Zümer 54-58:
- Şimdi , azap gelip sizi bulmazdan önce Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra size kimse yardım edemez.
Azap başınıza ansızın ve siz farkında değilken gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen (Kuran'a) en uygun ve tutarlı bir şekilde(أَحْسَنَ) uyun ki, hiç kimse :' Allah(cc)'a karşı umursamaz davrandığım ve hakikati küçümseyenlerden olduğum için yazıklar olsun bana!' demek zorunda kalmasın.
Yahut :' Allah(cc) beni doğru yola iletseydi, ben de Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davrananlardan(الْمُتَّقِينَ) olurdum' diyerek (boş bir mazaret ileri sürme zorunda kalmasın).
Yahut, azabı gördüğünde :' Keşke bana bir defa daha şans verilse de, yerinde ve tutarlı davranış sergileyenlerden(الْمُحْسِنِينَ) olsam' diyerek (boş bir temenniyi seslendirme zorunda kalmasın)
(
Son iki âyet, imanla ilgili olarak üç temel düs-tur ortaya koymaktadır:• Prensip olarak, Cenab–ı Allah, dilediğini affe-debilir, fakat uygulama olarak O, affını tev-beye ve hâlin ıslahına bağlamıştır.
- Ebedî kurtuluş için iman ve teslimiyet za-ruridir. Mü’min olmakla Müslüman olmak arasında fark vardır. Müslüman olmanın ise iki boyutu söz konusudur. İlk olarak, eğer bir insan iman esaslarına gönülden inanır ve İslâm’ın hükümlerini yerine getirirse, o müs-lümandır. Böyle biri, aynı zamanda mü’min-dir de.
- İkinci olarak, eğer bir insan, kalben inanmasa bile, iman ikrarında bulunur, inkâr ifade eden bir ikrarına rastlanmaz, hiç olmaz-sa Cuma namazını kılar, üzerine düşen zekâtıverir ve Müslümanların kestiğinden yerse, o insan da hukuken müslümandır, Müslüman muamelesi görür, fakat kalben, yani aslen kâ-firdir. Böylelerine “münafık” denir. Eğer bir insan iman esaslarına gönülden inanıyorsa, bu insan mü’mindir ve kendisinden İslâm’ın hükümlerini yerine getirmesi beklenir. İman ikrarında bulunan ve küfrü gerektirici bir söz ve davranışına rastlanmayan her insan, kalben mü’min olsun veya olmasın, dünyada mü’min kabul edilir ve mü’min muamelesi görür.
- 54’üncü âyette ifade buyrulan azaptan kasıt Âhiret azabı olabileceği gibi, artık iman etme-nin kabulüne mani azap (Mü’min Sûresi/40: 85) veya her ikisi de olabilir. Ölümün geri dönülmezliğini gösteren kesin alâmetler belir-diğinde ve kişi bunun farkına vardığında şirk ve küfürden yapılan tevbe, yani iman makbul olmadığı gibi, Cenab–ı Allah’ın pek çok ikaz-lardan sonra önceki bazı toplulukların başında patlayan türdeki ceza veya azapları geldiğinde yapılan iman ikrarı da makbul değildir.AÜ
Evet, nihayetinde, eğer insan Allah(cc)'a yönelmez ve O'na teslim olmassa, her ne kadar Allah(cc)'ın rahmeti ve merhameti sonsuz ise de, kendisini kurtaramaz. Asıl olan, insanın Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranması ve yerinde ve tutarlı davranışlar sergileyerek kendisini düzelttiğini kanıtlaması gerekir. Ki , bu vesileyle, Yüce Rabbim, onun kötü işlerini görmezden gelsin ve yaptığı işlerin en güzeli ile de onu ödüllendirsin. Kuru bir tevbenin pek bir faydası yoktur, asıl olan, ıslah ve düzeltmedir.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder