Bakara 213:
- İnsanlar bir zamanlar tek bir topluluk idi, (sonra ihtilafa düşmeye başladılar) ve bunun üzerine Allah(cc), müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi ve onlar aracılığı ile vahiy(ler) bahşetti ki, bununla insanların farklı görüşler edinmeye başladıkları her konuda karar verebilsinler. Buna rağmen hakikatın bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa düşenler bizzat bu vahyin tevdi edildiği bu insanlar idi. Ancak , Allah(cc) inananları, kendi iradesiyle, üzerinde ihtilafa düştükleri hakikate sevketti. Çünkü, Allah(cc) ulaşmak isteyeni doğru yola ulaştırır.
(
Kur’an, insanlığın başlangıçtaki durumunu tasvir etmek için ummeten vahideten(bir tek topluluk) ifadesini kullanırken, ilk bakışta sanılacağı gibi, insanlık tarihinin şafağındaki efsanevî “altın çağ” düşüncesini dile getirmemektedir. Bu ayette kasdedilen şey, insanın saf zihinsel durumunun ve o ilk çağlarda içinde yaşadığı basit sosyal düzenin karakteristiği olan, içgüdüsel kavrayışların ve eğilimlerin nisbî homojenliğinden başka bir şey değildir. Bu homojenlik, beşer toplu- munun mensuplan arasındaki bilinçli bir uzlaşmadan çok, zihinsel ve duyusal farklılaşmanın eksikliğine dayandığından, insanın daha sonra kaydettiği tekamül derecesi karşısında çözülmeye mahkum idi. İnsanın düşünce hayatı daha da karmaşık/zengin hale gelirken duyusal kapasitesi ve bireysel ihtiyaçları da daha fazla farklılaştı; düşünce ve menfaat çatışmaları öne çıkmaya başladı ve insanlık, hayat görüşü ve ahlakî değerleri açısından “bir tek topluluk” olmaktan çıktı: işte ilahî rehberlik bu aşamada zorunlu hale geldi. (Unutulmamalıdır ki el-ki-tâb, burada -Kur’an'ın başka birçok yerinde olduğu gibi- herhangi bir özel metni değil, bu şekildeki ilahî vahyi temsil etmektedir.) Yukandaki Kur’an pasajının bu şekilde yorumlanması, ünlü sahâbî Abdullah b. Mes'ûd'un onu, “Bütün insanlık tek bir topluluktu, sonra farklılaşmaya başladılar (fe'htelefû) — bunun üzerine Allah... peygamberler gönderdi” şeklinde okuması gerçeğiyle de teyid edilmektedir. İbni Mes'ûd'un burada vurguladığı fe'htelefû kelimesi Kur’an'ın genel olarak kabul edilen metninde yer almadığı halde, hemen hemen bütün müfes- sirler onun bu anlam akışı içinde mevcut olduğu görüşündedirler.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder