22 Mayıs 2020 Cuma

Enam 39:
  •  Allah(cc)'ın mesajını yalanlayanlar, zifiri karanlığa gömülüp kalmış, sagırlar ve dilsizlerdir. Allah(cc) kim(i) dilerse onu saptırır, dilediğini de doğru yola yöneltir.
    (
    Evet, Allah(cc)'ın mesajını gerçekten yalanlayanların demek ki iki temel tutumu vardır. Biri kulaklarını hakikate karşı kapatmak ve duymamazlıktan ve görmemezlikten gelmek. İkincisi de, duysa bile, onu dillendirmemek (günümüz tabiri ile, 'bana ne' cilik!). Dolayısıyla, insan, Allah(cc)'ı bilmek, tanımak ve O'nu anlatmak ve her yerde zikretmekle sorumludur.

    “Allah'ın  saptırması”  ya  da  “sapıklık  içinde  bırakması”na  ilişkin  tüm  Kur’ânî atıflar ancak,  2:26-27'de  ortaya  konan  “Allah,  kendisine  karşı  taahhütlerini  bozan fasıklardan başkasını saptırmaz”  ilkesiyle  birlikte  düşünülmeli,  bu temel  üzerinde değerlendirilmelidir (bu konuda ayrıca  bkz.  2.  sûre,  19.  not);  bu,  şu  demektir:  in­sanın sapıp da “yoldan çıkması”, kelimenin avamî anlamıyla “kader”in ya da “alın-: yazısı”nın keyfî bir sonucu  değil,  fakat kesinlikle insanın kendi tutum ve  eğilimle­rinin bir sonucudur (karş.  2.  sûre, 7.  not). Yukarıdaki ayete ilişkin yorumunda Ze­mahşerî, insanın elinde tuttuğu bu serbest seçim imkanı üzerinde durarak şunu b e -: lirtmektedir:  “Allah, tutum ve davranışlarının gidişi itibariyle  asla imana ermeyece­ğini bildiği  insanların  dışında  hiç  kimseyi  saptırmaz,  sapıklık  içinde  bırakmaz;  ve yine Allah,  imana  olan  eğilimini  bildiği  insanların dışında  kimseyi doğru yola  yö­neltmez,  doğru yola sokmaz.  Bunun  içindir ki, yukarıdaki  ayette Allah'a izafe  edi­len  ‘saptırma/sapıklık  içinde  bırakma’  ifadesi,  Allah'ın,  sapmaya  eğilim  gösteren kişiyi rahmet ve hidayetinden yoksun kılarak kendi haline bırakması (tahliye) an­lamına,  ‘doğru  yola  yöneltme’ (hidayet)  ifadesi  ise,  bunu  hak  eden  kişiye  başarı (tevfik) ve  destek sağlaması  anlamına  gelmektedir.  Bu  itibarla,  “Allah,  yüzüstü  bı­rakılmayı  hak  edenlerin  dışında  kimseyi  yüzüstü  bırakmaz;  buna  karşılık  yardım ve  desteği  hak  edenlerin  dışında  kimseye  yardım ve  destek  vermez.”  Zemahşerî, l6:93'de  benzer bir  ifadeyi yorumlarken  de  şöyle  diyor:  “[Allah,  bile-isteye]  hakkı inkar yolunu seçip bu [inkarcılığılnda inat göstereceğini bildiği kimseyi yüzüstü bı­rakır;  ve  ...  imanı seçeceğini bildiği kimseye  de  (bu yolda) yardım ve destek bah­şeder:  Bu  durum,  sonucun [insanın] serbest seçimine (ihtiyâr),  yani  [Allah'ın]  des­tek ve yardımını mı yoksa yüzüstü bırakıp yardımından uzak tutmasını mı hak et­mesine bağlı  olduğunu  göstermekte,  insanın liyakatini hesaba katmayan cebrî yo­rumları  hükümsüz kılmaktadır.”ESED)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder