Mearic 36-39:
- O halde bu hakikat inkarcılarına ne oluyor ki, kalabalıklar halinde, sağdan soldan şaşkın şaşkın dolaşarak, senin önünde dolanıp duruyorlar! Onlar bu şekilde cennete gireceklerini mi zannediyorlar? Asla! Biz onları çok iyi bildikleri o maddeden (nutfeden) yarattık.
(
Bu, yine 19. ayetteki “insan tatminsiz bir tabiata sahiptir” ifadesi ile bağlantılıdır (bkz. yukarıdaki not 7). Allah'ın varlığı hakikatini görmek istemeyen ve bu sebeple dünya görüşlerini üstüne oturtacakları sağlam bir temelden yoksun bulunan insanlar, aynı zamanda belli bireysel ve sosyal değer ölçülerinden de uzak olurlar. Bu nedenle, ne zaman pozitif bir iman çağrısı ile karşılaşırlarsa ruhî bir şaşkınlık içinde “oraya buraya koşuştururlar” ve kendilerini entellektüel olarak haklı çıkarmak için, her tarafa çekilebilir çelişkili kanıtlarla sözkonusu iman çağrısını çürütmeye çalışırlar — “sağdan ve soldan sana gelerek” istiaresinde dile getirilen tavır, bu tavırdır; ve onlar bütün güçlerini yüzeysel bir “çoğunluk iradesi” ile uyumlu olmaktan aldıkları için bunu yalnızca “kalabalıklar halinde” yapabilirler. ESED
Bir avuç dehri (ateist) kodaman dışında geniş müşrik yığınların, İbrahimî geleneğin bir kalıntısı olan belli belirsiz bir âhiret itikadının bulunduğuna delalet eder (Bkz:85/ Câsiye: 32, not 31 ve 47/Nebe': 3, not 4). Tıpkı Şeytan gibi, "Sağdan gelip "Eğer bunlar cennete girerse, biz dünden gireriz" diye aldatıyor, bir soldan gelip "Yok yok! Âhiret diye bir şey yok, diyorlar" şeklinde de anlaşılabilir. Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder