17 Temmuz 2021 Cumartesi

 Nahl 125-126:

  • (Dolayısıyla yapacağınız şudur;) (bütün insanlığı) Rabbinin yoluna hikmetle ve yerinde ve tutarlı ögütle davet et. Bu yolda eğer bir mücadele etmeniz gerekirse, en tutarlı ve yerinde davranış sergileyerek(وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ) bunu yapın. Muhakkak ki, Rabbin, kimin O'nun yolundan sapıp gittiğini bildiği gibi, O'nun yolu üzerinde bulunanları da çok iyi bilmektedir. Size yapılan bir haksızlığa mukabelede bulunacak olursanız, size yapılanın aynısıyla mukabelede bulunun. Fakat sabredip kendinizi tutarsanız, bilin ki, güçlüklere göğüs germesini bilenler için bu çok daha hayırlıdır.
    (
    Bu âyet, İslâm’ın insanlara tebliğ metodunun ana hatlarını çizmektedir. İnsanlar, genellikle üç gruptur:  Az-çok  bilgi  sahibi  olup,  düşünebilen ve  akıllarını  kullanabilenler;  daha  çok  tabiatlarıistikametinde davranan ve öncelikle faydalarını, çıkarlarını düşünen kitleler ve bir de inanmamak-ta ısrar edenler. Âyetin buyurduğu hikmetle ve güzel öğütle davet, gerektiğinde en güzel şekilde mücadele, bu üç grup için de söz konusu olabi-leceği gibi, bilhassa birinci gruptakiler hikmetle Allah’ın  yoluna  çağrılmalı,  onların  akıllarına, muhakemelerine hitap edilmeli ve Allah’ın yolu-nun doğruluğu ve bu yolda gitmenin gerekliliği delilleriyle  ortaya  konulmalıdır. İkinci  grupta-kilere  ise  güzel  öğüt  vermek  veya  va’z  etmek,  onların faydalarının nerede yattığını açıklamak, kısaca, onların bozulmamış selim fıtratlarına hi-tap etmek gerekir.İnanmamakta  direnen  üçüncü  gruptakilerle,  onların  inkârını  arttırmayacak,  onları  Allah’ın yoluna  ve  mü’minlere  düşman  hale  getirmeye-cek, kalblerini kazanacak, incitmeyecek en güzel şekilde tartışmak icap eder.AÜ

      “Geçmiş  vahyin  mensupları  ile  ...  en  güzel  şekilde  tartışın!”  Başka inançlara  bağlı  kimselerle  girilen  tartışmalarda  yöntem  olarak  en  güzel,  en  yumu­şak ve dolayısıyla en  akla ve  sağduyuya dayanan yöntemleri  seçmek konusundaki bu ısrar “dinde zorlama yoktur”  (2:256) ilkesiyle tam bir uyum ortaya koymaktadır.ESED

    Lafzen,  “maruz kaldığınız kadarıyla karşılık [veya “cevap”] verin”: bu talimatla, mümin­lerin,  başka inançlara bağlı kimselerle tartışırken kendilerini tutmaları ve muhatapları­na karşı asla onur kinci, zihnen tezyif edici olmayan davranış tarzlarını seçmeleri öğüt­leniyor.  Gerçi tartışmada kişinin dürüstlüğü ya da samimiyeti muhatabınca itham altı­na  sokulduğunda  buna  misliyle  karşılık vermek  caizdir;  ama  ayetin  devamı,  sabır ve itidalle  karşılamanın ahlakî planda daha tercihe değer olduğunu  ortaya koyuyor.ESED

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder