- Bunun ardından, (Yusuf(as)'ın huzuruna getirildiler). Yusuf(as) arama işine öz kardeşi (Bünyaminden) önce diğer kardeşlerinden başladı ve sonunda kupayı öz kardeşinin yükünde buldu.
Yusuf(as) (dileğine ulaşması) için, Biz olayları işte böyle kurguladık. Allah(cc) böyle dilemeseydi, Kralın yasalarına göre, kardeşini alıkoyması imkansızdı. Biz dilediğimiz kimseyi (bilgice), yüksek derecelere çıkarırız, fakat her bilgi sahibinin de üstünde, herşeyi bilen (Allah(cc)) vardır.
(
Kıssanın anlamı artık açıkça ortada: kıssa, “[olacak olana dair] nihaî hüküm ancak Allah'a aittir” (yukarıda 67. ayet) temel öğretisinin yeni bir ifadesi durumundadır. Hz. Yusuf kardeşi Bünyamin'i yanında alıkoymak istemektedir; ama Mısır yasalarına göre küçük kardeşlerinin hukukî vasîsi durumunda olan öteki kardeşlerin izni olmadıkça bunu yapması mümkün değildir. Beri yandan kardeşlerin de babalarına verdikleri sözden ötürü Bünyamin'in kalmasına hiçbir şekilde razı olamayacakları ortadadır. Tek çare Hz. Yusuf'un onlara kim olduğunu açıklamasıdır; ama Hz. Yusuf buna henüz hazır olmadığı için Bünyamin'in onlarla eve dönmesine katlanmak zorunda kalır (bkz. yukarıda 72. not). Ona verdiği armağanın, Hz. Yusufun hiç beklemediği tarzda kazara ortaya çıkması her şeyi umulmadık biçimde değiştirir: çünkü şimdi artık Bünyamin hırsızlık yapmış gözükmekte ve ülke yasalarına göre Hz. Yusufun onu tutsak olarak alıkoyması, evinde tutması gerekmektedir. Kupa olayım îma eden “Hz. Yusufun dileğine erişmesi] için “Biz olayları işte böyle düzenledik (kidnâ) ” sözü göstermektedir ki, kaydettiği bu gelişmeler itibariyle olay Hz. Yusuf tarafından planlanmadığı gibi, sonuçları itibariyle de onun tahminlerinin üstünde seyretmiştir.ESED
Bu âyetlerde anlatılan hadise hakkında birtakım yorumlar yapılmışsa da, burada doğru olan tevcih, Allahü a’lem şu olsa gerektir:70’inci âyette Hz. Yusuf’un kardeşinin yükü-ne koyduğu kap için ‘sikaye’ kelimesi kullanıl-makta, 72’nci âyette kayıp meşrubat kabını ara-maya çıkanlar ona ‘suva’ demekte, 76’ncı âyette kardeşinin yükünden çıkan kap için kullanılan zamirle yine ‘sikaye’ye atıfta bulunulmaktadır. Ayrıca Kur’ân-ı Kerim, hadiselerdeki planı, “İşte Biz, Yusuf için böyle bir ‘plan’ kurduk.” demek-le Allah’a nisbet etmektedir. Bir başka nokta ola-rak, Hz. Yusuf’un su kabını kardeşinin yüküne koymasıyla, onu aramaya çıkanların kafileye seslenmesi arasına, iki hadisenin birbirinin deva-mı veya birbirine sebep-sonuç olduğu manâsına gelecek fe edatı yerine, ikisini birbirinden ayıran ve arada daha başka şeylerin de geçtiğine işaret eden, ‘sonra’ manâsına sümme kullanılmaktadır. Bütün bunlardan çıkarılabilecek sonuç şudur:Kral’ın bütün yetkilerini kullanan Hz. Yusuf (a.s.), sarayda Kral’a ait olduğu bilinen fakat kendisine hediye edilmiş olan veya kendisinin kullandığı çok kıymetli su kabını hediye olarak kardeşinin yüküne koymuştur. Saray görevlileri, ihtimal onu korumakla sorumlu olanlar, kabın yerinde olmadığını fark edip de onu yapılan ara-mada da bulamayınca, onu bulup getirene bir deve yükü buğday va’detmişler, bunun üzerine onu aramaya çıkanlar, buğday almak için dışa-rıdan gelen kervanlardan şüphelenmişlerdir. Hz. Yakub’un oğullarının yükleri aranınca kap Hz. Yusuf’un anne-baba bir kardeşinin yükünde çık-mış, bunun üzerine Hz. Yakub’un şeriatına göre Hz. Yusuf’un kardeşi sarayda alıkonmuştur. Bu-rada Hz. Yusuf’un kardeşi masum olmasına ve Hz Yusuf da bunu bilmesine rağmen, ümit edi-len netice ve Hz. Yusuf’un misyonu açısından, nasıl Hz. Yusuf uzun yıllar iftiralara katlanmak zorunda kalmışsa, kardeşi de bir süre bir suçla-maya katlanmak zorunda kalacaktır.Hadiseler belli bir neticeye göre cereyan etmiş-tir ve bütün hadiselere hükmeden Allah’tır. Dola-yısıyla âyette Cenab-ı Allah (c.c.), İşte Biz, Yusuf için böyle bir ‘plan’ kurduk buyurmaktadır. Bu, bizim açımızdan bir plandır ama, Hz. Allah (c.c.) açısından ise hadiseleri yönlendirmedir, hadiselere hükmetmedir, O’nun icraatıdır, kaderdir.Kader, mü’minler hakkında daima hayır yük-lüdür. Allah (c.c.), onlar için takdir buyurduğu hayır neticenin alınması yolunda, mü’minleri ha-talarından dolayı Kader’in taşlarına maruz bıraka-bilir. Bu taşlar, onların hatalarının affına sebeptir. İşte, Hz Yakub’un Hz. Yusuf ve kardeşi dışındaki oğulları, kardeşlerine karşı hatalarını kuraklıkla, Mısır yollarında, kardeşlerinin hırsızlık suçla-masına maruz kalması ve O’nu Mısır sarayında bırakmak mecburiyetinde kalmakla ödemişlerdir. Hemen arkadan gelecek olan âyet, onların Hz. Yu-suf ve ismi Ahd-i Atik’de Bünyamın olarak geçen kardeşi hakkında halâ iyi hisler beslemediklerini ve Hz. Yusuf’a halâ iftira atabilecek durumda ol-duklarını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, onla-rın Kader’den bir taşa maruz bırakılmaları gerek-mektedir. Onlar hakkında hayırlı olan da budur. Sonunda gerçeği bütün açıklığıyla görecek, ba-baları Hz. Yakub’un Hz. Yusuf’a niye daha fazla ihtimam gösterdiğini anlayacak, Allah’ın tercihine ve hakikate boyun eğecek, bu kendi haklarında da hayırlı olacak ve Allah’ın dini, Hz. Yusuf ve kardeşleri sebebiyle bir süre Mısır’da hakim hale gelecek, nesilleri Mısır’da önemli mevkiler elde edeceklerdir (Mâide Sûresi/5: 20). Bu kutlu hedef için asıl ve en büyük üzüntü, sıkıntı ve musibet-lere katlananlar ise, rasûl olmaları hasebiyle Hz. Yusuf ve Hz. Yakup’tur.A.Ü.)
5 Nisan 2020 Pazar
Yusuf 76:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder