10 Haziran 2021 Perşembe

 Nahl 40:

  •  Biz bir şeyin olmasını dilediğimiz zaman, ona 'Ol' dememiz yeterlidir. O da hemen oluş sürecine girecektir.
    (
    Âyetin  ve  benzer  ifadelerin  anlamı  için  bkn.  Bakara Sûresi/2: 117, not 101. Burada, şu önemli noktayı ilâve edebiliriz:Mutlak kudret sahibi olan Cenab-ı Allah (c.c.), eşyayı  onunla  hiçbir  fizikî  teması  olmadan  ve  o  kadar kolay, o kadar süratle yaratır ki, bu yaratma bir “ol!” sözünden ibarettir. Ayrıca, Kadir-i Mut-lak  Zat  yaratıklarına  sonsuzca  yakın  olmasına mukabil,  onlar  O’na  sonsuzca  uzaktır.  O,  sınır-sız büyüklüğüne rağmen, en küçük yaratığı bile asla  önemsiz  görmez;  onu  sanatının  mükemmel  güzelliğinden asla mahrum bırakmaz. Varlıkların meydana  gelişindeki  sonsuzca  kolaylığa  rağmen kâinattaki mükemmel düzen, bu Kur’ânî gerçeğe şahitlik etmektedir. Aşağıdaki temsilî mukayese, yaratılıştaki kolaylığı, Cenab-ı Allah’ın  yaratık-larıyla  olan  münasebetini  ve  onlardaki  tecellisini  kavramak için bir fikir verebilir:Güneş,  Cenab-ı  Allah’ın  Nûr  ismine  kesif  ve  katı  bir  ayna  olmakla  birlikte,  her  varlığa  ken-disinden daha yakın denecek ölçüde yakın olup, onlar  üzerinde  ışık,  renk  ve  ısı  verme  gibi  yol-larla  tesiri  vardır.  Buna  karşılık,  yerdeki  her  nesne,  güneşten  milyonlarca  kilometre  uzakta  olup,  onun  üzerinde  hiçbir  tesirleri  yoktur  ve  ona yakınlık da iddia edemez. Bir nesne, ne ka-dar şeffaf, dolayısıyla güneşin tesirlerine ne ka-dar  açık  ise,  onun  güneşle  münasebeti  o  ölçüde  fazla  olur.  Bu  nesnenin  bir  atom  kadar  küçük  veya  atmosfer  kadar  geniş  olması,  bu  münase-bete  tesir  etmez.  Bir  okyanus  ve  bu  okyanus-taki bir damla, bir gezegen ve yeryüzündeki bir atom, atmosfer ve bir hava molekülü, güneşten aynışekilde  istifa  eder  ve  bunların  her  biri  gü-neşe ayna olur, güneşi koynunda barındırır. Eğer güneş canlı, şuurlu ve irade sahibi olsaydı, onun damladan  okyanusa,  bir  atomdan  bir  gezegene,  bir  hava  molekülünden  atmosfere  sistemindeki  bütün tesir, tecelli ve tasarruflarını bir “ol!” em-riyle yaptığını söyleyebilirdik.İşte,  gökler  okyanusunda  ışık  veren  bir  ka-barcık, Cenab-ı Allah’ın Nûr isminin tasarruf ve tecellilerine  küçük  ve  katı  bir  ayna  olan  güneş, Cenab-ı  Allah’ın  yaratıklarıyla  olan  münasebe-tini  ve  onlardaki  tasarrufunu  anlamamıza  bir  misal teşkil etmektedir. Nurlar Nûru, Nûrun Ya-ratıcısı, Nûru Nur Yapan ve İlmine ve Kudreti-ne nisbeten güneşin yeryüzü kadar kesif olduğu Cenab-ı Allah (c.c.), yaratıkları O’ndan sonsuzca uzak olsa da O, her bir varlığa kendisinden daha yakındır ve her şeyi o kadar kolaylıkla yapar ki, sanki bu yapma bir “ol!” emrinden ibarettir. Bü-yük–küçük, şeffaf–kesif  hiçbir  şey  O’nun  kud-retinden  ve  emrinden  hariç  değildir  ve  olamaz.  (Ayrıca bkn. Yâ–Sîn Sûresi/36: 83, not 27.).AÜ
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder