Nisa 29-30:
- Ey iman edenler, birbirinizin mallarını haksız yollarla, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, heba etmeyin (yemeyin), ve kendinize kıymayın. Zira, Allah(cc) sizin için bir rahmet kaynağıdır. Bunu düşmanca bir niyetle ve zulum için yapana gelince, Biz onu ateşin azabına mahkum edeceğiz, zira bu Allah(cc) için çok kolaydır.
(
Yukarıdaki cümleciğin başındaki illâ edatına alışılmış karşılığı olan “hariç” veya “olmadıkça” anlamları verildiği takdirde ibareyi şu şekilde çevirmek gerekecektir: “Karşılıklı anlaşmaya dayanan ticar(î bir faaliy)et olmadıkça.” Ancak bu formül birçok müfessiri şaşırtmıştır. Çünkü lafzî anlamıyla alındığında yukarıdaki ibare, karşılıklı anlaşmaya dayalı ticaretten doğan haksız kazançların, “birbirinizin mallarını haksız yollarla heba etmeyin” şeklindeki genel yasaklamanın dışında tutulduğu intibaını vermektedir. Bu, Kur’an'ın öngördüğü ahlakî çerçeve ışığında kabulü mümkün olmayan bir varsayımdır. Müfessirlerin çoğunluğu, bu güçlüğü aşabilmek için, illâ edatının bu bağlamda “ama” anlamına geldiği ve dolayısıyla yukarıdaki cümleciğin şu şekilde anlaşılması gerektiği görüşünü ifade etmişlerdir: “Ama karşılıklı anlaşmaya dayalı yasal ticaret yoluyla birbirinizin mallarından yararlanmanız sizin için meşrudur.” Ne var ki bu yorum, hayli zorlama ve sunî olması dışında, “yasal ticaret”in burada neden başka birinden ekonomik menfaat sağlamanın tek meşru aracı olarak sayıldığını açıklayamamakta- dır. Nitekim Râzî'nin bu ayet ile ilgili yorumunda haklı olarak belirttiği gibi, “hediye, vasiyet, kanunî miras, sadaka, mehir veya uğranılan zararlardan dolayı alınan tazminat gibi araçlar yoluyla ekonomik kazanç sağlamak daha az meşru değildir; öyleyse ticaret dışında, [meşru] servet edinmenin pek çok yolu vardır.” O halde neden burada yalnızca ticaret vurgulanmıştır —üstelik, özel olarak ticarî konularla ilgili olmayan bir bağlamda? Bana göre, bu bilmecenin gerçekten tatminkar bir cevabı ancak illâ edatının dilbilimsel bir analizi yoluyla elde edilebilir. Bu edat, alışılmış “hariç” veya “olmadıkça” anlamları dışında bazan -K âm ûsve Muğnîde de işaret edildiği gibi- sadece “ve” bağlacı anlamına da gelmektedir; aynı şekilde, eğer önüne negatif bir cümlecik gelirse, “ne” veya “ve ne de” (ve-lâ) ile eşanlamlı olur. Mesela 27:10-ll'de olduğu gibi, “Benim katımda elçiler için korku yok, ... kimse için de (illâ). "Şimdi illâmn bu özel kullanımını konumuz olan pasaja uygularsak şu karşılığı elde ederiz: “Ne de karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla [onu yapamazsın]”, veya sadece “hatta karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla da olsa”, ki bu karşılıkta anlam daha bir belir: ginlik kazanmış olur. Müminler, başka bir kimsenin mal varlığını haksız şekilde tüketmekten alıkonulmuşlardır, bu başka kişi -zayıf taraf olarak- şartların baskısıyla böyle bir haksızlığa veya sömürülmeye razı olsa bile. Ayrıca, benim tercih ettiğim karşılık, müminlere başkasının mal varlığına imrenmemeyi tavsiye eden 32. ayetle de mantıkî bir bağlantı içindedir.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder