5 Kasım 2024 Salı

 Tevbe 61-62:

  •   (Yine o münafıklardan) kimileri :' O her şeye kulak veriyor (inanıyor)' diyerek peygamberi inciltiyorlar. De ki.' O hakkınızda hep iyi şeylere kulak veren biridir. Allah(cc)'a iman eder, müminlere inanıp güvenir. O içinizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah(cc) resulunu incitenler için acıklı bir azap vardır'.  (Münafıklar) sizin hoşnutluğunuzu kazanmak ve kendilerini kabullendirmek için Allah(cc)'a yemin ederler. Oysa, onlar mümin olsalardı, Allah(cc)'ın (أَن يُرْضُوهُ) ve dolayısıyla Resul'unun de  hoşnutluğunu kazanmayı daha gerekli görürlerdi.
    (
    Lafzen,  “Oysa,  onların  hoşnutluğunu  aramalarına  en  layık  olan Allah  ve  O'nun Elçisi'dir.”  Çoğu  müfessirin  (ve  en özlü bir biçimde  de M enâr X,  607 vd.'da  Re- şid Rıza'nın)  belirttiği  gibi yukarıdaki  ifade Allah  ile  O'nun  Rasûlü  arasında  asla bir eşdeğerlik ya da yanyanalık dile getirmez. En-yurzûhu ( ‘O'nun hoşnutluğu­nu  aramaları”)  cümleciğinde, (hum â) değil  de (hû) yani,  üçüncü tekil şahıs za­miri kullanılması da bunu göstermektedir.  Bununla,  Kur’an'a has,  başka dile ko­lay çevrilemez kısa  ve  özlü  bir ifade tarzı içinde,  insanın  bütün  çabalarında  gü- dülmeye  değer  en  yüce  amacın  Allah'ın  hoşnutluğunu  elde  etmek  olduğu  ve inanmış kimsenin Hz.  Peygamber'in rehberliğine bağlanmasının da ancak o'nun Allah'ın mesajını ulaştıran kişi olmasından ileri geldiği anlatılmak istenmiştir.  Bu konuda  karş.  “Rasûle  uyan,  böyle  yapmakla  Allah'a  uymuş  olur”  (4:80)  yahut, “[Ey Peygamber]  de ki:  “Eğer Allah'ı  seviyorsanız bana uyun,  [böyle yaparsanız] Allah da  sizi  sevecektir”  (3:31).ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder