25 Şubat 2019 Pazartesi

Çalışma 26:
  •   Önceki ayetlerde, Allah(cc) istemediği ve cezalandıracağı insan profilini gösterip, nasıl olmamamız gerektiğini anlatmış, şimdi ise, Bir son müjde vermektedir.
    Ey iç huzura ermiş olan kişi! Rabbine, O'ndan hoşnut kalmış ve O'nu hoşnut etmiş olarak dön. Gir cennetime öteki sadık kullarımla birlikte.İç huzura etmiş(mutmain olmuş) kişi, Allah(cc)'ı hakkıyla tanımış, O'nun gönderdiği buyruklara bütün gönlü ile inanmış ve bunun gereğini yapmış (veya yapmaya çalışmış anlamı da vardır inşallah) kişidir.
    Razi'ni ayet ile ilgili yorumu çok güzel:
    1) Aklî kuvvet, sebepler zincirinde yükselmeye başladığında, her ne zaman zatı gereği "mümkin" bir sebebe varıp ulaştığında, akıl, bu sebebin başka bir sebebi olduğunu bilir, dolayısıyla burada durmaz, aksine herşeyden, daha üst şeye geçip tırmanmaya devam eder. Derken bu tırmanış, ihtiyaçların son bulduğu, zaruretlerin nihayete erdiği, zatı gereği vacibü´l-vücûd olan o yüce varlığa varıp dayanır. Binâenaleyh ihtiyaçlar o yüce varlığın katında sona erince, akıl da orada durur ve O´na yönelir ve artık O´ndan başkasına geçmez-yönelmez. Binâenaleyh akli kuvvet her ne zaman, mümkin varlıklardan birine dikkat etse ve ona yönelse, o şeyin yanında karar kılması imkansız olur. Fakat akıl, vacibü´l-vücûd´un celaline bakıp, herşeyin O´ndan olduğunu anladığında ise, bundan başkasına geçmesi imkansız olur. Böylece itminan´ın ancak vacibü´l-vücûd´un zikri ile elde edilebileceği sabit olur.

    2) Kulun sınırsız ihtiyaçları vardır. Allah´ın dışındaki herşey, Allah´ın imdadı müstesna, bekası ve kuvveti sonlu şeylerdir. Sınırsız-sonsuz olan ise, sonlu ile kuşatılamaz. Binâenaleyh kulun sınırsız ihtiyaçları karşısında, itminanın-istikrarın olabilmesi için, ancak Allah´ın sonsuz kemalinin bulunması gerekir. Böylece marifetullahı, Allah´dan başka bir maksad ile tercih eden hiçbir kimsenin mutmain olamayacağı; onun nefsinin de, nefs-i mutmainne olamayacağı; ama marifetullah´ı, başka şey için değil, ancak O´nun için isteyenin nefsinin ise, "nefs-i mutmainne" olacağı sabit olur. Böyle olan herkesin ünsiyeti Allah Sübhanehû ve Teâlâ ile, arzusu, Allah´a yönelik; bekası yine Allah ile, sözü Allah ile beraber olmuş olur. İşte bu sebeple de böylesi canlara, dünyadan ayrılırken, "Sen O´ndan razı, O, senden razı olarak dön Rabbine" denilir. Bu, insanın, ancak ilahi tefekkür kuvveti açısından veya tecrid ve tefridde (yani insanlardan uzak, tek başına olmada) kamil olduğunda faydalanabileceği bir sözdür









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder