeti  sebebiyle,  bilhassa  rasûl-leri  ve  nebilerinin,  nebilerin  olmadığı  zamanda  da  asfiya,  evliya  gibi  zatların  rehberliğinde  bu  yolda  yürümeyi  kolaylaştırmıştır.  Ama  insanlar,  Allah’ın hem fıtrî olarak var ettiği, hem rasûlleri vasıtasıyla öğrettiği hidayeti takip edip etmemede iki  ana  gruba  ayrılmış,  bazısı  onu  yol  edinirken,  bazısı ise farklı farklı yollara girmişlerdir. Elbette her bir insan, takip ettiği yol boyunca ve bu yolun sonunda ne varsa onunla karşılaşacaktır.AÜ


    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder