30 Haziran 2022 Perşembe

 Bakara 168-171:

  •  Ey insanlar, yeryüzündeki helal ve temiz olan şeylerden yararlanın, şeytanın izinden de gitmeyin. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Size yanlızca kötülüğü, gayr-i meşru olanı ve bilmediğiniz şeyleri Allah(cc)'a yakıştırmayı telkin eder. Ama onlara :' Allah(cc)'ın indirdiğine uyun' dendiğinde, onlar :' Hayır!, Biz sadece atalarımızdan gördüğümüze inanırız' derler. Ya ataları akıllarını hiç kullanmamış ve hidayetten nasip almamış iseler!. İşte bu;  hakikatı inkara şartlanmış olanların durumu, çobanın haykırışını işiten ama onu yanlızca bir ses ve çağrı şeklinde algılayan sürünün durumuna benzer. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler, zira akıllarını kullanmazlar.
    (
     Bu, Allah tarafından açıkça bildirilenlerden daha fazla emir ve yasağın O'na key­fî olarak izafe edilmesine işaret etmektedir (Zemahşerî).  Bazı müfessirler (mese­la, M enâr II,  89  vd.'da  Muhammed  Abduh)  bu  ifadenin  kapsamına,  Kur’an'da veya  sahih  Hadislerde  lafzen,  açık  olarak  belirlenmediği  halde  bazı  Müslüman alimlerin kendiliklerinden sübjektif kıyas yöntemleri ile çıkardıkları ve sonra  “Al­lah'ın  emirleri”  diye  ortaya  koydukları  sayısız  farazî  “hukukî”  talimatı  da  dahil etmişlerdir.  Bu  pasaj  ile öncekiler arasındaki  bağlantı  açıktır.  165-167.  ayetlerde Kur’an  “Allah'a ortak koşulan varlıklara  inanmayı  tercih edenleri’den söz etmek­tedir:  bu,  aynı  zamanda,  bu  kimselere  dinî ve  itikadî mahiyette buyruklar çıkar­ma  hakkı  izafe  etmeye ve ayrıca,  yalnızca  geçmişten kaynaklanması dışında bir anlamı olmayan  geleneklere  dinî bir geçerlilik yüklemeye  işaret eder (bkz.  son­raki ayet).ESED

     Bu,  lafzen,  şu  şekilde ifade edilebilecek olan vecîz  (elliptic) cümlenin biraz  ser­best  bir  çevirisidir:  “Hakikati  inkara  şartlanmış  olanlann  hali,  çığlık  ve  bağırış- dan  başka birşey  duymayan  çığırtkanın  haline  benzer.” N a‘k a fiili,  çoğunlukla, çobanın  sürüsünü  güderken  çıkardığı  belli  bir  anlamı  olmayan bağırtılan  tasvir etmek  için  kullanılır.ESED

    That is, "Satan makes people believe that these superstitious customs and restrictions upon food and drink are a part of religion and have been enjoined by Allah, although there is no authority to show that they are from Him."

    The only authority they have for their superstitious practices is that these have been the customs of their forefathers, and the foolish followers consider this a good authority.

    This parable has two aspects:

    (1) That these people are like those herds of cattle which merely hear the call and cry of the drovers and move about at the sound of their call without understanding the meaning of their words.

    (2) That preaching before them is like preaching to the cattle which only hear the sounds but do not comprehend the meaning and the implication of the words that are spoken to them. The words used are comprehensive and cover both the aspects.ET



    )

29 Haziran 2022 Çarşamba

 Bakara 167:

  •  Ve sonra o batıla tabi olanlar ; ' Keşke dünyaya ikinci kez dönme fırsatımız olsa da, onların bize sırt döndüğü gibi, biz de onlara sırt dönsek'. Böylece Allah(cc) onlara yaptıkları tüm işleri derin bir pişmanlık kaynağı olarak gösterecek ve onlar ateşten de çıkamayacaklar.
    (
    This helpless end of the ring-leaders and misguiders and their followers has been specially mentioned here to warn the Muslims to be very careful in selecting and electing their leaders and guides. The former communities weal astray because they followed wrong leaders and evil guides. The Muslims should, therefore, learn a lesson from their end and discriminate between leaders and misleaders and should not follow the latter. ET

    )

28 Haziran 2022 Salı

 Bakara 165-166:

  •  Nitekim, insanlar arasında öyleleri var ki, Allah(cc)'tan başkasını Allah(cc)'a denk tutarlar ve tıpkı Allah(cc)'ı severcesine onu severler. İman edenlerin ise Allah(cc)'a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir. Zulmedenler, azabı gördükleri zaman görecekler ki, bütün kuvvet Allah(cc)'ındır ve Allah(cc), azabı en şiddetli olandır. O gün haksız yere kutsananlar, kendilerine tabi olanları tanımamazlıktan gelecek ve onlara tabi olanlar bütün ümitleri paramparça olmuş şekilde , kendilerini bekleyen azabı çekeceklerdir.

27 Haziran 2022 Pazartesi

 Bakara 164:

  •  Kuskusuz, göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirini takip edişinde, insanlara faydalı yüklerle denizlerde akıp giden gemilerde, Allah(cc)'ın onu gökten indirerek ölü toprağa can verdiği ve her çeşit canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda, rüzgarların değişiminde, ve gökle yer arasında kendilerine tayin edilmiş güzergahlarda akıp giden bulutlarda,  düşünüp akledenler için bir çok deliller/mesajlar vardır.
    (
    Bu  ayet,  Kur’an'ın,  “akıllarını  kullananlar”a,  kainatı  kuşatan  bilinçli,  yaratıcı  bir Gücün  birçok tezahürü  olarak  tabiatın  her  gün  gösterdiği  olağanüstülükleri  ve insanın kendi yeteneğinin ürünlerini (“denizlerde seyreden gemiler”  gibi) gözet­lemeleri  için yaptığı  çağrılardan biridir. ESED

    Âyetin   sonu,   Allah'ın   vahyi   ithafıdır:   Kur'an düşünen topluma ithaf edilmiştir.  Bu iş için  bahşedilen  akıl,  eşya  ve  olaylardaki  âyet­leri  (kanunları)  okuyan  ruhanî  bir melekedir. MI

    Anyone who does not look around like an animal but makes an intelligent observation of the great system of the universe that is working day and night before his very eyes, and is not blinded by prejudice or obduracy, can see many a sign pointing to the Reality. He will certainly see that it is being ruled only by the All-Powerful, All-Wise Sovereign. He can also understand that Allah alone is the God of the whole universe and that there is absolutely no room for any kind of interference or partnership, for no one else has any quality or power or authority to entitle him to the claim of Godhead.   ET


    )

 Bakara 163:

  •  İlahınız tektir ve O'ndan başka ilah ta yoktur. O rahman ve rahimdir.

26 Haziran 2022 Pazar

 Bakara 161-162:

  •  Hakikatı inkara şartlanmış olanlar ve bu hal üzere ölenlere gelince; Allah(cc)'ın, meleklerin ve tüm insanlığın lanetine uğrayacak olanlar onlardır. Onlar bu lanetin içinde kalıcıdırlar ve onların ne azabı hafifletilecek ne de soluk almalarına imkan verilecektir.
    (
     Bu  âyet  159.  âyetin  tefsiridir.  Orada  üstü  kapalı  olarak  gelen  ibare  burada  açılmaktadır.  "Allah'ın laneti"  ifadesi ilâhî rahmetten  dışla­mayı  ifade  eder.  Fakat  devamındaki  âyetten  anlaşılacağı  gibi burada lanet  "cehennem"  an­lamındadır.MI

    The literal meaning of the word kufr is "to conceal". By and by it came to be used for the concealment of the Truth and then for its rejection, as the antonym of imam n. Iman means to believe, to accept and to admit, and kufr means to disbelieve, to reject and to oppose. According to the Qur'an, one shall be guilty of kufr.

    (1) If one does not believe in Allah at all or refuses to accept Him as the Supreme Authority or as one's Master and that of the entire Universe or as the only God of worship, or

    (2) If one professes to acknowledge Allah but refuses to accept His commandments and Guidance as the sole source of the knowledge of Truth and of Law, or

    (3) If one accepts on principle the Guidance of Allah, but refuses to accept the authority of the Messengers whom Allah has sent with His Commandments and Guidance, or

    4) If one accepts a particular Messenger (or Messengers) and rejects others according to one's whim or prejudices, or

    (5) If one discards the whole or any part of the Islamic creed, or its code of life, or the teachings of the Messenger, or

    (6) If one accepts all these things in theory but discards the Commandments of God deliberately in practice and persists in this conduct and leads a life of rebellion instead of submission.

    All the above modes of thought and action are rebellion against Allah and are kufr according to the Qur'an. Besides the above usages, the Qur'an sometimes uses the word kufr in the sense of ingratitude as an antonym of shukr. Shukr means that one should be grateful only to Him Who has bestowed the blessing, should appreciate His favour,.should use and spend the blessing only according to His Will, and should submit to Him completely and faithfully like a loyal servant. On the contrary, kufr or ingratitude is that one should either refuse to acknowledge the favour of one's benefactor, and should regard it as a result of one's own ability, or as a favour and result of the influence of another one, or should depreciate the blessing bestowed by Him and waste it, or should use the blessing against His Will, or should adopt an attitude of rebellion against him inspite of His favours and blessings. Such an attitude of kufr is generally described as ingratitude, disloyalty, rebellion and treason.ET

    )

25 Haziran 2022 Cumartesi

 Bakara 159-160:

  • İndirmiş olduğumuz apaçık delilleri ve safi hidayet kaynağı olan ayet ve delilleri Biz insanlar için Kitap'ta ortaya koyduktan sonra gizleyenler varya, Allah(cc)'ın laneti onların üzerinedir ve  bütün lanet edecilerin laneti de onların üzerinedir. Fakat tövbe edip, durumu düzelten ve hakikatı ortaya koyan başka!, işte onların tevbesini Ben kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çok esirgeyenim.
    (

    إِلاَّ الَّذِينَ تَابُواْ وَأَصْلَحُواْ وَبَيَّنُواْ

    Tevbenin şartları; öncelikle tevbe etmek, sonra yapılan yanlışı düzeltmek ve sonra da yapılan yanlışı ve haksızlığı beyan etmektir. Kuru kuru -tevbe ettim- demenin bir anlamı yoktur.

    )

24 Haziran 2022 Cuma

 Bakara 158:

  •  Unutmayın ki, Safa ve Merve Allah(cc)'ın sembollerindendir. Böylece , hac veya umre için mabede gelenlerin bu ikisi arasında gidip gelmelerinde bir mahsur yoktur. Zira, eğer kişi, yapması gerekenden daha fazla hayır yaparsa, bilsin ki, Allah(cc) şükre bol karşılık verendir, her şeyi bilendir.
    (
     Lafzen,  “Allah'ın sembolleridir.”  Mekke'de,  Kâbe'nin  hemen  yakınında  bulunan Safâ ve Merve adındaki iki alçak kayalık tepe arasındaki sahanın,  Hz.  İbrahim'in Allah'ın  buyruğu  ile  Hâcer'i  ve  bebek  yaştaki  oğlu  Hz.  İsmail'i  çölde  terkettiği (bkz.  yukarıdaki 102.  not) ve  anne Hâcer'in bundan  dolayı  acı ve  ızdırap  çekti­ği mekan olduğu  rivayet  edilir.  Susuzluktan  kıvranan  ve  çocuğunun hayatından endişeye kapılan Hâcer,  iki kaya  arasında  koşup duruyor ve yardım  için Allah'a yalvarıyordu.  Sonunda  Hâcer'in Allah'a  güveni ve  sabrı,  hem kendisini  hem  de çocuğunu  susuzluktan  ölmekten  kurtaran bir su kaynağının -bugüne  kadar ge­len ve Zemzem Kuyusu diye bilinen suyun- keşfiyle mükâfaatlandırıldı. Hâcer'in bu şiddeüi imtihanının ve Allah'a  güveninin anısıyla  Safâ ve  Merve,  İslam önce­si  zamanlarda  bile  imanın  ve  sıkıntılara  göğüs  germenin  sembolleri  olarak  gö­rülmeye başlandı:  ve bu özellik,  Safâ ile Merve'nin neden sabır ve Allah'a güven erdemlerini konu  alan  ayetler  içinde  zikredildiğini  de  açıklamaktadır  (Râzî).ESED

    The running between Safa and Marwah (the two hills) near the Ka'bah was one of the rituals taught by Allah to Abraham in connection with Hajj. But afterwards when the people began to associate false gods with Allah, they built temples on Safa and Marwah and dedicated these to two idols, Asaf and Na'ilah, and went round them in reverence to them. When the Arabs embraced (slant, a question arose whether running between Safa and Marwah was one of the original rituals of Hajj or whether this had been invented by the worshippers of false gods and whether they would not be guilty of practising shirk by running between the two hills.

    Besides this, a Tradition related by Hadrat 'A'ishah says that the people of Madinah had an old aversion to running between Safa and Marwah even before they accepted Islam for they were devotees of Manat and did not worship Asaf and Na'ilah. Therefore, now when the Ka'bah was made the qiblah, Allah removed their misunderstanding concerning the running between Safa and Marwah and told them that this ritual had really been connected with Hajj ever since the time of the Prophet Abraham and was not the invention of the ignorant people after hire.   ET

    )

23 Haziran 2022 Perşembe

 Bakara 154-157:

  •  Allah(cc) yolunda öldürülenlere -ölü- demeyin, onlar diridirler ama siz farkında değilsiniz. Kesinlikle sizlere, korkuyla, açlıkla, mal, can ve verim kaybıyla  ile kendinizi ortaya koyabilme fırsatı(وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ) vereceğiz. Ama, sabredenleri müjdele. Onların başlarına bir şey geldiği zaman :'إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ' derler.  İşte onlar, Rablerinin sürekli destek ve bağışlamasına mazhardırlar. Doğru yolda olanlar da onlardır.
    (
    These words are to be uttered merely with the tongue, but we whould believe sincerely from the core of our hearts that "We belong to Allah and to none else." Thus, if anything is sacrificed in the way of Allah, if is spent rightly because it has gone to His service to Whom it really belonged."
    "We shall certainly return to Him" :"We shall not live here for ever but shall have to leave this world one day. Thus, sooner or later we must die and go to Allah. It is, therefore, far better to fight in His way and lay down our lives for His sake than to pass our lives in self-seeking and self-worship and then die of some disease or accident." ET

    )

22 Haziran 2022 Çarşamba

 Bakara 153:

21 Haziran 2022 Salı

 Bakara 151-152:

  •  Nitekim size kendi aranızdan bir peygamber yolladık. Sizlerin kendinizi geliştirip potansiyelinizi ortaya koymanızı(وَيُزَكِّيكُمْ) sağlıyor, size Kitap'ı ve Hikmet'i öğretiyor, bilmediğiniz şeyleri öğretiyor. Şu halde, Beni anın ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın Bana nankörlük yapmayın.
    (
    https://teheccutzamani.blogspot.com/2022/06/blog-post_5.html
    )

20 Haziran 2022 Pazartesi

 Bakara 149-150:

  •  Dolayısıyla her nereden yola çıkarsan çıkın, yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin. Bilin ki, bu emir Rabbinden gelen bir hakikattır ve Allah(cc) yaptıklarınızdan habersiz değildir. Tekrar, her nereden yola çıkarsanız cıkın, yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yana çevirin ki, onlar içerisinde zulümde  direnenler hariç, insanların size karşı kullanacakları bir delilleri olmasın. Sakın onlardan korkmayın, yanlız Bana karşı sorumluluk bilinciyle davranın ki, size karşı olan nimetimi tamamlayım, size de doğru yolu bulasınız.

19 Haziran 2022 Pazar

 Bakara 147-148:

  •  Hakikat Rabbinden gelendir. O halde sen, şüpheye düşenlerden olma. Her toplumun kendine göre yöneldiği bir kıblesi/istikameti vardır. O halde, siz iyilikte yarışın. Nihayetinde ,siz nerede olursanız olun, Allah(cc) tümünüzü biraraya toplayacaktır. Şüphesiz, Allah(cc) her şeye kadirdir.
    (
     Lafzen,  “herkesin...  bir istikameti vardır.” Hz.  Peygamberin Ashâbı ile sonraki  dö­nemlerde  yaşamış  hemen  hemen  bütün  klasik  müfessirler  bunu,  çeşitli  dinî top­luluklara ve  onların ibadetlerindeki farklı  “Allah'a yöneliş” biçimlerine bir atıf ola­rak görürler.  İbni Kesîr, bu ayet ile ilgili yommunda,  bunun,  5:48'de yer alan “her biriniz  için  [farklı]  bir  sistem ve  [farklı]  bir hayat  tarzı  tayin  ettik”  ibaresi  ile  içsel bağlantısını  vurgular.  “Her  toplumun”  Allah'a  teslimiyetini  ifade  ederken  “kendi istikametine doğru yöneleceği” ifadesi, ilk olarak, insanın namazda Allah'a yaklaş­ma niyetinin çeşitli zamanlarda ve çeşitli toplumlarda farklı biçimler aldığına (me­sela, Hz.  İbrahim'in kıble olarak Kâbe'yi seçmesi, Yahudilerin Kudüs'e öncelik ver­meleri,  ilk dönem Hristiyan kiliselerinin doğuya yönelmeleri ve Kur’an'ın Kâbe ile ilgili  buyruğu);  ikinci  olarak,  namazın  hangi  yöne  doğru  kılındığının  -sembolik anlamı ne kadar önemli de olsa- inancın özünü teşkil etmediğine işaret eder; çün­kü Kur’an,  “gerçek erdemlilik,  yüzünüzü  doğuya  veya  batıya  çevirmeniz  ile  ilgili değildir”  (2:177) ve “Doğu da Batı da Allah'ındır”  (2:115 ve  142) buyurmuştur.  So­nuç olarak, Kâbe'yi Müslümanlann kıblesi olarak tayin eden vahiy, ne öteki itikad- ların  mensupları ile bir tartışmanın konusu yapılmalı,  ne  de  onların Kur’an vahyi­nin gerçekliğine  inanmamalan  için bir sebep  teşkil etmelidir (M enârll,  21  vd.)ESED

    There is a subtle gap between the first sentence and the second, which has been left for the reader to fill. Everyone who wants to offer his Prayer must turn his face to one or the other direction. But the real thing that matters is not the direction of the face at prayer but those virtues which are to be gained by offering the prayer. Hence the thing that really matters is the spirit and real purpose of the Prayer and not any particular direction or place. ET


    )

18 Haziran 2022 Cumartesi

 Bakara 145-146:

  •  Kitap ehli, onlara her türü delili getirsen de , senin kıblene yönelmezler. Zaten onlar birbirlerinin kıblesine de yönelmezler. Ve eğer sana ilim geldikten sonra, onların kıblesine uysaydın, kendine zulmetmiş olurdun. Kitap ehli, onu (yöneldiğiniz kıble olan Kabe'yi) kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanır bilirler. Fakat , onların bazısı hakikatı bildikleri halde, örtbas ederler.
    (
    This Arabic idiom is employed when one knows something with certainty and has absolutely no doubt about its identity. The metaphor has been derived from the fact that none can make any mistake in recognizing one's own children. Here it has been used to show that the learned people of the Jews and Christians knew it as a fact that the Ka'bah was built by the Prophet Abraham, just as they knew their own children. They also knew that the Holy Temple at Jerusalem was built by the Prophet Solomon some 1,300 years after the Ka'bah was built by the Prophet Abraham. The Ka'bah, therefore, had priority and superiority over the "Temple" and the Jews and the Christians should have no difficulty in recognizing and acknowledging it as the qiblah in the light of the above historical facts.  ET
    )

17 Haziran 2022 Cuma

 Bakara 144:

  •  Biz senin yüzünü sık sık gökyüzüne çevirdiğini görüyoruz ve şimdi sizi tam tatmin edecek bir kıbleye döndürüyoruz.Artık yüzünü Mescid-i Haram'a çevir, siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o yana döndürün. Doğrusu kendilerine daha önce vahiy tevdi edilmiş olanlar , bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu çok iyi bilirler, ve Allah(cc) onların yaptıklarından habersiz değildir.

16 Haziran 2022 Perşembe

 Bakara 142-143:

  •  İnsanlar arasındaki bir takım darkafalı düşüncesizler:' Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeçiren nedir?' diyecekler. De ki:' Doğu da Batı da Allah(cc)'ındır. O dileyeni/dilediğini doğru yola iletir'. İşte böylece sizin dengeli bir toplum olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Resul de size örnek ve model olsun. Ve elçiye uyanlar ile gerisin geriye dönenler arasında net bir ayrım yapmak için, senin daha önce yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay, Allah(cc)'ın yol gösterdikleri hariç, herkes için zor bir sınavdı. Allah(cc) sizin imanda ısrarınızı kesinlikle zayi etmeyecektir. Elbette ki, Allah(cc) insanlara karşı çok şefkatli ve merhamet kaynağıdır.

15 Haziran 2022 Çarşamba

 Bakara ara özet-3:

  •  Allah(cc)'ın mescidlerinde, ibadet edilmesini engellediler ve onların tahrib olmasını sağladılar.
  • Allah(cc)'a olur/olmaz isnadlarda bulundular.
  • Halbuki yürekten inanıp tasdik edebilecekleri bir çok mucize/ayet varken, onlar yine de olur/olmaz isteklerde bulundular. (-Allah(cc) neden bizle konuşmuyor?-)
  • Kendi inandıkları gibi inanmayanları asla kabullenmezler.
  • İbrahim(as) neslinden geliyor olmak bir ayrıcalık değildir. Halbuki hanif olan İbrahim(as)'ın dinine uymaları gerekiyordu. Eğer onları takip ediyorlarsa, ne İbrahim(as),  ne İsmail(as), ne Yakup(as), ne de İshak(as)  yahudi veya hristiyan değildi.

14 Haziran 2022 Salı

Bakara ara özet-2:

  •  İsrailoğulları, yukarıda sayılan genel münafık karakterlerini sergileyerek, kendilerine indirilenden uzaklaşıp, kendi uydurduklarına inanmaya ve tapmaya başlayarak yahudileştiler ve benzer davranış tarzları hristiyanlarda da ortaya çıkarak dinlerini bozdular. Neler yaptılar özetleyelim;
    • Basit çıkarlar karşılığı hakikatı inkar ettiler, halbuki sadece, Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi duymaları gerekiyordu. Hakkı batılla örtüp bile bile hakkı gizlediler.
    • İnsanlara sözde iyiliği emrediyor, fakat kendileri aynı şeyi yapmıyorlardı.
    • Allah(cc) onları bir zamanlar bütün milletlere üstün kıldığı halde, onlar bunu unuttular ve hurafelere daldılar.
    • Onlara zulmedenlere karşı Allah(cc)'ın bir çok yardımını hemen unuttular. Bir çok seferler Allah(cc)'a isyana etmelerine rağmen, Allah(cc)'ın rahmet ve merhameti ile af edildiler, ama sapkınlıkları ile kendilerine zarar vermeye devam ettiler.
    • Bozgunculuk ve taşkınlık çıkarmayın dendiği halde, onlar dinlemeyip, saldırganca tutumlarını devam ettirdiler.
    • Allah(cc)'ın onca verdiği nimetleri unutarak, daha aşağılık isteklerde bulundular, ve bundan dolayı alçaklık ve yoksulluk mührü kendilerine vuruldu.
    • (Tabi, iman edenlerden ve bu yahudi ve hristiyanlardan ve sabiilerden, iman edip salih amel işleyenlerin Allah(cc) indinde yerleri ayrıdır ve hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.)
    • Allah(cc) karşı sorumluluk bilinci taşıyın dendiği halde, her zaman sözlerinden döndüler.
    • Allah(cc)'ın buyruklarını hep zorlayarak, nerdeyse yapmamaya çalışıyorlardı.
    • Allah(cc)'ın kelamını işitip kavradıkları halde, bile bile onu tahrif ettiler. Bunların arasında ilahi kelamla pek ilgilenmeyenler de vardı, ve onlar da çeşitli kuruntularla ve zanla hareket ediyor, kendi uydurduklarına inanıyorlardı.
    • Kendilerinin doğru olduguna inanıp Allah(cc)'a iftira atıyorlardı.
    • Allah(cc), onlardan şunları sözünü almıştı;
      • Allah(cc)'tan başkasına kulluk etmeyin
      • Anne-babaya, yakınlara,öksüzlere ve biçarelere ne yapılması gerekiyorsa yapınız
      • İnsanlara ne söylenmesi gerekiyorsa onu söyleyin
      • Salatı sıkı sıkı takip edin
      • Zekatı yerine getirin
      • Birbirinizin kanını dökmeyin
      • Birbirinizi yurdunuzdan çıkarmaya çalışmayın
    • Bütün bunlara rağmen onlar, halklarından bir kısmını yurtlarından söküp, onlara karşı nefret ve günahkarlıkta yarıştılar, hem onları esir alıp hem de sonra kurtarmak için fidye istediler. Ahiretlerini feda edip geçici dünya hayatını satın aldılar.
    • Ne zaman bir elçi onlara hoşlarına gitmeyen bir şey getirse, küstahça başkaldırdılar, kimini yalanladılar, kimini öldürdüler. -Biz zaten bileceğimizi biliyoruz- dediler.
    • Allah(cc)'ın lütfunu dilediği kuluna bahşetmesini kıskanarak, hakikatı inkar edip boş gurura kapıldılar.
    • Allah(cc)'ın onca nimetine karşı hep haince bir davranış tarzı sergilediler.
    • Kendilerine hakikat haykırılınca, -dinledik ama itaat etmiyoruz- dediler.
    • Herkesden daha hırsla hayata bağlandılar, hatta müşriklerden bile daha hırslı davrandılar, dünya hayatı ve şaşası onları bütüledi, onlara kalsa, bin yıl yaşamak istediler.
    • Zaten onların çoğu iman etmezler ve fasıktırlar.
    • Sanki gerçeği bilmiyorlarmış gibi, Allah(cc)'ın kitabına sırt döndüler, kendi önderlerinin uydurduğu yalan ve desiselerin peşine takıldılar. 
    • Sırf hasedlerinden dolayı, İmanı inkarla değiştirdiler ve yoldan saptılar. Salatı ikame edip, zekatı gerçekleştireceklerine inkarı yeğlediler.
    • Kendilerinden başkasını da cennete sokmazlar, halbuki muhsin olarak Allah(cc)'a yönelenden başkası kurtulamaz.

13 Haziran 2022 Pazartesi

 Bakara ara özet:

  • Bakara süresi, medinede inen ilk süre olması özelliği ile genelde müslümanlara hitap ediyor ve geldiğimiz ayet itibari ile, başlangıçtaki münafık tanımı ve özellikleri, yahudi ve hristiyanlar üzerinden örneklendirilerek, özetle; siz de yahudileşmeyin, hristiyanlaşmayın deniliyor. Şimdi münafıkların özellikleri ile başlayarak ilk bölümü özetleyelim.


    Münafıklar ;
    •  Sanki Allah(cc) onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiş gibidirler, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
    • Bir kısmı -Allah(cc)'a ve ahiret gününe inandık- derler ama onlar mümin değildirler. Allah(cc)'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar, halbuki sadece kendilerini aldatırlar. Kalpleri hastalıklıdır ve sanki Allah(cc) ta onların hastalığını arttırmıştır.
    • Onlara -Yeryüzünde yozlaşmaya ve çürümeye yol açmayın- dendiğinde ; -Biz sadece düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışıyoruz- derler. Halbuki bunu yapan kendileridir, idrak etmezler. -Siz de diğer insanların iman ettiği gibi edin- dendiğinde; -Şu dar kafalılar gibi mi?- diyerek gerçek iman sahipleriyle alay ederler.
    •  Bu münafıklar gerçek iman sahipleri ile karşılaştıklarında - Biz de sizin gibi iman ettik- derler, ama kendi şeytan kisveli arkadaşları ile beraberken -Biz onlarla alay ediyoruz- derler. Onlar hidayet karşılığı sapıklığı aldılar, doğru yola gelmeye de niyetleri yoktur.
    • Sağırdır, dilsizdir ve kördürler. Ne doğruyu duymak, ne hakikatı haykırmak ne de gerçekleri görmek isterler.
    • Onlar çakan yıldırımlar içinde korunmak için kulaklarını tıkayan kişi kadar ahmakça davranırlar.
    • Onlar , Allah(cc) 'la olan sözleşmelerini bozanlardır. Allah(cc)'ın korunmasını emrettiği bağları koparırlar ve yeryüzünde ahlaki çürümeye sebep olurlar.
    • İblis onların fikir babasıdır. (İblis'in Adem(as)'ı görünce gösterdiği kıskançlık ve isyan örnektir)

12 Haziran 2022 Pazar

 Bakara 140-141:

  •  Yoksa siz:' İbrahim(as), İsmail(as), Yakup(as), İshak(as) ve onların nesillerinden gelenlerin yahudi veya hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?'. De ki:' Siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah(cc) mı?. Allah(cc) tarafından kendisine verilen bir delili/şahitliği örtbas edenden daha zalim kim olabilir? Ama Allah(cc) yaptıklarınızdan gafil değildir'. O toplumlar şimdi geçip gittiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından dolayı sorgulanacak değilsiniz.
    (
    This question was addressed to their scholars, who were not ignorant of the fact that Judaism and Christianity with their special rituals, etc., were the products of a later age. In spite of this they were under the delusion that the Truth was confined to their own sects, and they kept their common people under the delusion that salvation depended on those beliefs, ways and regulations, which had been invented, long after the Prophets, by their own rabbis and priests, spiritual leaders and interpreters. Whenever they were confronted with the question: "To which of these sects of yours did Abraham, Isaac, Jacob and other Prophets belong?", they would never answer this directly. For they could not claim that those Prophets belonged to their particular sect as they knew that history proved that claim to be absurd. But, in spite of this established fact, they could not admit it in clear words that the Prophets were neither Jews nor Christians, because this would have automatically refuted their claims. ET

    )