Bakara 180-181:
- Herhangi birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir hayr bırakıyorsa, anne/baba ve diğer yakınlarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı. Bu, Allah(cc)'a karşı sorumluluk duyanlar için bir yükümlülüktür. Ve kim, böyle bir hükmü duyduktan sonra değiştirirse, böyle davranmanın günahı, yanlızca onu değiştirenedir. Doğrusu Allah(cc) herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
(
Bu cümlede geçen hayr kelimesi, sadece “servet”i değil, “yeterli bir zenginliği” gösterir: ve bu, arkasında yeterli bir zenginlik bırakan kimsenin, ailesinin özellikle bunu hak eden fertlerine 4:ll-12'de zikredilen şeriat tarafından belirlenmiş/değişmez paylara ilaveten -ve onların dağıtımından önce- vasiyette bulunması gerektiği buyruğunu açıklamaktadır. Hay?ın bu yorumu, özellikle bu ayete istinad eden Hz. Ayşe ve Ali b. Ebî Tâlib'in sözleriyle desteklenmektedir (karş. Zemahşerî ve Beydâvî).ESED
Hayır hem serveti hem değeri ifade eder. Kur'an'ın dünya malına özünde iyi olan bir şey olarak baktığını gösterir. İnsanın fıtratı gibi bir de "malın fıtratı"ndan söz etmek caizse eğer, malın fıtratı da iyi, güzel ve hayr üzerinedir. Burada mal yerine hayır gelmesi, hem helâl servetin hayır oluşuna, hem de her hayrın servet oluşuna delalet eder. Kim ne birik-tirirse onu vasiyet eder. Hz. Peygamber'in veda hutbesi onun vasiyetiydi. MI
Buradan anlıyoruz ki, ölen kişinin geride bıraktığı hayr'dır, hasene değil. Hayr olarak bıraktıgından yararlananlar kaşılığında Yüce Rabbim, 1/10 karşılığını verir diye düşünebiliriz, fakat daha önceden de bildiğimiz gibi hasene'nin karşılığını Yüce Rabbim biliyor, tümüyle farklı bir boyut. Dolayısıyla, kişinin ölmeden önce malını hasene işlerde harcamasında büyük fayda var, yoksa bıraktığı sadece hayr olarak kalıyor. Yüce Rabbim en doğrusunu bilir.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder