21 Nisan 2021 Çarşamba

 Kehf 30-31:

  •  İman edip, salih amel işleyenlere(آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ) gelince, Biz onların yerinde ve tutarlı davranışlarını ve amellerini(أَحْسَنَ عَمَلًا) asla zayi etmeyiz. İşte onlara içinden ırmakların çağladığı Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurulacaklar, kendilerine altın bilezikler takılacak ve ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyeceklerdir. Ne güzel bir ödül ve ne hoş bir makamdır orası.
    (
    Salih amelin, diğer bir açıklamasını bu ayette görüyoruz ki o da yerinde ve tutarlı davranışlardır.

    Krallar,  hükümdarlar,  bilezikler  takar  ve  en  güzel ipekten murassa elbiseler giyerlerdi. İnsan-ların dünya mutluluğu adına en çok özendikleri de, bu saray refahıydı. Âyet, Cennet’in lezzetle-rini, insanların gözündeki ve hayal edebilecekleri en  büyük  refah  ve  mutluluk  olduğundan,  buna  kıyas  etmektedir.  Fakat  bu  demek  değildir  ki,  Cennet’te de dünyadaki mukabillerinin ancak bu şekilde tarif edilebileceği mutluluk sebep ve va-sıtaları elbette olmayacaktır.AÜ

    İdraki  aşan  bir  âlem  hakkında  konuşurken  zorunlu  olarak  başvurulan  dolaylı  anlatımın  ifadesi  olan bu  kumaşlar,  döneminin  en  gözde  ve  tanınan  kumaşları  olmalıdır  ki,  Ebu  Ubey-de  ve  Ferrâ  gibi  ilk  müfessirler  bu  isimleri  açıklama  gereği  bile  duymamışlardır.  Cümle­nin ilk kısmı edilgen yapıda (takılacak),  ikinci  kısmı   etken  yapıdadır   (kurulacaklar).   Etken   kısım,  mü'minlerin  amellerine  karşılık  olarak  elde  edecekleri,  edilgen  kısımsa  emeklerinin  ötesinde  Allah'ın  onlara  armağan  olarak  bah-şedeceği  güzellikleri  ifade  eder.  Dünyadayken  mü'minlerin  inançları  uğruna  yaptıkları  feda­kârlıklar  ve  ortaya  koydukları  özverili  tavır  sonucunda tattıkları  gönüllü her mahrumiyet, âhirette  karşılığını  bir  biçimde  mutlaka  bula­caktır.  Hz.  Peygamber'in  erkekler için  ipek ve altın  gibi  bir  parça  kadınlara  özgü  süs  ve  takı  unsurlarından  uzak  durması ve  başkalarını  da  buna özendirmesi, bu âyetin verdiği mesaj  çer­çevesinde  çok  daha  doğru  anlaşılacaktır.  Sö­zün  özü:  Cennet,  kalıcı  güzelliklerin  üretildi­ği   merkezdir;   geçici   dünyevi   güzelliklerden   gönüllü   olarak  uzak   duran  mü'mine   ikram   edilir.  Şu  bir  gerçektir  ki,  âhiret  hayatına  iliş­kin  tüm  tasvir  ve  tanımlamalar,  mecazî  ol­mak   durumundadırlar.   İnzal,   sadece  vahyin  aşkın  ilâhî  kaynağından  içkin  insani  hedefine  "taşınmasını"  değil,  aynı  zamanda  âhiret  ha­yatı gibi insan idrakine kapalı olan gaybî haki­katlerin  beşerin  bilinç  düzeyine  "indirilmesi­ni"  de  ifade  eder.MI
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder