25 Mayıs 2020 Pazartesi

Enam 52-53:
  •  O halde Rabbinin rızasını isteyerek, sabah-akşam O'na yalvaranları sakın yanından kovma. Sen onlardan hiç bir şekilde sorumlu değilsin, onlar da senden sorumlu değiller. Bu nedenle onları kovarsan zalimlerden olursun.
    İşte bu şekilde insanları birbiri aracılığı ile sınarız ki, sonunda :' Acaba Allah(cc) bizim yerimize onlara mı lütufta bulundu?' diye sorsunlar. Kimin şükrettiğini en iyi bilen Allah(cc) değil mi?.
    (
    Rivayetlere  göre bu ve bundan  sonraki  ayet,  Müslümanların Medine'ye  hicretle­rinden yıllar önce, Mekke'deki bazı  müşrik liderlerin, Hz. Peygamber'in eski kö­lelerden ve  takipçileri  arasmda  bulunan  diğer  “alt  tabaka”ya  mensup  kimseler­den uzak  durması  şartıyla  İslam'ı  kabul  etmeyi  düşünebileceklerini  bildirmeleri vesilesiyle nazil olmuştur (ki Hz. Peygamber,  bu talebi anında reddetmiştir). An­cak  bu  tarihî  atıflar,  yukarıdaki  pasajın  tam  bir  açıklamasını  yapamaz.  Kur’ânî metoda  göre  tarihî  olaylara  atıflar -ister  çağdaş  vakalara  isterse  eski  zamanlara ait  olsun- her  zaman, değişm ez tabiattaki  ahlakî  öğretileri  göstermek  amacıyla kullanılır: ve sözkonusu pasaj da bu açıdan bir istisna değildir. Tertip tarzının da gösterdiği gibi,  bu  pasaj,  İslam'ın  “alt tabaka”  mensuplan  ile değil,  ama  kelime­nin o günkü anlamıyla Müslüman olmadıktan halde Allah'a iman eden ve daima (“sabah ve akşam”) “O'nun nzasını (yani,  O'nun rahmetini ve kabulünü) arayan” insanlar  ile  bağlantılıdır:  ve  böylece,  52-53.  ayetler  51.  ayet  ile mantıkî bir  ilişki içindedir.  Öncelikle Hz.  Peygamber'e hitab etmesine rağmen bu pasajda seslen­dirilen  öğüt,  Kur’an'ın  bütün takipçilerine yöneliktir:  Onlar,  -inançtan  Kur’an'ın taleplerine  tam olarak cevap veremese bile- Allah'a  inanan  hiçbir kimseyi  kov­mamak,  ama  tersine,  Kur’an öğretilerini sabırla  açıklayarak onlara yardım etme­ye çalışmakla  emrolunmuşlardır.ESED.
    53. ayet ile ilgli olarak ta:
    Lafzen,  “Onlar,  aramızdan (m in  beyninâ)  Allah'ın  lütufta  bulunduğu  kimseler midir?”  Zemahşerî'nin  zikrettiği  gibi, min  beyninâ  ibaresi,  burada min  dûninâile aynı anlamda kullanılmıştır ki onun da bu bağlamda en doğru çevirisi  “bizim yerimize”  şeklinde  olabilir.  Bu,  Kur’an'ın Allah'ın  insana mesajmın nihaî  ifadesi olduğu  şeklindeki  İslâmî  yaklaşıma  karşı  gayr-i  müslimlerin  takındıkları  tahkir edici inkarcılığa bir işaret olarak görülmektedir. Yukarıda işaret edilen “sınama”, diğer  inançlara  mensup  insanların  bu  yaklaşımı  benimsemelerindeki  ve  kendi kültür ve  tarih çevrelerinin onlan bilinçli olarak veya bilinç  altından yakınlaştır­dığı İslam'a karşı önyargılarını  terk  etmelerindeki  isteksizlikleri  ile  ilgilidir.ESED.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder