- De ki:' Haydi, Allah(cc)'ın bütün bunları haram kıldığına dair şahitleriniz varsa getirin de görelim!'. Eğer onlar yalan yere şahitlik edecek olurlarsa, sakın onların bu şahitliğini onaylamayın ve ahirete inanmayan ve Allah(cc)'ın mesajlarını yalanlayanların keyfi uydurmalarına uymayın!.Zira onlar, başka güçleri Allah(cc)'a denk tutuyorlar!.
(
Lafzen, “[başkalarını] Rablerine eşit sayanların”: yani, bazı çarpıtılmış tabii güçlere İlahî veya yarı-ilahî vasıflar yakıştıranların — mesela, “kendiliğinden” yaratıcı evrime, yahut “kendi-kendine yaratılmış” evrene, yahut bütün varoluşun temelinde bulunduğu varsayılan esrarengiz, gayr-i şahsî hayat hamlesine (élan vital) inanmak gibi.ESED.
İman esasları arasında telâzum, yani karşı-lıklı birbirlerini gerektirme vardır. Allah’a iman, peygamberliğe, risalete iman etmeyi gerektirir; çünkü Ulûhiyet ve Rubûbiyet, Kendini tanıtmak ve hükümlerini tebliğ için risaletsiz olmaz. Ri-salet Kitapsız, Kitap da, onu getirecek meleksiz düşünülemez. Allah’ın Rahîm, Rab, Âdil, Kerîm, Cevâd, Cemîl, Bâkî, Hafîz gibi isimleri de mut-laka Âhiret’i gerektirir. Çünkü her şeyi güzel ya-ratan ve bu güzelliklerle Kendini tanıtan, bunu güzelliklerinin yüzlerce perde gerisinden sergi-lendiği geçici dünya hayatında değil, daha çok Âhiret hayatında yapar. İnsan için yaratılmış bu mükemmel kâinat, geçici bir dünya hayatı için olamaz; çünkü aksi halde kâinatta pek çok şey israf ve boşuna olmuş olur; Allah ise, her türlü israf ve abesten berîdir. Dünya hayatında adalet tam manâsıyla gerçekleşmemekte, zulüm cezası-nı, iyilikler mükâfatını tam anlamıyla bulmamak-tadır. Halbuki Allah’ın Âdil oluşu mutlak manâda adaleti gerektirir ki, bu da ancak Âhiret’te gerçek-leşebilir. Tohumlardan çıkan bitkiler ve onların hayatlarının bir hülâsası olan tohumlar ve insan-da hafıza, her şeyin kaydedildiğini göstermekte-dir. İnsan, bu dünyaya başıboş bırakılmak için gönderilmemiştir. Ona verilen akıl, muhakeme, kalb, ruh gibi cihazlar, iç ve dış duyular, hep-sinden öte irade, onun yeryüzünde çok önemli bir vazifesi, bir sorumluluğu olduğunu gösterir. Dolayısıyla, onun bütün söz ve davranışları, bu söz ve davranışlarındaki niyeti ve samimiyet derecesiyle birlikte kaydedilmekte olup, o, bir başka diyarda yaptıklarının karşılığını tam gö-recektir. Yine, hayat, eğer ölümden sonra dirilme olmazsa bütünüyle acıya dönüşür ve katlanılmaz olur. Çünkü, değil güzel bir ândan sonra o ânın sonsuzca bitmesinin sürekli esef ve acı getirme-si, elemi tasavvur etmek, güzel zamanların bi-teceğini düşünmek bile elemdir. Âhiret olmasa, insan olan insan için ayrılıklara ve onların se-bep olduğu acılara katlanmak mümkün olmaz. Bu ise, Cenab-ı Allah’ın sonsuz merhametine zıttır. Âhiretsiz sonlu bir hayat, insan gibi şu-urlu, geçmişin elemlerini, geleceğin endişelerini taşıyan bir varlık için alay olurdu; Allah ise, bu tür işlerden mutlak manâda uzaktır. Kâinattaki mükemmel sistem, muhteşem âhenk, mutlak bir ilmi ve o ilmin mutlak takdirini göstermektedir. Her şeye, hayattaki vazife ve fonksiyonuna göre vücut ve cihazlar verilmektedir. Ayrıca, hemen her insan rüyasında gelecekle ilgili bazı gerçek-leri ve hadiseleri görür. Bunlar da, Kader’i ispata yeter. Kısaca, Allah’a iman, bütün diğer iman esaslarını ve bütün iman esasları da birbirini ge-rektirir.AÜ.
)
2 Temmuz 2020 Perşembe
Enam 150:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder