Enfal 1:
- Sana cihadın bahşettiği getiriler(الأَنفَالِ) hakkında soruyorlar. De ki:' Cihadın bahşettiği getirilerin tamamı Allah(cc)'a ve resulune aittir'. Şu halde, Allah(cc)'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve aranızdaki ilişkileri düzgün tutun. Allah(cc)'a ve resulune de itaat edin, tabii gerçekten inanıyorsanız!.
(
“لُ ْف َّلنَا” (an-nafl): every act that is more or addition to the mandatory.
enfal, ganimetten farklı olarak, extradan verilen veya alınan zorunluluğun dışındaki deger olduğuna göre (bahşiş gibi), cihad sayesinde bahşedilen bazı getirileri ifade ediyor olmalı. Yoksa direk ganimet te kullanılabilirdi.
Âyette, “harp ganimetleri” şeklinde tercüme edilen kelimenin aslı enfal, tekili nefldir ki, küçükten büyüğe, kuldan Allah’a ‘ilâve itaat ve ibadet (nafile)’, büyükten küçüğe, Allah’tan kula ‘fazladan mükâfat’ manâsına gelir. Âlimlerin çoğunluğu, bu âyette enfalden kastın savaş ga-nimetleri olduğu üzerinde müttefiktir. Bununla birlikte, ileride gelecek olan 41’inci âyette doğrudan ganimet kelimesi kullanıldığı için, enfalin daha geniş bir manâya geldiği üzerinde de durulabilir ki, nitekim üzerine at sürmeden, ordu sevketmeden ve savaşmadan elde edilen ganimetler anlamındaki fey de (Haşr Sûresi/59: 6), buna dahil görülmüştür. Kanaat-i âcizanemce, Allah yolunda yapılan her türlü hizmete terettüp edebilecek dünyaya yönelik herhangi bir kazanç da, Allah’ın rızası ve Cennet dışında ek bir kazanç olması hasebiyle enfal kelimesinin kapsamına dahildir. Fakat bu âyette hususî manâda harp ganimetleri anlamında kullanılmıştır.Bir mü’min, bütün davranışlarında Allah’ın rızasını gözetir; o, İslâm yolunda hizmet eder-ken ve gerektiğinde bu hizmetin bir boyutu olarak savaşırken de aynı maksadı takip eder ve ‘Allah’ın Kelimesi’ni yüceltmeyi hedefler. Mal, mevki, makam, mansıp, şöhret gibi dünyaya ait hiçbir gaye onun kalbinde yer bulamaz. Allah’ın ona vereceği mükâfat Cennet’tir ve mü’minden hoşnut veya razı olmasıdır. Dolayısıyla mü’min, Allah yolunda hizmet karşılığında herhangi bir dünyevî beklentiye giremez ve savaşta da ganimet peşinde koşamaz. Ganimet, savaşın an-cak dünyaya bakan ek bir mükâfatıdır ki, o da öncelikle Allah’a ve Rasûlü’ne aittir; dolayısıyla mü’minlere düşen, onlar nasıl bir taksim yaparsa ona razı olmaktır. Bu bakımdan, âyet-i kerime, ta baştan mü’minlerin kalbini buna ayarlamakta ve bir yandan ganimet için savaşılamayacağınıvurgularken, diğer yandan, savaşta herhangi bir mü’min ganimet olarak bir iğne bile almış olsa, bunu önce komutanına veya devlete teslim et-mesi ve bundan sonra yapılacak taksime de razıolması gerektiğini öğretmektedir.AÜ
Enfâl: "Kişinin alması gereken miktara ilave olarak fazladan aldığı şey" ya da "vermesi gereken miktara ilave olarak fazladan verdiği şey". Bu niteliğinden dolayı farz namazlar dışındaki namazlara da "nafile" adı verilmiştir. Enfâl, büyüğün küçüğe merhamet ve şefkatinin ifadesidir. Bu bağlamda "cihat sayesinde elde edilen lütuf ve nimet" vurgusu taşır. Şöyle sorulabilir: Niçin "ganimetler" anlamına gelen ğanâim değil de "bağış ve bahşiş" anlamına gelen enfâl7. Ayrıca bir de "zahmetsiz savaş gelirleri" anlamına gelen ve fey' adı verilen bir kalem vardır ki, fey' hukuku Haşr 6-7'de dile getirilmiştir (İlgili notlara bkz). Bu sualin cevabı, âyetlerin vermek istediği dersle doğrudan alâkalıdır. Teknik olarak ganimetlerden söz edilmeye 41. âyetle başlanacaktır. Burada ise konunun ahlâkî boyutu, Allah-in-san ilişkileri açısından ele alınmaktadır. Esasen mü'minler tarafından savaşta elde edilen mallar, bir ganimet değil bir tazminat ve tahsilattır. Çünkü onlar Müşrikler tarafından vatanlarını terke zorlanmışlar, onlar da yurtlarını terk ederken tüm mallarını Mekke'de bırakmışlardı (Krş: 91/Hac: 40). MI
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder