Saffat 6-10:
- Yeryüzünden görünebilen semayı yıldızlarla süsledik ve onları her türlü bozguncu, şeytani güce karşı koruduk ki, onlar melekler topluluğuna kulak veremesinler ve her taraftan kovulup sürülsünler, böylece rahmetten yoksun kalsınlar ve öteki dünyada kendilerini bekleyen ebedi bir azaba duçar kalsınlar. Ama eğer birisi, bu bilgiden bir kırıntı koparmayı başarırsa, bundan dolayı yakıcı bir alevin pençesine düşer.
(
Günümüzde olduğu gibi İslâm öncesi dönemde de falcılık ve kehanet, pek çok yerde ve Araplar arasında da çok yaygındı. Şeytanlar–cinler göklere çıkıp, meleklerin İlâhî hakikatler ve insanlığın geleceğiyle ilgili konuşmalarına kulak verir ve eğer bir şey duyacak olsalar, onu kendilerine teması olan kâhin ve falcılara pek çok uydurma ilâvelerle aktarırlardı. Allah Rasûlü’ne vahiy gel-meye başlayınca da aynı teşebbüslerine devam ettiler. Fakat Cenab-ı Allah (c.c.), bütün gökleri melekler–ruhanîler ordularıyla korumaya almıştıve artık en küçük bir kelime bile kapmalarına imkân tanımıyordu. Eğer içlerinden bir–iki keli-me kapmayı başaran veya başaranlar olursa, bu defa melek orduları onlara, bugün meteor denilen yıldız veya göktaşlarını fırlatır ve onları yok eder-lerdi. Dolayısıyla vahiy, tam bir koruma altınday-dı. (Benzer âyetler ve açıklamalar için bkn: Hıcr Sûresi/15: 16–18, not 4; Şuarâ Sûresi/26: 212; Mülk Sûresi/67: 5, not 4; Cin Sûresi/72: 9.)AÜ.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder