- Allah(cc)'ın mesajını yalanlayanlar, zifiri karanlığa gömülüp kalmış, sagırlar ve dilsizlerdir. Allah(cc) kim(i) dilerse onu saptırır, dilediğini de doğru yola yöneltir.
(
Evet, Allah(cc)'ın mesajını gerçekten yalanlayanların demek ki iki temel tutumu vardır. Biri kulaklarını hakikate karşı kapatmak ve duymamazlıktan ve görmemezlikten gelmek. İkincisi de, duysa bile, onu dillendirmemek (günümüz tabiri ile, 'bana ne' cilik!). Dolayısıyla, insan, Allah(cc)'ı bilmek, tanımak ve O'nu anlatmak ve her yerde zikretmekle sorumludur.
“Allah'ın saptırması” ya da “sapıklık içinde bırakması”na ilişkin tüm Kur’ânî atıflar ancak, 2:26-27'de ortaya konan “Allah, kendisine karşı taahhütlerini bozan fasıklardan başkasını saptırmaz” ilkesiyle birlikte düşünülmeli, bu temel üzerinde değerlendirilmelidir (bu konuda ayrıca bkz. 2. sûre, 19. not); bu, şu demektir: insanın sapıp da “yoldan çıkması”, kelimenin avamî anlamıyla “kader”in ya da “alın-: yazısı”nın keyfî bir sonucu değil, fakat kesinlikle insanın kendi tutum ve eğilimlerinin bir sonucudur (karş. 2. sûre, 7. not). Yukarıdaki ayete ilişkin yorumunda Zemahşerî, insanın elinde tuttuğu bu serbest seçim imkanı üzerinde durarak şunu b e -: lirtmektedir: “Allah, tutum ve davranışlarının gidişi itibariyle asla imana ermeyeceğini bildiği insanların dışında hiç kimseyi saptırmaz, sapıklık içinde bırakmaz; ve yine Allah, imana olan eğilimini bildiği insanların dışında kimseyi doğru yola yöneltmez, doğru yola sokmaz. Bunun içindir ki, yukarıdaki ayette Allah'a izafe edilen ‘saptırma/sapıklık içinde bırakma’ ifadesi, Allah'ın, sapmaya eğilim gösteren kişiyi rahmet ve hidayetinden yoksun kılarak kendi haline bırakması (tahliye) anlamına, ‘doğru yola yöneltme’ (hidayet) ifadesi ise, bunu hak eden kişiye başarı (tevfik) ve destek sağlaması anlamına gelmektedir. Bu itibarla, “Allah, yüzüstü bırakılmayı hak edenlerin dışında kimseyi yüzüstü bırakmaz; buna karşılık yardım ve desteği hak edenlerin dışında kimseye yardım ve destek vermez.” Zemahşerî, l6:93'de benzer bir ifadeyi yorumlarken de şöyle diyor: “[Allah, bile-isteye] hakkı inkar yolunu seçip bu [inkarcılığılnda inat göstereceğini bildiği kimseyi yüzüstü bırakır; ve ... imanı seçeceğini bildiği kimseye de (bu yolda) yardım ve destek bahşeder: Bu durum, sonucun [insanın] serbest seçimine (ihtiyâr), yani [Allah'ın] destek ve yardımını mı yoksa yüzüstü bırakıp yardımından uzak tutmasını mı hak etmesine bağlı olduğunu göstermekte, insanın liyakatini hesaba katmayan cebrî yorumları hükümsüz kılmaktadır.”ESED)
22 Mayıs 2020 Cuma
Enam 39:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder