5 Nisan 2023 Çarşamba

 Nisa 29-30:

  •  Ey iman edenler, birbirinizin mallarını haksız yollarla, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, heba etmeyin (yemeyin), ve kendinize kıymayın. Zira, Allah(cc) sizin için bir rahmet kaynağıdır. Bunu düşmanca bir niyetle ve zulum için yapana gelince, Biz onu ateşin azabına mahkum edeceğiz, zira bu Allah(cc) için çok kolaydır.

    (
    Yukarıdaki cümleciğin başındaki illâ edatına alışılmış karşılığı olan  “hariç” veya “olmadıkça”  anlamları verildiği  takdirde  ibareyi  şu şekilde çevirmek  gerekecek­tir:  “Karşılıklı  anlaşmaya  dayanan ticar(î bir faaliy)et olmadıkça.”  Ancak bu  for­mül  birçok  müfessiri  şaşırtmıştır.  Çünkü  lafzî  anlamıyla  alındığında  yukarıdaki ibare,  karşılıklı  anlaşmaya dayalı  ticaretten  doğan  haksız kazançların,  “birbirini­zin mallarını  haksız yollarla heba etmeyin”  şeklindeki genel yasaklamanın dışın­da  tutulduğu  intibaını  vermektedir.  Bu,  Kur’an'ın öngördüğü  ahlakî çerçeve  ışı­ğında  kabulü  mümkün  olmayan  bir  varsayımdır.  Müfessirlerin  çoğunluğu,  bu güçlüğü  aşabilmek  için, illâ  edatının  bu  bağlamda  “ama”  anlamına  geldiği  ve dolayısıyla  yukarıdaki  cümleciğin şu  şekilde  anlaşılması  gerektiği görüşünü  ifa­de  etmişlerdir:  “Ama  karşılıklı  anlaşmaya  dayalı yasal ticaret yoluyla birbirinizin mallarından  yararlanmanız  sizin  için  meşrudur.”  Ne var ki bu  yorum,  hayli zor­lama  ve sunî olması dışında,  “yasal ticaret”in burada neden başka birinden  eko­nomik  menfaat  sağlamanın  tek  meşru  aracı  olarak  sayıldığını açıklayamamakta- dır.  Nitekim Râzî'nin bu ayet ile ilgili yorumunda haklı olarak belirttiği gibi,  “he­diye, vasiyet,  kanunî miras,  sadaka,  mehir veya uğranılan zararlardan dolayı  alı­nan tazminat gibi araçlar yoluyla ekonomik kazanç sağlamak daha az meşru de­ğildir;  öyleyse ticaret dışında,  [meşru] servet edinmenin pek çok yolu vardır.”  O halde  neden  burada  yalnızca  ticaret  vurgulanmıştır  —üstelik,  özel  olarak  ticarî konularla  ilgili olmayan  bir bağlamda?  Bana  göre,  bu bilmecenin gerçekten  tat­minkar bir cevabı ancak illâ edatının dilbilimsel  bir analizi yoluyla elde edilebi­lir.  Bu  edat,  alışılmış  “hariç”  veya  “olmadıkça”  anlamları  dışında bazan -K âm ûsve Muğnîde  de  işaret  edildiği  gibi- sadece  “ve”  bağlacı  anlamına  da  gelmekte­dir;  aynı  şekilde,  eğer  önüne  negatif bir  cümlecik gelirse,  “ne” veya  “ve  ne  de” (ve-lâ) ile  eşanlamlı  olur.  Mesela  27:10-ll'de  olduğu gibi,  “Benim katımda  elçi­ler için korku yok,  ...  kimse için de (illâ). "Şimdi illâmn bu özel kullanımını ko­numuz olan pasaja uygularsak şu karşılığı elde ederiz:  “Ne de karşılıklı anlaşma­ya  dayanan  ticaret  yoluyla  [onu  yapamazsın]”,  veya  sadece  “hatta  karşılıklı  an­laşmaya  dayanan  ticaret yoluyla  da  olsa”,  ki  bu  karşılıkta  anlam daha  bir belir: ginlik kazanmış  olur.  Müminler,  başka  bir kimsenin  mal varlığını haksız  şekilde tüketmekten  alıkonulmuşlardır,  bu  başka  kişi  -zayıf taraf olarak-  şartların  bas­kısıyla  böyle  bir haksızlığa  veya  sömürülmeye  razı  olsa bile.  Ayrıca,  benim ter­cih  ettiğim  karşılık,  müminlere  başkasının  mal  varlığına  imrenmemeyi  tavsiye eden  32.  ayetle  de  mantıkî bir bağlantı  içindedir.ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder