14 Temmuz 2020 Salı

Saffat 6-10:
  •  Yeryüzünden görünebilen semayı yıldızlarla süsledik ve onları her türlü bozguncu, şeytani güce karşı koruduk ki, onlar melekler topluluğuna kulak veremesinler ve her taraftan kovulup sürülsünler, böylece rahmetten yoksun kalsınlar ve öteki dünyada kendilerini bekleyen ebedi bir azaba duçar kalsınlar. Ama eğer birisi, bu bilgiden bir kırıntı koparmayı başarırsa, bundan dolayı yakıcı bir alevin pençesine düşer.
    (
    Günümüzde olduğu gibi İslâm öncesi dönemde de  falcılık  ve  kehanet,  pek  çok  yerde  ve  Araplar  arasında da çok yaygındı. Şeytanlar–cinler göklere çıkıp,  meleklerin  İlâhî  hakikatler  ve  insanlığın geleceğiyle  ilgili  konuşmalarına  kulak  verir  ve  eğer  bir  şey  duyacak  olsalar,  onu  kendilerine  teması  olan  kâhin  ve  falcılara  pek  çok  uydurma  ilâvelerle  aktarırlardı.  Allah  Rasûlü’ne  vahiy  gel-meye  başlayınca  da  aynı  teşebbüslerine  devam  ettiler.  Fakat  Cenab-ı  Allah  (c.c.),  bütün  gökleri  melekler–ruhanîler  ordularıyla  korumaya  almıştıve  artık  en  küçük  bir  kelime  bile  kapmalarına imkân  tanımıyordu.  Eğer  içlerinden  bir–iki  keli-me  kapmayı  başaran  veya  başaranlar  olursa,  bu  defa melek orduları onlara, bugün meteor denilen yıldız veya göktaşlarını fırlatır ve onları yok eder-lerdi. Dolayısıyla vahiy, tam bir koruma altınday-dı.  (Benzer  âyetler  ve  açıklamalar  için  bkn:  Hıcr Sûresi/15: 16–18, not 4; Şuarâ Sûresi/26: 212; Mülk Sûresi/67: 5, not 4; Cin Sûresi/72: 9.)AÜ.
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder