Mümin 7-9:
- Bu dünyanın sorumluluğunu hisseden ve onu taşıyanlar ile onlara yakın olanlar, hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler. O'na inanıp güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler. Ve şöyle derler:' Rabbimiz sen her şeyi rahmetinle ve ilminle kuşatmışsın. Tevbe edip Senin yoluna tabii olanları bağışla ve onları dehşetli cehennem ateşinin azabından koru. Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih amel işleyenleri vaad ettiğin adn cennetine koy. Şüphesiz, kudret ve hikmet sahibi olan yanlız Sensin. Ve onları her türlü kötülüklerden koru. Hesap günü , Sen kimi kötülüklerin acı sonuçlarından korursan, onu rahmetinle onurlandırmış olursun. Büyük kurtuluş ta budur!'.
(
Tefsirlere göre bu kimseler "melekler"dir. Fakat bunlar "iman eden" varlıklardır. İman ise iradeye dayalı bir tercihtir. Dolayısıyla âyette vasfedilenler kulluk sorumluluğunu sırtlanan mü'minlerdir. İlâhî iradeyi yeryüzünde gerçekleştirmek, Allah'ın arşını omuzda taşımaktır. Mİ
Lafzen, “onun çevresinde olanlar”: karş. Zemahşerî'nin 27:8'de geçen havlehâ ifadesini “ona yakın olanlar” şeklinde açıklaması. Yukarıdaki ayet ile ilgili yorumunda Beydâvî, Allah'ın kudret tahtının (arş), bkz. 7:54, not 43) “taşınması”nın mecazî olarak anlaşılması gerektiğini söyler: “onu taşımaları ve etrafım çevirmeleri” [yahut “ona yakın olmaları”], ona karşı hassas/dikkatli olmalarını ve ona uygun davranmalarını ifade eden bir mecazdır (m ecâz ‘an hıfzihim ve tedbîrihim lebû}, yahut Tahtın Sahibi'ne yakın olmaları, O'nun nazarında bir kıymet taşımaları ve O'nun iradesini gerçekleştirme vasıtası olmalarından kinâyddir.” Yukarıdaki ayeti çeviri tarzım, Beydâvî'nin bu yorumuna dayanmaktadır. Allah'ın Kudret Tahtı'na yakın oldukları söylenen varlıklara gelince, klasik müfessirlerin çoğu, Hesap Gü- nü'nde “[Allah’ın] kudret tahtının çevresinde toplanan melekler” (39:75) sembolik imajına dayanarak bu örnekte de özellikle meleklerin kasdedildiğini düşünürler. Ancak, bu ayetin melekleri de kasdettiği inkar edilemese de, sadece onları kasdettiği söylenemez. Soyut yüklemiyle hamele fiili, “o [bazı şeylerini sorumluluğunu taşıdı” [yahut “üstüne aldı”] anlamına gelir: ve dolayısıyla bu ifadenin, sadece melekleri değil, fakat aynı zamanda Allah'ın kudreti kavramının muazzam sonuçlarının bilincinde olan ve bu bilinci kendilerinin ve hemcinslerinin hayatlarına yansıtmakla sorumlu bulunan bütün insanları kapsadığı açıktır.ESED
Yukarıdaki yorumlara bir de şu eklenebilir; Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranarak, bu dünyanın yükünü (gönüllü) üstlenen hizmet erleri.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder