Nahl 125-126:
- (Dolayısıyla yapacağınız şudur;) (bütün insanlığı) Rabbinin yoluna hikmetle ve yerinde ve tutarlı ögütle davet et. Bu yolda eğer bir mücadele etmeniz gerekirse, en tutarlı ve yerinde davranış sergileyerek(وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ) bunu yapın. Muhakkak ki, Rabbin, kimin O'nun yolundan sapıp gittiğini bildiği gibi, O'nun yolu üzerinde bulunanları da çok iyi bilmektedir. Size yapılan bir haksızlığa mukabelede bulunacak olursanız, size yapılanın aynısıyla mukabelede bulunun. Fakat sabredip kendinizi tutarsanız, bilin ki, güçlüklere göğüs germesini bilenler için bu çok daha hayırlıdır.
(
Bu âyet, İslâm’ın insanlara tebliğ metodunun ana hatlarını çizmektedir. İnsanlar, genellikle üç gruptur: Az-çok bilgi sahibi olup, düşünebilen ve akıllarını kullanabilenler; daha çok tabiatlarıistikametinde davranan ve öncelikle faydalarını, çıkarlarını düşünen kitleler ve bir de inanmamak-ta ısrar edenler. Âyetin buyurduğu hikmetle ve güzel öğütle davet, gerektiğinde en güzel şekilde mücadele, bu üç grup için de söz konusu olabi-leceği gibi, bilhassa birinci gruptakiler hikmetle Allah’ın yoluna çağrılmalı, onların akıllarına, muhakemelerine hitap edilmeli ve Allah’ın yolu-nun doğruluğu ve bu yolda gitmenin gerekliliği delilleriyle ortaya konulmalıdır. İkinci grupta-kilere ise güzel öğüt vermek veya va’z etmek, onların faydalarının nerede yattığını açıklamak, kısaca, onların bozulmamış selim fıtratlarına hi-tap etmek gerekir.İnanmamakta direnen üçüncü gruptakilerle, onların inkârını arttırmayacak, onları Allah’ın yoluna ve mü’minlere düşman hale getirmeye-cek, kalblerini kazanacak, incitmeyecek en güzel şekilde tartışmak icap eder.AÜ
“Geçmiş vahyin mensupları ile ... en güzel şekilde tartışın!” Başka inançlara bağlı kimselerle girilen tartışmalarda yöntem olarak en güzel, en yumuşak ve dolayısıyla en akla ve sağduyuya dayanan yöntemleri seçmek konusundaki bu ısrar “dinde zorlama yoktur” (2:256) ilkesiyle tam bir uyum ortaya koymaktadır.ESED
Lafzen, “maruz kaldığınız kadarıyla karşılık [veya “cevap”] verin”: bu talimatla, müminlerin, başka inançlara bağlı kimselerle tartışırken kendilerini tutmaları ve muhataplarına karşı asla onur kinci, zihnen tezyif edici olmayan davranış tarzlarını seçmeleri öğütleniyor. Gerçi tartışmada kişinin dürüstlüğü ya da samimiyeti muhatabınca itham altına sokulduğunda buna misliyle karşılık vermek caizdir; ama ayetin devamı, sabır ve itidalle karşılamanın ahlakî planda daha tercihe değer olduğunu ortaya koyuyor.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder