Nahl 101-102:
- Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimiz zaman, ki Allah(cc) adım adım ne indirdiğini çok iyi bilmektedir, (hakkı inkar edenler) :' Sen sadece uyduruyorsun' diyorlar. Halbuki onların çoğu bilmeyen, anlamayan kimselerdir. Onun, apaçık bir gerçeklik ve sarsılmayan bir doğruluk keyfiyeti içinde, imana erişenlerin durumunu güçlendirmek ve müslümanlara da bir doğru yol bilgisi, bir müjde olmak üzere, Rabbinden safha safha Kutsal Ilham ile indirildiğini söyle.
(
Dolayısıyla 95. ayetten devam edersek, yorulmuş, daralmış müminlere, Allah(cc) ile olan ahdleri hatırlatılıp ona sadık kalmaları konusunda hatırlatma yapıldıktan sonra, sabredenlere ve yerinde ve tutarlı davrananlara Allah(cc)'ın mükafatı hatırlatılıyor ve bu ahdin korunabilmesinin yolunun da ancak Kuran'dan geçtiği devamında belirtiliyor. Kuran'la yol haritalarını belirleyene ve ahdini koruyana da şeytanın hiç bir şey yapamayacağı bildirildikten sonra, burada da , ancak Kuran'la imana erenlerin güçlenebilecekleri ve doğru yol haritalarını bulabilecekleri açıklanıyor. Ahdimizi korumak için, o zaman, Kuran'a sarılmaktan başka ne yapabiliriz?.
Bu arada, Kuran, imana erişmiş olanların durumunu güçlendirip onlara sebat verirken, müslümanlara da bir yol haritası ve müjde.
Yani, bazı Müslüman alimlerin ileri sürdüğü gibi Kur’an'ın bir ayetinin hükmünü kaldmp “neshedip” onun yerine bir başka ayet koyarak değil, fakat önceki ümmetlere mahsus birtakım özel talimatların yerine Kur’an mesajını koyarak.
Yani, vahyin (yunezzil fiil formunun da îma ettiği) tedricî inişi Allah'ın planıyla uyum içindedir; öyle ki Allah istek ve buyruğunu bir plana göre insana tedricî olarak bildirmekte, insanlığın zihinsel ve toplumsal gelişme düzeyine göre bir talimatını bir başkasıyla değiştirmekte ve bütün bu süreci Kur’an mesajıyla doruğuna ulaştırmaktadır.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder