5 Nisan 2020 Pazar

Yusuf 76:
  •  Bunun ardından, (Yusuf(as)'ın huzuruna getirildiler). Yusuf(as) arama işine öz kardeşi (Bünyaminden) önce diğer kardeşlerinden başladı ve sonunda kupayı öz kardeşinin yükünde buldu.
    Yusuf(as) (dileğine ulaşması) için, Biz olayları işte böyle kurguladık. Allah(cc) böyle dilemeseydi, Kralın yasalarına göre, kardeşini alıkoyması imkansızdı. Biz dilediğimiz kimseyi (bilgice), yüksek derecelere çıkarırız, fakat her bilgi sahibinin de üstünde, herşeyi bilen (Allah(cc)) vardır.
    (
    Kıssanın  anlamı  artık  açıkça  ortada:  kıssa,  “[olacak  olana  dair]  nihaî hüküm  an­cak Allah'a aittir” (yukarıda 67.  ayet) temel öğretisinin yeni bir ifadesi durumun­dadır.  Hz. Yusuf kardeşi Bünyamin'i yanında alıkoymak  istemektedir;  ama Mısır yasalarına göre küçük kardeşlerinin hukukî vasîsi durumunda olan öteki kardeş­lerin  izni  olmadıkça  bunu  yapması  mümkün  değildir.  Beri  yandan  kardeşlerin de  babalarına verdikleri sözden  ötürü  Bünyamin'in kalmasına  hiçbir şekilde  ra­zı olamayacakları ortadadır.  Tek çare  Hz.  Yusuf'un onlara kim olduğunu  açıkla­masıdır;  ama Hz.  Yusuf buna henüz hazır olmadığı için Bünyamin'in onlarla eve dönmesine  katlanmak  zorunda  kalır (bkz.  yukarıda  72.  not).  Ona verdiği  arma­ğanın, Hz. Yusufun hiç beklemediği tarzda kazara ortaya çıkması her şeyi umul­madık  biçimde  değiştirir:  çünkü  şimdi  artık  Bünyamin  hırsızlık  yapmış  gözük­mekte ve ülke yasalarına  göre  Hz.  Yusufun onu tutsak olarak alıkoyması,  evin­de  tutması  gerekmektedir.  Kupa  olayım  îma  eden  “Hz.  Yusufun  dileğine  eriş­mesi]  için  “Biz  olayları  işte  böyle  düzenledik (kidnâ) ” sözü  göstermektedir  ki, kaydettiği  bu  gelişmeler itibariyle  olay Hz.  Yusuf tarafından planlanmadığı  gibi, sonuçları  itibariyle  de  onun  tahminlerinin üstünde  seyretmiştir.ESED
    Bu âyetlerde anlatılan hadise hakkında birtakım yorumlar yapılmışsa da, burada doğru olan tevcih, Allahü a’lem şu olsa gerektir:70’inci âyette Hz. Yusuf’un kardeşinin yükü-ne  koyduğu  kap  için  ‘sikaye’  kelimesi  kullanıl-makta, 72’nci âyette kayıp meşrubat kabını ara-maya çıkanlar ona ‘suva’ demekte, 76’ncı âyette kardeşinin  yükünden  çıkan  kap  için  kullanılan zamirle  yine  ‘sikaye’ye  atıfta  bulunulmaktadır. Ayrıca Kur’ân-ı Kerim, hadiselerdeki planı, “İşte Biz, Yusuf için böyle bir ‘plan’ kurduk.” demek-le Allah’a nisbet etmektedir. Bir başka nokta ola-rak, Hz. Yusuf’un su kabını kardeşinin yüküne koymasıyla,  onu  aramaya  çıkanların  kafileye  seslenmesi arasına, iki hadisenin birbirinin deva-mı veya birbirine sebep-sonuç olduğu manâsına gelecek fe edatı yerine, ikisini birbirinden ayıran ve  arada  daha  başka şeylerin  de  geçtiğine  işaret eden, ‘sonra’ manâsına sümme kullanılmaktadır. Bütün bunlardan çıkarılabilecek sonuç şudur:Kral’ın bütün yetkilerini kullanan Hz. Yusuf (a.s.),  sarayda  Kral’a  ait  olduğu  bilinen  fakat  kendisine  hediye  edilmiş  olan  veya  kendisinin  kullandığı çok kıymetli su kabını hediye olarak kardeşinin yüküne koymuştur. Saray görevlileri, ihtimal  onu  korumakla  sorumlu  olanlar,  kabın yerinde olmadığını fark edip de onu yapılan ara-mada  da  bulamayınca,  onu  bulup  getirene  bir  deve  yükü  buğday  va’detmişler,  bunun  üzerine  onu  aramaya  çıkanlar,  buğday  almak  için  dışa-rıdan gelen kervanlardan şüphelenmişlerdir. Hz. Yakub’un  oğullarının  yükleri  aranınca  kap  Hz.  Yusuf’un anne-baba bir kardeşinin yükünde çık-mış, bunun üzerine Hz. Yakub’un şeriatına göre Hz. Yusuf’un kardeşi sarayda alıkonmuştur. Bu-rada  Hz.  Yusuf’un  kardeşi  masum  olmasına  ve  Hz Yusuf da bunu bilmesine rağmen, ümit edi-len  netice  ve  Hz.  Yusuf’un  misyonu  açısından, nasıl Hz. Yusuf uzun yıllar iftiralara  katlanmak zorunda kalmışsa, kardeşi de bir süre bir suçla-maya katlanmak zorunda kalacaktır.Hadiseler belli bir neticeye göre cereyan etmiş-tir ve bütün hadiselere hükmeden Allah’tır. Dola-yısıyla âyette Cenab-ı Allah (c.c.), İşte Biz, Yusuf için  böyle  bir  ‘plan’  kurduk  buyurmaktadır.  Bu,  bizim açımızdan bir plandır ama, Hz. Allah (c.c.) açısından ise hadiseleri yönlendirmedir, hadiselere hükmetmedir, O’nun icraatıdır, kaderdir.Kader, mü’minler hakkında daima hayır yük-lüdür.  Allah  (c.c.),  onlar  için  takdir  buyurduğu hayır neticenin alınması yolunda, mü’minleri ha-talarından dolayı Kader’in taşlarına maruz bıraka-bilir. Bu taşlar, onların hatalarının affına sebeptir. İşte, Hz Yakub’un Hz. Yusuf ve kardeşi dışındaki oğulları,  kardeşlerine  karşı  hatalarını  kuraklıkla, Mısır  yollarında,  kardeşlerinin  hırsızlık  suçla-masına  maruz  kalması  ve  O’nu  Mısır  sarayında bırakmak mecburiyetinde kalmakla ödemişlerdir. Hemen arkadan gelecek olan âyet, onların Hz. Yu-suf ve ismi Ahd-i Atik’de Bünyamın olarak geçen kardeşi  hakkında  halâ  iyi  hisler  beslemediklerini  ve Hz. Yusuf’a halâ iftira atabilecek durumda ol-duklarını  ortaya  koymaktadır.  Dolayısıyla,  onla-rın Kader’den bir taşa maruz bırakılmaları gerek-mektedir. Onlar hakkında hayırlı olan da budur. Sonunda  gerçeği  bütün  açıklığıyla  görecek,  ba-baları Hz. Yakub’un Hz. Yusuf’a niye daha fazla ihtimam gösterdiğini anlayacak, Allah’ın tercihine ve  hakikate  boyun  eğecek,  bu  kendi  haklarında da  hayırlı  olacak  ve  Allah’ın  dini,  Hz.  Yusuf  ve  kardeşleri sebebiyle bir süre Mısır’da hakim hale gelecek,  nesilleri  Mısır’da  önemli  mevkiler  elde  edeceklerdir (Mâide Sûresi/5: 20). Bu kutlu hedef için asıl ve en büyük üzüntü, sıkıntı ve musibet-lere  katlananlar  ise,  rasûl  olmaları  hasebiyle  Hz.  Yusuf ve Hz. Yakup’tur.A.Ü.
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder