Kehf 13-14:
- Şimdi sana onların başından geçen ibretlik hadiseyi bütün gerçekliği ile anlatacağız. Onlar, Rablerine inanmış bir grup gençti ve Biz onlara doğru yolda gidişatlarında derin bir bilgi ve bağlılık nasip ettik. Kalplerine tam bir kuvvet ve metanet verdik. Küfre başkaldırdıkları zaman aralarında şöyle demişlerdi:' Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, asla ilah diye O'ndan başka varlıklara yönelmeyiz. Aksi halde, gerçek dışı pek saçma bir şey söylemiş oluruz'.
(
Bir çoğu muhatapları tarafından efsaneleşmiş haliyle de olsa bilinen bu kıssa ve mesellere vahyin katkısı, onlar hakkındaki tarihsel malumatı düzeltmeye indirgenemez. Vahyin asıl katkısı, bu kıssa ve mesellerin hangi ebedi gerçeğe ve değişmez hakikate atıf olduğunu, yani kıssadan alınacak "hisse"yi göstermektir. Bu suretle Kur'an'ın bütün kıssa ve meselleri anlatmaktaki asıl amacının tarihi bilgi vermekten çok öte, ahlâkî ders çıkarmak ve ibret almak olduğu açıktır. Başta bu kıssa olmak üzere, Âdem, Habil ve Kabil, Yusuf, Musa ve Harun, Süleyman ve Belkıs, Hârût ve Mârût gibi bir çok kıssa, Yahudi dinî metinlerinde de ele alınır. Fakat bu kıssaları Kur'an'ın ele alış tarzıyla söz konusu metinlerin ele alış tarzı arasında öze ilişkin dikkat çekici bir fark vardır (Bkz: Yusuf sûresinin girişi). Bu fark, Kur'an'ın bu kıssaları ebedi hakikate bir atıf olarak nakledip, onları kimi zaman kendisinden ahlâkî dersler çıkarılması gereken birer 'ibret vesikası', kimi zaman da 'örneklik simgesi' olarak takdim etmesidir Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder