2 Nisan 2021 Cuma

 Gaşiye 17-20:

  •  Peki, (o inkarda direnenler) bakmazlar mı, yağmur yüklü bulutlar(الْإِبِلِ) nasıl yaratılmış? Ve bakmazlar mı gök nasıl yükseltilmiş! Ve dağlara, nasıl sağlam dikilmiş! Ve toprağa nasıl yayılmış!
    (
    Yeniden dirilmeyi ve  öteki dünyadaki  hayatı  inkar etmenin bilinçli Yaratıcı  kavra­mını  tamamiyle  anlamsız  hale  getireceğine  işaret;  ayetin  birinci  bölümünde  “yeni­den dirilmeyi  inkar edenler”  sözlerini  eklememin sebebi budur —İbil (الْإِبِلِ) ismi  ise,  ön­celikle,  “develer”  anlamına gelir, ki tekil şekli olmayan ve sadece çoğul şekilde kul­lanılan  bir cins  ismidir  (generic  plural).  Ama  bu  isim,  aynı  zamanda  “yağmur taşı­yan  bulutlar”  için  de  kullanılmaktadır (Lisânu'l-Arab,  Kâmûs,  Tâcu'l-Arâs):  ki bu karşılık, yukarıdaki anlam örgüsü içinde daha tercihe şayan olan bir karşılıktır. Eğer bu  terim  “develer”  anlamında  kullanılmış  olsaydı,  yukarıdaki  ayette  ona  yapılan atıf,  sadece,  Hz.  Peygamber'in  çağdaşı  olan  Araplara  hitab  etmiş  olurdu.  Çünkü dikkat  çekici  dayanıklılığı,  çok  çeşitli  işlerde  (binme,  yük  taşıma,  süt ve  et  verme, yün kaynağı olma gibi) kullanılabilmesi ve çöl ortasında yaşayan insanlar için ade­ta  vazgeçilmez  bir  değer  taşıması  gibi  sebeplerden  dolayı  deve,  Araplar  arasında daima hayranlık ve bağlılık duyulan bir hayvan olmuştu. Ayrıca,  “develer”in kasde- dilmiş olması, anlamı belirli bir çevrenin ve belirli bir zamanın insanları ile (geçmiş olaylara  tarihî atıfların faydasından bile yoksun şekilde) sınırlamış olacağından,  bu­rada  hiç  dikkate  alınmamalıdır.  Çünkü  Kur’an'da,  Allah'ın yarattığı  evrenin  olağa­nüstülüklerini gözlemlemek için yapılan çağrı,  bütün zamanların ve bütün toplum- ların  insanlarına  yöneliktir.  Bu  nedenle, İbil teriminin burada  “develer”  için  değil, ama  “yağmur yüklü  bulutlar”  için  kullanıldığını  varsaymak  için  birçok  neden var­dır: Ayrıca, burada suyun buharlaşması, buharın göğe yükselmesi, yoğunlaşması ve sonunda yere  düşmesi şeklindeki olağanüstü dönüşümlü  sürece yapılan işaret, ne kadar  hayranlık  verici  ve  faydalı  olsalar  da  “develeri’e yapılan  atıftan  çok,  sonraki ayeüerde  (18-20.  ayetler)  gökyüzüne,  dağlara  ve  yeryüzüne  yapılan  atıf  ile  daha uyumlu  görünmektedir.ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder