21 Temmuz 2020 Salı

Saffat 62-68:
  •  Böyle bir kabul ve ağırlanma mı daha hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?
    (شَجَرَةُ الزَّقُّومِ) Biz o ağacı zalimler için bir imtahan aracı yaptık(فِتْنَةً لِلظَّالِمِينَ). O öyle bir ağaçtır ki, Kızgın alevli  ateş çukurunun dibinde biter. Meyveleri şeytanın başları(رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ) gibidir. İşte zalimler o ağaçtan yerler ve karınlarını tıkabasa doldururlar. Ardından bunun üstüne kaynar sudan içecek ve bu yedikleri zakkumla karışacaktır. Sonra da, dönüşleri hiç kuşkusuz kızgın alevli ateşe olacaktır.
    (
    Dilbilim otoritelerine  göre zakkûm ismi (ki bunun  dışında  44:43 ve  56:52.  ayet- lerde de geçmektedir) herhangi bir “öldürücü gıda”yı ifade eder; bu sebeple ce­hennemin  bir  sembolü  olarak şeceratu'z-zakkûm'un  en  uygun  karşılığı  “ölüm­cül meyve ağacı” (ki  17:60'da zikredilen “Kur’an'daki lânetlenmiş ağaç”  ile eş an­lamlıdır) olabilir ve Kur’an'ın  “cehennem”  olarak tanımladığı  öteki dünya azabı­nın kişinin yeryüzünde  işlediği  kötü  fiillerin  bir meyvesinden -yani,  organik so­nucundan- başka  bir şey  olmadığı  gerçeğine  işaret  eder.ESED

    Kur’an'da cennet ve cehenneme yapılan bütün atıfların -ve insanların öteki dün­yadaki  durumları  ile  ilgili bütün  tasvirlerin- mecazî oldukları  (bkz.  Ek  I)  ve  bu nedenle,  lafzî anlamlarıyla ele  alınmaları,  yahut tersine  keyfî bir şekilde yorum­lanmaları  (karş.3:7  ve  ilgili  notlar  5,  7  ve  8)  halinde  kesinlikle yanlış  anlaşılma­ya  mahkum  olacakları,  yeteri  kadar  vurgulanmış  değildir.  Ve  bu,  bana  göre, “ölümcül  meyve  ağacı”  sembolünün  -günahkarların  öteki  dünyada  uğrayacak­ları azabın simgelerinden biri- “zalimler için (veya 17:60'daki gibi “insanlar için”) neden  bir  “sınama (fitne) aracı”  olduğunu  açıklar.ESED

    Güzel  varlıkları  genellikle  meleklere  benzeti-riz;  meselâ,  Hz.  Yusuf’u  (a.s.)  gören  kadınlar, onu şerefli  bir  meleğe  benzetmişlerdi  (Yusuf  Sûresi/12:  31).  Buna  karşılık,  çirkin  şeyleri  ise  şeytana veya şeytanlara benzetiriz. Bununla bir-likte, Zakkum ağacının meyveleriyle şeytanların başları arasında gerçekten benzerlik noktaları da bulunabilir. Meselâ, Cehennem ehlinin dünyada iken şeytanın iğvası sonucu işledikleri bazı kötü ameller  bu  ağacın  tohumunu  teşkil  edecektir.  Kur’ân-ı  Kerim,  sarhoşluk  veren  nesneleri  kul-lanma, kumar ve onun cinsinden her türlü şans oyunları  oynama,  put  manâsı  taşıyan  her  türlü  taş,  yapı  ve  anıtlar  ve  bunlara  kurban  sunma  ve fal okları, piyango kalemi ve zarlarla şans ve kısmet arama gibi işleri, ancak şeytan işi ve onun insanları  sürüklediği  birer  pislik  olarak  anar  (Mâide Sûresi/5: 90). Dolayısıyla, bu tür işlerin Cehennem’de şeytanların  başları  gibi  meyveler  verecek şeytan  benzeri  ağaçlara  tohum  olmasıgayet normaldir.AÜ.

    İnsanlar   şeytanları   görmediklerinden   bu   benzetmeyi   anlayamayanlar bulunabilir. Fakat bu kabil teşbihler dile yerleşmiştir. Nasıl ki temiz ve nuranî bir insan meleğe, güzel bir kadın periye, çirkin bir kadın cadıya benzetilir.SY.

    Lafzen:  "şeytanların  başları".  Devamı  zım­nen:  "..fakat  içinde  ölümcül  bir  zehir  barındır­maktadır".  Araplar  bir taç  gibi  başmda  taşıdığı  göz  alıcı yelesiyle meşhur olan  zehirli bir yılan türüne  [hayyetun lehâ  'urfun)  Şeytan  adım ve­rirlerdi [Lisân ve  Tâc} krş.  8/Tekvir: 25, not 21). Bir  hadiste  son  derece  tehlikeli  olan  bu  "Şey­tanın  görüldüğü  yerde  öldürülmesi  emredilir.  Bizce burada, zehirli cehennem ağacının tomur-cuğuyla  Şeytan  adı  verilen  bu  yılanın  göreni  hayrette bırakan yeleli başı arasmda bir benzer­lik kurulmaktadır  (Krş:  Ferrâ ve Zeccâc).  Göre­ni büyüleyen bu zehirli cazibe,  arkasmda ölüm­cül  bir  tehlikeyi  saklamaktadır.  Muhtemelen  çiçeklerinin  kokusu  ve  görüntüsü  güzel  fakat  zehirli bir bitki türü olan Nerium Oleander cin­sine  de,  bu  özelliği  dolayısıyla  "zakkum"  adı  verilmiştir  (Krş:  84/Duhân: 43,  not 28). Mİ.

    Kur’ân’da  Cennet  ve  Cehennem’le  ilgili  tas-virler  katiyen  mecazî  olarak  değerlendirilemez. Değerlendirilemez   çünkü   bütün   nimetleriyle   Cennet  ve  bütün  azap  unsurlarıyla  Cehennem,  dünya  hayatındaki  inanç  ve  davranışlarımızın mahsulü  olacaktır.  Bu  sebeple  onlar,  hem  ruhî,  hem  nefsî,  hem  bedenî  olarak  yaşanacak  ve tadılacaktır. Şu  kadar  ki,  Cennet  ehlinin  nefis-leri  Cennet’te  şüphesiz  tam  manâsıyla  arınmışolacaktır.Eğer, “İnsan nefsinin, nefsî hazların ve değiş-ken, kararsız ve dertlere maruz bedenin, bedenî hazların  Cennet’le  ne  münasebeti  bulunabilir;  Cennet  hayat  ve  saadeti  için  çok  daha  yüksek  ruhî  hazlar  yeterli  değil  midir?”  diye  sorulacak  olursa, bunun cevabışudur:Meselâ  su,  hava  ve  ışığa  nisbetle  toprak  çok  daha  kesif  olmasına  rağmen,  çok  daha  yoğun şekilde İlâhî  sanat tecellilerine mazhar ve vası-tadır;  dolayısıyla  manâ  ve  değer  olarak  diğer unsurları aşabilir. Bunun gibi, insan nefsi, kesa-fetine ve dünyevîliğine rağmen, kapsamlı mahi-yetiyle  ve  günahlardan  arınmış  olmasışartıyla, insanın  diğer  duyu  ve  melekeleri  karşısında  bir  tür  üstünlük  kazanabilir.  Aynışekilde,  beden  de İlâhî simlerin tecellileri için çok kapsamlı ve zengin bir ayna olup, İlâhî rahmet hazinelerinin cevherlerini  tatmak  ve  ölçmek  için  pek  çok  vasıtayla  donatılmıştır.  Sözgelimi,  dile  yiyecek  ve içecekler sayısınca tat alma kabiliyet ve vası-taları verilmeseydi, yiyecek ve içeceklerdeki tad farkının hiçbir manâsı olmazdı. Kâinatın  Yaratıcısı,  bütün  rahmet  hazineleri-nin  ve  isimlerin  tecellilerinin  bilinmesini,  ayrı-ca  bütün  nimetlerinin  tadılmasını,  tanınmasınıdiler.  Dolayısıyla  ebediyet  yurdu,  dünya  hayatıselinin bütünüyle kendisine aktığı bir havuz, bir derya, kâinat fabrikasında üretilen bütün malla-rın  sergilenme  sahası  ve  yine  dünya  hayatında üretilen bütün mahsullerin sonsuz deposu oldu-ğu  için,  bir  bakıma  kâinatı  ve  dünya  hayatınıandıracaktır. Hakîm ve Rahîm olan Allah (c.c.), dünyadaki  hizmetinin,  kendine  has  ibadetinin  karşılığı  olarak  her  bir  organa  ona  lâyık  nimet  ve  zevk  bahşedecektir.  Başka  türlüsü,  O’nun  Hikmet,   Adalet   ve   Rahmeti’ne   aykırı   olur.   (Sözler, “28. Söz”den sadeleştirerek.)AÜ.


    Zakkum ağacı, görüntüde güzel olan çiçekleri fakat içinde zehirli içeriği ile tehlikeli bir ağaç olduğunu unutmassak; insanların bir başarı ve kazanç için çalışacaksa neden cennet için çalışması gerektiğinin iyi bir karşıtıdır. Şeytanın aldatmacaları, aynı zakkum gibi güzel görünür ama onu işeyene, yapıp ettiklerinin meyvesi olarak azap ve ızdırap tattırır. Dolayısıyla, şöyle bir çeviri(61. ayet için) daha mantıklı mı acaba; İşte insan, çalışacaksa cennet gibi bir başarı ve kazanç için çalışmalı, yoksa cehennem gibi bir nihai sonuca götüren şeytanın aldatmacalarının görünürdeki cezbediciliğine kanıp geçici başarı ve kazançlar için değil. 

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder