5 Eylül 2022 Pazartesi

 Bakara 269-271:

  •  Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz. Çünkü başkaları için ne harcarsanız ve neyi adarsanız, Allah(cc) onu mutlaka bilir. Ve (hayırda bulunmayı engelleyerek) zulmedenler kendilerine yardım edecek kimse bulamazlar. Yardımları açıktan yapmanız güzeldir, ama muhtaca gizlice vermeniz sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın bir kısmını bağışlar. Allah(cc) yaptığınız her şeyden haberdardır.

    (
     Hikmetin çok geniş manâ yelpazesi varsa da, özet olarak o, yaratılışın, hayatın, bütün kâinatta geçerli sistemin, hakim bulunan İlâhî kanunların gayesini ve işleyişini kavramaktır; bu arada bilhas-sa beşerî hayat adına, “Ben kimim? Bu dünyadaki varlığımın  gayesi  nedir?  Nereden  geldim,  nereye  gidiyorum?  Bu  dünya  yolculuğunda  rehberim  kimdir? Ölümün benden istediği nedir?” gibi so-ruların tatmin edici cevabıdır. Ayrıca, eşyanın ve hadiselerin gerisinde yatan gerçek sebep ve hede-fin, yani bir bakıma Kader veya bunun bilgisidir. Kur’ân, bütün bu konularda gerçek bilgi kayna-ğı, Sünnet de onu bize açıklama ve hayata tatbik etme  sistem  ve  prensipleri  olduğu  için,  Rasûlül-lah’ın sünneti-i seniyesi, bütünüyle hikmettir.Şeytan’ın  va’d  ve  korkutmalarına  kanan  ehl-i  dünya  nezdinde  hikmet  ve  akıllılık,  dünya  ha-yatında  refahı  yakalama,  bunun  için  çalışıp  çabalama ve biriktirmedir. Oysa Allah, mü’minleri öncelikle Âhiret’e yönlendirir ve Âhiret’e yönelik çok büyük bir mükâfat karşılığında dünyada fa-kirlere vermeyi ve yardımlaşmayı emreder.AÜ

    Bu  âyette  "hikmet",   insanın  benliğinde  muhkem  bir  meleke  hâline  gelen  ve  iradesine  hâkim  olan  ve  bu  yolla  eyleme  dönüşen  bilgi­yi   doğru   kullanarak   isabetli   hükme  ulaşma  melekesidir.  Lafız  bizi  mânaya götürür,  mâna­nın ifade ettiği şey hakikat, hakikatin dayandı­ğı şey ise hikmettir. Adına "muhakeme"  deni­len yeti  sayesinde insan  olgularla ilkeler,  haki­katle hayat,  idealle reel arasındaki altın  denge­yi bularak azami faydayı  elde  eder.  Bu ve buna benzer  kullanımlarda  dinî  emirlerle  o  emirle­rin muhatapları ve uygulandığı hayat  arasında­ki tam isabete  tekabül  eder.  Âyette hikmetten "verilen  bir  şey"  olarak  söz  edilmektedir.  An­cak  âyetin  sonu bunun herkese  değil  doğuştan  bahşedilen bazı yeteneklerini geliştirenlere ve­rileceğini ihtar  eder.  İndirilen hükümlere  veri­len hikmetle bakan biri,  bu  sayede eylemlerini "sâlih amel"e dönüştürür.  Bu da sahibini mut­luluğa götürür.  Âyetin hemen öncesinde de  di­le  getirdiğimiz husus  göz  önüne  alınacak  olur­sa  bu  âyetteki  hikmeti  şöyle  tanımlayabiliriz: Allah'ın  ve  şeytanın   telkinlerini   birbirinden   ayıracak,   insanın   kendi   lehine   ve   aleyhine   olan şeyleri birbirinden seçip ayırarak onu doğ­ru ve isabetli hükme ulaştıracak selim bir akıl, bilgi  ve  tecrübeye  dayalı  "muhakeme  yetene­ğedir (Krş:  70/Hûd:  1,  not 2).  Bu yetenek kime verilmişse  "gerçek şu ki,  ona sınırsız bir servet verilmiştir".  Hikmetle  iki cihan hazineleri  ka­zanılır,   fakat  cihanın  tüm  hazineleriyle  hik­met  satın  alınmaz.  İbn  Abbas,  hikmeti  şöyle  tarif  eder:  Hikmet  Kur'an'ı  kavramaktır. MI

    Hikmetin  kişiye  Allah  tarafından  veril­mesinden murat, hikmet terazisinin her iki ke­fesi  olan  selim  akıl  ve  sahih  bilgiye  ulaşacak  yolların  kişinin  önüne  açılmasıdır.MI


    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder