27 Eylül 2022 Salı

 Enfal 32-34:

  •  Ve bir de şöyle diyorlardı:' Ey Allah(cc)'ım, eğer bu gerçekten senin katından indirilen bir hak ise, başımıza gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap ver bize de (görelim!)'. Ne var ki, Allah(cc), sen (ey peygamber) onların arasında iken onları bu şekilde cezalandırmak istemedi, ayrıca, Allah(cc) onları hala af dileyebilecekleri bir safhada cezalandırmak ta istemedi. Fakat şimdi, kendilerin oranın gerçek sahibi olmadıkları halde, Mescidi Haramdan inananları alıkoymaları yüzünden, Allah(cc)'ın onları cezalandırmaması için ne gibi bir güvenceleri var ellerinde?.Kaldı ki, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlardan başkası o mabedin bakıcısı olamaz. Fakat çoğu bunun bile farkında değiller.
    (
    Bu sûrenin vahyedildiği H.  2.  yılda Mekke henüz  düşman  Kureyşlilerin elindeydi ve  hiçbir  Müslümanın  oraya  girmesine  izin  verilmiyordu.  Kureyşliler,  Hz.  İbra­him'in soyundan gelmiş  olmalarına  dayanarak kendilerini,  Hz.  İbrahim tarafından tek  Allah'a  adanmış  ilk  mâbed  olarak  inşa  edilmiş  olan  Kabe'nin  (Mescid-i  Ha- râm'ın — bu  konuda bkz.  2.  sûre,  102.  not)  bakıcılığıyla  görevlendirilmiş sayıyor­lardı.  Kur’an bu  iddiayı da, tıpkı Hz.  İbrahim'in soyundan gelmiş  olmayı “seçilmiş kavim”  olmanın  dayanağı  olarak ileri  süren İsrailoğulları'nın iddialan gibi,  redde­diyor,  yalanlıyor.  (Bu  bakımdan  karş.  2:124 ve  özellikle  “Benim  ahdim  zalimleri içine  almaz”  şeklindeki  son  cümle.)  Belirsiz  ve  bulanık  bir  biçimde  Allah'a  olan inançları  hâlâ  devam ediyor gibi  olsa  da,  Kureyşliler Hz.  İbrahim'in  tevhîdî inan­cını  bütünüyle  terk  etmişler,  bu  yüzden  de,  Hz.  İbrahim'in  inşa  ettiği  mâbedin (beyt) bakıcılığı  konusundaki  manevî haklarını  aslında  kaybetmişlerdi.ESED

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder