Enfal 32-34:
- Ve bir de şöyle diyorlardı:' Ey Allah(cc)'ım, eğer bu gerçekten senin katından indirilen bir hak ise, başımıza gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap ver bize de (görelim!)'. Ne var ki, Allah(cc), sen (ey peygamber) onların arasında iken onları bu şekilde cezalandırmak istemedi, ayrıca, Allah(cc) onları hala af dileyebilecekleri bir safhada cezalandırmak ta istemedi. Fakat şimdi, kendilerin oranın gerçek sahibi olmadıkları halde, Mescidi Haramdan inananları alıkoymaları yüzünden, Allah(cc)'ın onları cezalandırmaması için ne gibi bir güvenceleri var ellerinde?.Kaldı ki, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlardan başkası o mabedin bakıcısı olamaz. Fakat çoğu bunun bile farkında değiller.
(
Bu sûrenin vahyedildiği H. 2. yılda Mekke henüz düşman Kureyşlilerin elindeydi ve hiçbir Müslümanın oraya girmesine izin verilmiyordu. Kureyşliler, Hz. İbrahim'in soyundan gelmiş olmalarına dayanarak kendilerini, Hz. İbrahim tarafından tek Allah'a adanmış ilk mâbed olarak inşa edilmiş olan Kabe'nin (Mescid-i Ha- râm'ın — bu konuda bkz. 2. sûre, 102. not) bakıcılığıyla görevlendirilmiş sayıyorlardı. Kur’an bu iddiayı da, tıpkı Hz. İbrahim'in soyundan gelmiş olmayı “seçilmiş kavim” olmanın dayanağı olarak ileri süren İsrailoğulları'nın iddialan gibi, reddediyor, yalanlıyor. (Bu bakımdan karş. 2:124 ve özellikle “Benim ahdim zalimleri içine almaz” şeklindeki son cümle.) Belirsiz ve bulanık bir biçimde Allah'a olan inançları hâlâ devam ediyor gibi olsa da, Kureyşliler Hz. İbrahim'in tevhîdî inancını bütünüyle terk etmişler, bu yüzden de, Hz. İbrahim'in inşa ettiği mâbedin (beyt) bakıcılığı konusundaki manevî haklarını aslında kaybetmişlerdi.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder