2 Temmuz 2020 Perşembe

Enam 150:
  •  De ki:' Haydi, Allah(cc)'ın bütün bunları haram kıldığına dair şahitleriniz varsa getirin de görelim!'. Eğer onlar yalan yere şahitlik edecek olurlarsa, sakın onların bu şahitliğini onaylamayın ve ahirete inanmayan ve Allah(cc)'ın mesajlarını yalanlayanların keyfi uydurmalarına uymayın!.Zira onlar, başka güçleri Allah(cc)'a denk tutuyorlar!.
    (
     Lafzen,  “[başkalarını]  Rablerine  eşit  sayanların”:  yani,  bazı  çarpıtılmış  tabii  güç­lere  İlahî veya  yarı-ilahî vasıflar yakıştıranların — mesela,  “kendiliğinden” yaratı­cı  evrime,  yahut  “kendi-kendine  yaratılmış”  evrene,  yahut  bütün  varoluşun  te­melinde bulunduğu varsayılan esrarengiz,  gayr-i  şahsî hayat hamlesine (élan vi­tal) inanmak gibi.ESED.

    İman  esasları  arasında  telâzum,  yani  karşı-lıklı birbirlerini gerektirme vardır. Allah’a iman, peygamberliğe,  risalete  iman  etmeyi  gerektirir;  çünkü Ulûhiyet ve Rubûbiyet, Kendini tanıtmak ve  hükümlerini  tebliğ  için  risaletsiz  olmaz.  Ri-salet Kitapsız, Kitap da, onu getirecek meleksiz düşünülemez. Allah’ın Rahîm, Rab, Âdil, Kerîm, Cevâd, Cemîl, Bâkî, Hafîz gibi isimleri de mut-laka Âhiret’i gerektirir. Çünkü her şeyi güzel ya-ratan  ve  bu  güzelliklerle  Kendini  tanıtan,  bunu  güzelliklerinin  yüzlerce  perde  gerisinden  sergi-lendiği  geçici  dünya  hayatında  değil,  daha  çok  Âhiret hayatında yapar. İnsan için yaratılmış bu mükemmel  kâinat,  geçici  bir  dünya  hayatı  için  olamaz;  çünkü  aksi  halde  kâinatta  pek  çok  şey israf  ve  boşuna  olmuş  olur;  Allah  ise,  her  türlü israf  ve  abesten  berîdir.  Dünya  hayatında  adalet  tam manâsıyla gerçekleşmemekte, zulüm cezası-nı, iyilikler mükâfatını tam anlamıyla bulmamak-tadır. Halbuki Allah’ın Âdil oluşu mutlak manâda adaleti gerektirir ki, bu da ancak Âhiret’te gerçek-leşebilir.  Tohumlardan  çıkan  bitkiler  ve  onların hayatlarının bir hülâsası olan tohumlar ve insan-da hafıza, her şeyin kaydedildiğini göstermekte-dir. İnsan,  bu  dünyaya  başıboş bırakılmak  için  gönderilmemiştir.  Ona  verilen  akıl,  muhakeme,  kalb,  ruh  gibi  cihazlar,  iç  ve  dış  duyular,  hep-sinden  öte  irade,  onun  yeryüzünde  çok  önemli  bir vazifesi, bir sorumluluğu olduğunu gösterir. Dolayısıyla, onun bütün söz ve davranışları, bu söz  ve  davranışlarındaki  niyeti  ve  samimiyet  derecesiyle  birlikte  kaydedilmekte  olup,  o,  bir  başka  diyarda  yaptıklarının  karşılığını  tam  gö-recektir. Yine, hayat, eğer ölümden sonra dirilme olmazsa bütünüyle acıya dönüşür ve katlanılmaz olur. Çünkü, değil güzel bir ândan sonra o ânın sonsuzca bitmesinin sürekli esef ve acı getirme-si,  elemi  tasavvur  etmek,  güzel  zamanların  bi-teceğini  düşünmek  bile  elemdir.  Âhiret  olmasa,  insan  olan  insan  için  ayrılıklara  ve  onların  se-bep  olduğu  acılara  katlanmak  mümkün  olmaz.  Bu  ise,  Cenab-ı  Allah’ın  sonsuz  merhametine  zıttır.  Âhiretsiz  sonlu  bir  hayat,  insan  gibi  şu-urlu,  geçmişin  elemlerini,  geleceğin  endişelerini taşıyan bir varlık için alay olurdu; Allah ise, bu tür  işlerden  mutlak  manâda  uzaktır.  Kâinattaki  mükemmel sistem, muhteşem âhenk, mutlak bir ilmi ve o ilmin mutlak takdirini göstermektedir. Her şeye, hayattaki vazife ve fonksiyonuna göre vücut  ve  cihazlar  verilmektedir.  Ayrıca,  hemen  her insan rüyasında gelecekle ilgili bazı gerçek-leri ve hadiseleri görür. Bunlar da, Kader’i ispata yeter.  Kısaca,  Allah’a  iman,  bütün  diğer  iman  esaslarını ve bütün iman esasları da birbirini ge-rektirir.AÜ.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder