14 Eylül 2022 Çarşamba

 Enfal 1:

  •  Sana cihadın bahşettiği getiriler(الأَنفَالِ) hakkında soruyorlar. De ki:' Cihadın bahşettiği getirilerin tamamı Allah(cc)'a ve resulune aittir'. Şu halde, Allah(cc)'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve aranızdaki ilişkileri düzgün tutun. Allah(cc)'a ve resulune de itaat edin, tabii gerçekten inanıyorsanız!.
    (
    لُ ْف َّلنَا (an-nafl): every act that is more or addition to the mandatory.
    enfal, ganimetten farklı olarak, extradan verilen veya alınan zorunluluğun dışındaki deger olduğuna göre (bahşiş gibi), cihad sayesinde bahşedilen bazı getirileri ifade ediyor olmalı. Yoksa direk ganimet te kullanılabilirdi.

    Âyette,  “harp  ganimetleri”  şeklinde  tercüme  edilen kelimenin aslı enfal, tekili nefldir ki, küçükten  büyüğe,  kuldan  Allah’a  ‘ilâve  itaat  ve  ibadet (nafile)’, büyükten küçüğe, Allah’tan kula ‘fazladan  mükâfat’  manâsına  gelir.  Âlimlerin  çoğunluğu, bu âyette enfalden kastın savaş ga-nimetleri  olduğu  üzerinde  müttefiktir.  Bununla  birlikte,  ileride  gelecek  olan  41’inci  âyette  doğrudan ganimet kelimesi kullanıldığı için, enfalin daha  geniş  bir  manâya  geldiği  üzerinde  de  durulabilir  ki,  nitekim  üzerine  at  sürmeden,  ordu  sevketmeden ve savaşmadan elde edilen ganimetler anlamındaki fey de (Haşr Sûresi/59: 6), buna dahil  görülmüştür.  Kanaat-i  âcizanemce,  Allah  yolunda yapılan her türlü hizmete terettüp edebilecek dünyaya yönelik herhangi bir kazanç da, Allah’ın  rızası  ve  Cennet  dışında  ek  bir  kazanç  olması  hasebiyle  enfal  kelimesinin  kapsamına dahildir.  Fakat  bu  âyette  hususî  manâda  harp  ganimetleri anlamında kullanılmıştır.Bir  mü’min,  bütün  davranışlarında  Allah’ın rızasını  gözetir;  o,  İslâm  yolunda  hizmet  eder-ken  ve  gerektiğinde  bu  hizmetin  bir  boyutu  olarak savaşırken de aynı maksadı takip eder ve ‘Allah’ın  Kelimesi’ni  yüceltmeyi  hedefler.  Mal,  mevki, makam, mansıp, şöhret gibi dünyaya ait hiçbir gaye onun kalbinde yer bulamaz. Allah’ın ona  vereceği  mükâfat  Cennet’tir  ve  mü’minden  hoşnut veya razı olmasıdır. Dolayısıyla mü’min, Allah  yolunda  hizmet  karşılığında  herhangi  bir  dünyevî  beklentiye  giremez  ve  savaşta  da  ganimet  peşinde  koşamaz.  Ganimet,  savaşın  an-cak dünyaya bakan ek bir mükâfatıdır ki, o da öncelikle  Allah’a  ve  Rasûlü’ne  aittir;  dolayısıyla mü’minlere düşen, onlar nasıl bir taksim yaparsa ona razı olmaktır. Bu bakımdan, âyet-i kerime, ta baştan mü’minlerin kalbini buna ayarlamakta ve  bir  yandan  ganimet  için  savaşılamayacağınıvurgularken, diğer yandan, savaşta herhangi bir mü’min ganimet olarak bir iğne bile almış olsa, bunu  önce  komutanına  veya  devlete  teslim  et-mesi ve bundan sonra yapılacak taksime de razıolması gerektiğini öğretmektedir.AÜ


    Enfâl:  "Kişinin alması gereken miktara ilave olarak  fazladan  aldığı  şey"  ya  da  "vermesi  ge­reken  miktara  ilave   olarak   fazladan   verdiği   şey".  Bu  niteliğinden  dolayı  farz  namazlar  dı­şındaki  namazlara  da  "nafile"  adı  verilmiştir.  Enfâl,  büyüğün  küçüğe  merhamet  ve  şefkati­nin  ifadesidir.  Bu  bağlamda  "cihat  sayesinde  elde edilen lütuf ve nimet"  vurgusu taşır.  Şöy­le   sorulabilir:   Niçin  "ganimetler"   anlamına   gelen  ğanâim  değil  de  "bağış  ve  bahşiş"  anla­mına gelen enfâl7. Ayrıca bir de "zahmetsiz sa­vaş  gelirleri"  anlamına  gelen  ve  fey'  adı  veri­len  bir  kalem  vardır  ki,  fey'  hukuku  Haşr  6-7'de  dile  getirilmiştir  (İlgili  notlara  bkz).  Bu  sualin  cevabı,  âyetlerin vermek istediği  dersle  doğrudan  alâkalıdır.  Teknik  olarak  ganimet­lerden  söz  edilmeye  41.  âyetle  başlanacaktır.  Burada  ise  konunun  ahlâkî  boyutu,  Allah-in-san  ilişkileri  açısından  ele  alınmaktadır.  Esa­sen  mü'minler  tarafından  savaşta  elde  edilen  mallar,  bir  ganimet  değil  bir  tazminat  ve  tah­silattır.  Çünkü  onlar  Müşrikler  tarafından  va­tanlarını  terke  zorlanmışlar,  onlar  da yurtları­nı  terk  ederken  tüm  mallarını  Mekke'de  bı­rakmışlardı  (Krş:  91/Hac:  40). MI

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder