24 Ekim 2020 Cumartesi

 Mümin 7-9:

  •  Bu dünyanın sorumluluğunu hisseden ve onu taşıyanlar ile onlara yakın olanlar, hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler. O'na inanıp güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler. Ve şöyle derler:' Rabbimiz sen her şeyi rahmetinle ve ilminle kuşatmışsın. Tevbe edip Senin yoluna tabii olanları bağışla ve onları dehşetli cehennem ateşinin azabından koru. Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih amel işleyenleri vaad ettiğin adn cennetine koy. Şüphesiz, kudret ve hikmet sahibi olan yanlız Sensin. Ve onları her türlü kötülüklerden koru. Hesap günü , Sen kimi kötülüklerin acı sonuçlarından korursan, onu rahmetinle onurlandırmış olursun. Büyük kurtuluş ta budur!'.
    (
     Tefsirlere  göre  bu  kimseler  "melekler"dir.  Fakat  bunlar  "iman  eden"  varlıklardır.  İman  ise   iradeye   dayalı   bir   tercihtir.   Dolayısıyla   âyette   vasfedilenler   kulluk   sorumluluğunu   sırtlanan   mü'minlerdir.   İlâhî   iradeyi   yeryü­zünde  gerçekleştirmek,  Allah'ın  arşını  omuz­da taşımaktır. Mİ

    Lafzen,  “onun  çevresinde  olanlar”:  karş.  Zemahşerî'nin  27:8'de  geçen havlehâ ifa­desini  “ona yakın  olanlar”  şeklinde açıklaması.  Yukarıdaki  ayet ile  ilgili  yorumun­da Beydâvî,  Allah'ın kudret tahtının (arş),  bkz.  7:54,  not 43)  “taşınması”nın meca­zî olarak anlaşılması gerektiğini  söyler:  “onu  taşımaları ve etrafım çevirmeleri”  [ya­hut  “ona yakın olmaları”],  ona  karşı hassas/dikkatli olmalarını ve  ona  uygun  davranmalarını  ifade  eden  bir mecazdır (m ecâz  ‘an  hıfzihim  ve tedbîrihim  lebû},  ya­hut  Tahtın  Sahibi'ne  yakın  olmaları,  O'nun  nazarında  bir  kıymet  taşımaları  ve O'nun  iradesini  gerçekleştirme  vasıtası  olmalarından kinâyddir.”  Yukarıdaki  ayeti çeviri tarzım, Beydâvî'nin bu yorumuna dayanmaktadır. Allah'ın Kudret Tahtı'na ya­kın  oldukları  söylenen  varlıklara  gelince,  klasik  müfessirlerin  çoğu,  Hesap  Gü- nü'nde  “[Allah’ın]  kudret  tahtının  çevresinde  toplanan  melekler”  (39:75)  sembolik imajına  dayanarak  bu  örnekte  de  özellikle  meleklerin  kasdedildiğini  düşünürler. Ancak,  bu ayetin melekleri de kasdettiği inkar edilemese  de,  sadece onları kasdettiği söylenemez.  Soyut yüklemiyle hamele fiili, “o [bazı şeylerini sorumluluğunu ta­şıdı”  [yahut “üstüne  aldı”]  anlamına gelir: ve dolayısıyla bu  ifadenin, sadece melek­leri  değil,  fakat  aynı  zamanda  Allah'ın  kudreti  kavramının  muazzam  sonuçlarının bilincinde olan ve  bu  bilinci kendilerinin ve hemcinslerinin  hayatlarına yansıtmak­la sorumlu bulunan  bütün  insanları kapsadığı  açıktır.ESED

    Yukarıdaki yorumlara bir de şu eklenebilir; Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranarak, bu dünyanın  yükünü (gönüllü) üstlenen hizmet erleri.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder