17 Haziran 2021 Perşembe

 Nahl 58-59:

  •  Onlardan birine bir kız çocuğunun dünyaya geldiği haberi verilince, öfkeden ve üzüntüden, yüzü mosmor kesilir. Müjdelendiği bu kötü haberin utancıyla eşinden dostundan saklanmaya çalışır.Şimdi ne yapsın: Hor,hakir,itilip kakılan bir bela olarak onu hayatta mı bıraksın, yoksa toprağa mı gömsün, ne yapsın? diye kara kara düşünür!. Yazıklar olsun, ne kadar kötü bir düşünce tarzı güdüyorlar!.
    (
    Yani,  bu seçeneklerin her ikisi de kötüdür,  çarpıktır:  çocuğu sürekli bir hor görme nesnesi,  bir  zillet kaynağı  olarak muhafaza etmek de,  müşrik Arapların sıkça yap­tıkları gibi, canlı canlı toprağa gömmek de. İslam öncesi Arabistan'ında kadına kar­şı benimsenen aşağılayıcı,  hor  görücü tutumu  dile getiren bu  pasaj -tarihsel olay­lara,  anane ve geleneklere ilişkin Kur’ânî referansların hemen hepsinde görüldüğü üzere- burada  işaret edilen  özel toplumsal  olguyu ve bunun  neticesi  olarak  orta­ya  çıkan  çocuk  kıyımı  hadisesini  de  aşan  çok  daha  geniş  bir  anlam  taşımaktadır. Öyle görünüyor ki, bütün bu pasajın en can alıcı noktası “kendileri için [sanki bu­na  güçleri  yetermiş  gibi]  hoşlarına  gideni  [seçmek  isterler]”  cümlesidir;  bunun  an­lamı  şudur: kendi hoşlarına  gitmeyen  şeyleri  (öm.  bizzat  kendilerince  aşağılanan kız  çocuğunu)  Allah'a  yakıştırmaya  o  kadar teşneyken,  insanın  O'na  karşı  mutlak olarak sorumlu olduğu anlayışını benimsemekte isteksizdirler; çünkü böyle bir an­layış,  kendilerini birtakım manevi/ahlakî sınırlar içinde tutmaya zorlamak süreriyle onların haz ve rahat yönündeki  eğilimlerine ters  düşmektedir.  Böyle mutlak ya da nihaî  bir  manevî/ahlakî  sorumluluk  fikrine  karşı  çıkınca,  insiyaki  olarak  kıyamet fikri,  ölümden  sonra  dirilme  fikri  karşısında  da  duralamaktadırlar;  ve  dolaylı  yol­lardan da olsa bir kere,  Allah'ın  ölüyü diriltmeye  kâdir olduğu  inkara kalkışılınca, bunun ardından O'nun her şeye gücü yeten Tek İlah olduğu gerçeğinin inkarı gel­mekte ve bu  inkar batağına bir kere saplananlar artık giderek birtakım hayal ürü­nü  güçlere,  varlıklara,  ya  da  etkilere  “tanrısal  nitelikler yakıştırma”ya  başlamakta­dırlar.  Yukarıdaki ara pasaj  bütün bunlara,  İslam  öncesi Arapların inanç ve  ana­nelerine atıfta bulunmak  suretiyle işaret ederken,  söylem, bütün bir Kur’an'ın çev­resinde  dönüp  durduğu  temaya,  yani Allah'ın  birliği,  eşsiz-ortaksız  olduğu  ve  her şeye gücü yeter olduğu konusuna böylece bir kere daha dönmektedir.ESED


    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder