28 Temmuz 2022 Perşembe

 Bakara 213:

  •  İnsanlar bir zamanlar tek bir topluluk idi, (sonra ihtilafa düşmeye başladılar) ve bunun üzerine Allah(cc), müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi ve onlar aracılığı ile vahiy(ler) bahşetti ki, bununla insanların farklı görüşler edinmeye başladıkları her konuda karar verebilsinler. Buna rağmen hakikatın bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa düşenler bizzat bu vahyin tevdi edildiği bu insanlar idi. Ancak , Allah(cc) inananları, kendi iradesiyle, üzerinde ihtilafa düştükleri hakikate sevketti. Çünkü, Allah(cc) ulaşmak isteyeni doğru yola ulaştırır.
    (
     Kur’an,  insanlığın başlangıçtaki  durumunu tasvir etmek için ummeten vahideten(bir tek  topluluk)  ifadesini  kullanırken,  ilk  bakışta  sanılacağı  gibi,  insanlık tari­hinin şafağındaki efsanevî “altın çağ” düşüncesini dile getirmemektedir. Bu ayet­te  kasdedilen  şey,  insanın  saf zihinsel  durumunun ve  o  ilk  çağlarda  içinde  ya­şadığı basit sosyal düzenin karakteristiği olan,  içgüdüsel kavrayışların ve eğilim­lerin nisbî homojenliğinden başka  bir şey değildir.  Bu  homojenlik,  beşer toplu- munun  mensuplan  arasındaki  bilinçli  bir  uzlaşmadan  çok,  zihinsel  ve  duyusal farklılaşmanın eksikliğine dayandığından,  insanın daha sonra kaydettiği tekamül derecesi karşısında çözülmeye mahkum idi. İnsanın düşünce hayatı daha da kar­maşık/zengin  hale  gelirken  duyusal  kapasitesi  ve  bireysel  ihtiyaçları  da  daha fazla  farklılaştı;  düşünce  ve  menfaat  çatışmaları  öne  çıkmaya  başladı  ve  insan­lık,  hayat  görüşü  ve  ahlakî değerleri  açısından  “bir tek topluluk”  olmaktan  çık­tı:  işte ilahî rehberlik bu aşamada zorunlu hale geldi.  (Unutulmamalıdır ki el-ki-tâb,  burada -Kur’an'ın başka birçok yerinde olduğu gibi- herhangi bir özel met­ni değil, bu şekildeki ilahî vahyi temsil etmektedir.) Yukandaki Kur’an pasajının bu  şekilde  yorumlanması,  ünlü  sahâbî Abdullah  b.  Mes'ûd'un  onu,  “Bütün  in­sanlık tek bir topluluktu, sonra farklılaşmaya başladılar (fe'htelefû) — bunun üze­rine Allah...  peygamberler gönderdi” şeklinde okuması gerçeğiyle de teyid edil­mektedir.  İbni Mes'ûd'un burada vurguladığı fe'htelefû kelimesi  Kur’an'ın  genel olarak  kabul  edilen  metninde  yer  almadığı  halde,  hemen  hemen  bütün  müfes- sirler onun  bu  anlam akışı içinde  mevcut olduğu  görüşündedirler.ESED

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder