Kehf 30-31:
- İman edip, salih amel işleyenlere(آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ) gelince, Biz onların yerinde ve tutarlı davranışlarını ve amellerini(أَحْسَنَ عَمَلًا) asla zayi etmeyiz. İşte onlara içinden ırmakların çağladığı Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurulacaklar, kendilerine altın bilezikler takılacak ve ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyeceklerdir. Ne güzel bir ödül ve ne hoş bir makamdır orası.
(
Salih amelin, diğer bir açıklamasını bu ayette görüyoruz ki o da yerinde ve tutarlı davranışlardır.
Krallar, hükümdarlar, bilezikler takar ve en güzel ipekten murassa elbiseler giyerlerdi. İnsan-ların dünya mutluluğu adına en çok özendikleri de, bu saray refahıydı. Âyet, Cennet’in lezzetle-rini, insanların gözündeki ve hayal edebilecekleri en büyük refah ve mutluluk olduğundan, buna kıyas etmektedir. Fakat bu demek değildir ki, Cennet’te de dünyadaki mukabillerinin ancak bu şekilde tarif edilebileceği mutluluk sebep ve va-sıtaları elbette olmayacaktır.AÜ
İdraki aşan bir âlem hakkında konuşurken zorunlu olarak başvurulan dolaylı anlatımın ifadesi olan bu kumaşlar, döneminin en gözde ve tanınan kumaşları olmalıdır ki, Ebu Ubey-de ve Ferrâ gibi ilk müfessirler bu isimleri açıklama gereği bile duymamışlardır. Cümlenin ilk kısmı edilgen yapıda (takılacak), ikinci kısmı etken yapıdadır (kurulacaklar). Etken kısım, mü'minlerin amellerine karşılık olarak elde edecekleri, edilgen kısımsa emeklerinin ötesinde Allah'ın onlara armağan olarak bah-şedeceği güzellikleri ifade eder. Dünyadayken mü'minlerin inançları uğruna yaptıkları fedakârlıklar ve ortaya koydukları özverili tavır sonucunda tattıkları gönüllü her mahrumiyet, âhirette karşılığını bir biçimde mutlaka bulacaktır. Hz. Peygamber'in erkekler için ipek ve altın gibi bir parça kadınlara özgü süs ve takı unsurlarından uzak durması ve başkalarını da buna özendirmesi, bu âyetin verdiği mesaj çerçevesinde çok daha doğru anlaşılacaktır. Sözün özü: Cennet, kalıcı güzelliklerin üretildiği merkezdir; geçici dünyevi güzelliklerden gönüllü olarak uzak duran mü'mine ikram edilir. Şu bir gerçektir ki, âhiret hayatına ilişkin tüm tasvir ve tanımlamalar, mecazî olmak durumundadırlar. İnzal, sadece vahyin aşkın ilâhî kaynağından içkin insani hedefine "taşınmasını" değil, aynı zamanda âhiret hayatı gibi insan idrakine kapalı olan gaybî hakikatlerin beşerin bilinç düzeyine "indirilmesini" de ifade eder.MI
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder