İnsan süresi:
(Diyanet çevirisi):
- İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?
- Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.
- Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.
- Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
- İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.
- (Bu,) Allah´ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.
- O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.
- Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.
- «Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.»
- «Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O´nun azabına uğramaktan) korkarız» (derler).
- İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.
- Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cenetteki) ipekleri lütfeder.
- Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
- (Cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.
- Yanlarında, gümüş kaplar ve billûr kâselerle, gümüş beyazlığında (billûr gibi) şeffaf kupalarla dolaşılır ki, sâkiler bunu (cennet şarabını) ölçüsünce tayin ve takdir ederler.
- Onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır.
- (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir.
- O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.
- Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün.
- Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.
- (Onlara şöyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.
- (Resûlüm!) Kur´an´ı sana biz, evet biz indirdik.
- Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.
- Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet.
- Gecenin bir kısmında O´na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O´nu tesbih et.
- Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.
- Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.
- Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
- Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
- O, dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder