- Böyle bir kabul ve ağırlanma mı daha hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?
(شَجَرَةُ الزَّقُّومِ) Biz o ağacı zalimler için bir imtahan aracı yaptık(فِتْنَةً لِلظَّالِمِينَ). O öyle bir ağaçtır ki, Kızgın alevli ateş çukurunun dibinde biter. Meyveleri şeytanın başları(رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ) gibidir. İşte zalimler o ağaçtan yerler ve karınlarını tıkabasa doldururlar. Ardından bunun üstüne kaynar sudan içecek ve bu yedikleri zakkumla karışacaktır. Sonra da, dönüşleri hiç kuşkusuz kızgın alevli ateşe olacaktır.
(
Dilbilim otoritelerine göre zakkûm ismi (ki bunun dışında 44:43 ve 56:52. ayet- lerde de geçmektedir) herhangi bir “öldürücü gıda”yı ifade eder; bu sebeple cehennemin bir sembolü olarak şeceratu'z-zakkûm'un en uygun karşılığı “ölümcül meyve ağacı” (ki 17:60'da zikredilen “Kur’an'daki lânetlenmiş ağaç” ile eş anlamlıdır) olabilir ve Kur’an'ın “cehennem” olarak tanımladığı öteki dünya azabının kişinin yeryüzünde işlediği kötü fiillerin bir meyvesinden -yani, organik sonucundan- başka bir şey olmadığı gerçeğine işaret eder.ESED
Kur’an'da cennet ve cehenneme yapılan bütün atıfların -ve insanların öteki dünyadaki durumları ile ilgili bütün tasvirlerin- mecazî oldukları (bkz. Ek I) ve bu nedenle, lafzî anlamlarıyla ele alınmaları, yahut tersine keyfî bir şekilde yorumlanmaları (karş.3:7 ve ilgili notlar 5, 7 ve 8) halinde kesinlikle yanlış anlaşılmaya mahkum olacakları, yeteri kadar vurgulanmış değildir. Ve bu, bana göre, “ölümcül meyve ağacı” sembolünün -günahkarların öteki dünyada uğrayacakları azabın simgelerinden biri- “zalimler için (veya 17:60'daki gibi “insanlar için”) neden bir “sınama (fitne) aracı” olduğunu açıklar.ESED
Güzel varlıkları genellikle meleklere benzeti-riz; meselâ, Hz. Yusuf’u (a.s.) gören kadınlar, onu şerefli bir meleğe benzetmişlerdi (Yusuf Sûresi/12: 31). Buna karşılık, çirkin şeyleri ise şeytana veya şeytanlara benzetiriz. Bununla bir-likte, Zakkum ağacının meyveleriyle şeytanların başları arasında gerçekten benzerlik noktaları da bulunabilir. Meselâ, Cehennem ehlinin dünyada iken şeytanın iğvası sonucu işledikleri bazı kötü ameller bu ağacın tohumunu teşkil edecektir. Kur’ân-ı Kerim, sarhoşluk veren nesneleri kul-lanma, kumar ve onun cinsinden her türlü şans oyunları oynama, put manâsı taşıyan her türlü taş, yapı ve anıtlar ve bunlara kurban sunma ve fal okları, piyango kalemi ve zarlarla şans ve kısmet arama gibi işleri, ancak şeytan işi ve onun insanları sürüklediği birer pislik olarak anar (Mâide Sûresi/5: 90). Dolayısıyla, bu tür işlerin Cehennem’de şeytanların başları gibi meyveler verecek şeytan benzeri ağaçlara tohum olmasıgayet normaldir.AÜ.
İnsanlar şeytanları görmediklerinden bu benzetmeyi anlayamayanlar bulunabilir. Fakat bu kabil teşbihler dile yerleşmiştir. Nasıl ki temiz ve nuranî bir insan meleğe, güzel bir kadın periye, çirkin bir kadın cadıya benzetilir.SY.
Lafzen: "şeytanların başları". Devamı zımnen: "..fakat içinde ölümcül bir zehir barındırmaktadır". Araplar bir taç gibi başmda taşıdığı göz alıcı yelesiyle meşhur olan zehirli bir yılan türüne [hayyetun lehâ 'urfun) Şeytan adım verirlerdi [Lisân ve Tâc} krş. 8/Tekvir: 25, not 21). Bir hadiste son derece tehlikeli olan bu "Şeytanın görüldüğü yerde öldürülmesi emredilir. Bizce burada, zehirli cehennem ağacının tomur-cuğuyla Şeytan adı verilen bu yılanın göreni hayrette bırakan yeleli başı arasmda bir benzerlik kurulmaktadır (Krş: Ferrâ ve Zeccâc). Göreni büyüleyen bu zehirli cazibe, arkasmda ölümcül bir tehlikeyi saklamaktadır. Muhtemelen çiçeklerinin kokusu ve görüntüsü güzel fakat zehirli bir bitki türü olan Nerium Oleander cinsine de, bu özelliği dolayısıyla "zakkum" adı verilmiştir (Krş: 84/Duhân: 43, not 28). Mİ.
Kur’ân’da Cennet ve Cehennem’le ilgili tas-virler katiyen mecazî olarak değerlendirilemez. Değerlendirilemez çünkü bütün nimetleriyle Cennet ve bütün azap unsurlarıyla Cehennem, dünya hayatındaki inanç ve davranışlarımızın mahsulü olacaktır. Bu sebeple onlar, hem ruhî, hem nefsî, hem bedenî olarak yaşanacak ve tadılacaktır. Şu kadar ki, Cennet ehlinin nefis-leri Cennet’te şüphesiz tam manâsıyla arınmışolacaktır.Eğer, “İnsan nefsinin, nefsî hazların ve değiş-ken, kararsız ve dertlere maruz bedenin, bedenî hazların Cennet’le ne münasebeti bulunabilir; Cennet hayat ve saadeti için çok daha yüksek ruhî hazlar yeterli değil midir?” diye sorulacak olursa, bunun cevabışudur:Meselâ su, hava ve ışığa nisbetle toprak çok daha kesif olmasına rağmen, çok daha yoğun şekilde İlâhî sanat tecellilerine mazhar ve vası-tadır; dolayısıyla manâ ve değer olarak diğer unsurları aşabilir. Bunun gibi, insan nefsi, kesa-fetine ve dünyevîliğine rağmen, kapsamlı mahi-yetiyle ve günahlardan arınmış olmasışartıyla, insanın diğer duyu ve melekeleri karşısında bir tür üstünlük kazanabilir. Aynışekilde, beden de İlâhî simlerin tecellileri için çok kapsamlı ve zengin bir ayna olup, İlâhî rahmet hazinelerinin cevherlerini tatmak ve ölçmek için pek çok vasıtayla donatılmıştır. Sözgelimi, dile yiyecek ve içecekler sayısınca tat alma kabiliyet ve vası-taları verilmeseydi, yiyecek ve içeceklerdeki tad farkının hiçbir manâsı olmazdı. Kâinatın Yaratıcısı, bütün rahmet hazineleri-nin ve isimlerin tecellilerinin bilinmesini, ayrı-ca bütün nimetlerinin tadılmasını, tanınmasınıdiler. Dolayısıyla ebediyet yurdu, dünya hayatıselinin bütünüyle kendisine aktığı bir havuz, bir derya, kâinat fabrikasında üretilen bütün malla-rın sergilenme sahası ve yine dünya hayatında üretilen bütün mahsullerin sonsuz deposu oldu-ğu için, bir bakıma kâinatı ve dünya hayatınıandıracaktır. Hakîm ve Rahîm olan Allah (c.c.), dünyadaki hizmetinin, kendine has ibadetinin karşılığı olarak her bir organa ona lâyık nimet ve zevk bahşedecektir. Başka türlüsü, O’nun Hikmet, Adalet ve Rahmeti’ne aykırı olur. (Sözler, “28. Söz”den sadeleştirerek.)AÜ.
Zakkum ağacı, görüntüde güzel olan çiçekleri fakat içinde zehirli içeriği ile tehlikeli bir ağaç olduğunu unutmassak; insanların bir başarı ve kazanç için çalışacaksa neden cennet için çalışması gerektiğinin iyi bir karşıtıdır. Şeytanın aldatmacaları, aynı zakkum gibi güzel görünür ama onu işeyene, yapıp ettiklerinin meyvesi olarak azap ve ızdırap tattırır. Dolayısıyla, şöyle bir çeviri(61. ayet için) daha mantıklı mı acaba; İşte insan, çalışacaksa cennet gibi bir başarı ve kazanç için çalışmalı, yoksa cehennem gibi bir nihai sonuca götüren şeytanın aldatmacalarının görünürdeki cezbediciliğine kanıp geçici başarı ve kazançlar için değil.
)
21 Temmuz 2020 Salı
Saffat 62-68:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder