26 Temmuz 2020 Pazar

Saffat 100-109:
  •  (Ve İbrahim (as) şöyle dua etti):' Rabbim, bana salihlerden olacak bir evlat nasip et'. Biz de, (duasına icabetle) ona, ağır başlı, yumuşak ve sabırlı bir oğul müjdeledik. Çocuk büyüyüp, yanında çalışıp çabalayacak yaşa gelince :' Oğlum, (bir kaç gündür) rüyamda seni kurban ederken (أَنِّي أَذْبَحُكَ) görüyorum. Ne dersin, bir düşün bakayım'. Oğlu tereddutsuz cevap verdi:' Babacığım, sana ne emrediliyorsa, onu yerine getir. İnşallah beni, (Allah(cc)'ın emrine itaat hususunda) sabredenlerden bulacaksın'.
    İkisi de Allah(cc)'ın emrine tam manasıyla teslim olmuştu. İbrahim(as), çocuğu sağ şakağı üzerine yere yatırdı. ' Ey İbrahim(as)' diye seslendik. ' Hiç şüphesiz, (rüyanda aldığın emre) itaatin gerektirdiği sadakati göstermiş bulunuyorsun. (artık oğlunu kurban etmek zorunda değilsin)'. İşte Biz, sorumluluk bilinci ile, dengeli ve tutarlı davranış sergileyenlere, yaptıklarının karşılığını böyle veririz.
    Bu gerçekten büyük bir imtahandı. Neticede, ona oğluna bedel, çok büyük bir kurbanlık lütfettik.
    Kıyamete kadar gelecek nesiller arasında ona güzel bir nam bıraktık.
    Selam olsun İbrahim(as)'e.
    (
     Mevcut  Kitab–ı  Mukaddes  nüshaları  her  ne  kadar  Hz.  İbrahim’e  kurban  etmesi  emrolunan  oğlun  Hz.  İshak  (a.s.)  olduğunu  kaydediyorsa  da (Tekvin, 22: 2), Kur’ân’dan açıkça ve Kitab–ıMukaddes’in daha başka ifadelerinden anlaşılan, onun Hz. İsmail (a.s.) olduğudur. Kur’ân, yuka-rıda  geçen  101’inci  ve  Enbiyâ  Sûresi/21:  85’inci  âyetlerde bu oğlu ağır başlı, yumuşak ve sabırlıolarak  nitelerken,  Hz.  İshak’ı  ise  âlim  bir  oğul olarak  takdim  buyurmaktadır  (Hıcr  Sûresi/15:  53).  Dolayısıyla,  Hz.  İbrahim’e  kurban  etmesi  emrolunan  oğlun  “ğulâm-ı  halîm  (ağır  başlı, sabırlı)”  oğul  Hz.  İsmail  olduğu  açıktır.  Hz.  İshak, doğum yapma dönemini çoktan aştığı bir zamanda  Hz.  Sâre’denolurken  (Hûd  Sûresi/11:  71–72;  Kitab-ı  Mukaddes,  “Tekvîn”,  21),  Hz.  İsmail  ise  Hz.  Hacer’den  doğmuş  ve  Cenab-ıAllah’ın emri üzerine babası Hz. İbrahim (a.s.) tarafından  annesiyle  birlikte  Mekke’de  bıra-kılmıştır. İşte  Hz.  İbrahim’in  oğlunu  kurban  teşebbüsü,  Mekke’de  hac  dönemi  kurbanların kesildiği Mina bölgesinde cereyan etmiştir.Kitab–ı  Mukaddes’in  Hz.  İbrahim’e  oğlu Hz. İshak’ı  kurban  etmesiyle  ilgili  emri  ifade  eden  cümlesi  (“Şimdi  oğlunu,  sevdigin  yegâneoğlunu, İshak’ı al...” Tekvîn, 22: 2), daha başka pek  çok  cümlesiyle  çelişmektedir.  Bir  defa  söz  konusu  cümledeki  yegâne  oğlunu  ifadesi,  bu  emir  Hz.  İbrahim’e  geldiğinde,  O’nun  oğul olarak  sadece  Hz.  İshak’a  sahip  bulunduğunu gösterir.  Öte  yandan,  Tekvin,  21:  5’e  göre  ise,  Hz. İshak  doğduğunda  Hz.  İbrahim  100  yaşın-da  idi;  Tekvin,  16:  16’ya  göre  ise  Hz.  İsmail, Hz. İbrahim  86  yaşında  iken  doğmuştur.  Bu  durumda,  Hz.  İshak  doğduğunda  Hz.  İsmail  14  yaşında  idi  ki,  Tekvin  22:  2’nin  iddiasına  göre  Hz. İbrahim’e  oğlu  Hz.  İshak’ı  kurban  etme  emri  geldiğinde,  O’nun  oğlu  olarak  sadece  Hz.  İshak’ın  bulunmuş  olması  mümkün  değildir. Dolayısıyla, Hz. İbrahim’e “yegâne oğlu”nu kur-ban etmesi için gelen emrin Hz. İsmail hakkında olduğu  açıktır;  çünkü,  Hz.  İbrahim’in  yegâne  oğlundan  bahsetmek,  Hz.  İshak’tan  14  yıl  önce  doğan  Hz.  İsmail  için  mümkündür.  Şu  halde,  Tekvin 22: 2 cümlesinde yegâne oğlun ifadesin-den  sonra  gelen  İshak’ın  sonradan  bir  ekleme  olduğu  anlaşılmaktadır.  Kur’an’da  aşağıda  gele-cek 112’nci âyet de, Hz. İshak’ın Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’i  kurban  etme  teşebbüsünden  sonra  doğduğunu açıkça belirtmektedir.Kaldı ki, eğer kurban edilecek çocuk Hz. İshak olmuş olsaydı, bunun en azından Yahudilik’te bir anısı  olurdu,  bir  hatırası  yaşatılırdı. İslâm’da  ise  kendisine  verilen  önemle  Kurban  ibadetinin  ve  Kurban Bayramı’nın olması bile, kurban edilecek çocuğun Hz. İsmail olduğuna tarihî bir delildir.AÜ.

    Rüyasını  gerçekleştirmişti,  çünkü  rüyada  "kurban  etmiş  halde"   değil  "kurban  ediyor­ken"  görmüştü.  Amaç  oğlunu  kurban  etmesi  değil,  Allah'a  teslimiyetinin  sınanmasıydı  ve  sınavdan  alnının  akıyla  çıkmıştı.  Hz.  İbrahim  bir  "trajik kahraman"  değil,  tam teslim olmuş bir  mü'mindi. Mİ.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder