6 Nisan 2021 Salı

 Kehf 4-5:

  •  Ayrıca (bu ilahi kelam) :'Allah(cc) bir oğul edindi' diyenleri uyarman içindir. Oysa O'nun hakkında ne kendilerinin ne de atalarının bir bilgisi vardır.  Bu söyledikleri ne ağır bir söz!. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar!.
    (
     İslâm’ın ilk günlerinden beri Yahudi ve Hıristiyanların  pek  çoğu,  Mekkeli  müşrikleri İslâm’a karşı  desteklediler.  Önceki  sûre,  son  âyetinde  Allah’ın  asla  bir  çocuk  edinmediğini  de  ifade  ile  Tevhid’i  vurgulayarak  bitmişti;  bu  sûre  de,  aynıgerçeği  tekrarlayarak  başlamaktadır.  Kur’ân,  Allah’ın  bir  oğul,  bir  çocuk  edinmediğini  bilhassa  belirtmekle,  O’nun  doğma,  doğurma  gibi,  yara-tılmışların  özelliklerinden  münezzeh  bulundu-ğunu,  ayrıca  hem  teslisi  doktrin  haline  getiren  Hıristiyanların  iddia  ettiği  gibi  Hz.  İsa’nın,  hem  de zamanında bazı Yahudilerin ileri sürdüğü gibi Hz.  Üzeyir’in  –haşa–  Allah’ın  oğlu  olabileceğini ve O’nun Mekkeli müşriklerin yakıştırdıkları gibi kızları olduğunu kesin bir dille reddetmektedir.Müfessirler arasındaki genel görüş, biraz son-ra kıssaları anlatılacak olan Mağara Arkadaşları-nın (Ashab-ı Kehf) Hz. İsa’nın Tevhid üzerinde sabit takipçilerinden olduğu şeklindedir. Sûre’nin Cenab-ı Allah’ın asla çocuğu, oğlu olamayacağı-nı ifade ile başlaması ve buna vurgu yapması, bu konuda bir ipucu, bir ima teşkil edebilir.AÜ

    Âyette geçen ve aslında “babalar” demek olan, fakat  “atalar”  manâsına  da  gelen  âbâ  kelimesi,  Kilise  Babaları’na  da  atıfta  bulunuyor  olabilir.  Çünkü âyet, Mekkeli müşriklerin Cenab-ı Allah’a kızlar isnat etmelerini redden daha çok, bunu da içine alacak şekilde, Allah’ın asla oğlu olamayaca-ğını beyan buyurmaktadır. Bilindiği gibi, Hıristi-yanlığın inanç esaslarının temelinde Kilise Baba-ları’nın önemli yeri olduğu gibi, bilhassa Katolik Hıristiyanlık’ta  Kilise’nin  sözü  muteberdir  ve  halk  sadece  Kilise’yi  taklit  eder.  Bu  bakımdan, Hıristiyanlık’ta  iman  dogmatik,  yani  araştırma-dan, sormadan bağlanmadır. Meselâ, akla da ters olan  teslis  itikadı  gibi  inanç  esasları,  “bunlar  bilmeye,  akıl  erdirmeye  değil,  inanca  konudur;  öyle  ise,  inanmak  gerekir”  şeklinde  izah  edilir.  Bu âyet, böyle bir anlayışı da reddetmekte, hiçbir  kesin  bilgiye  dayanmayan  babaların(ataların)  –bunlar  Kilise Babaları da olsa– inançlarının körü körüne takip edilemeyeceğine vurgu yapmaktadır.AÜ
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder