Bakara 269-271:
- Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz. Çünkü başkaları için ne harcarsanız ve neyi adarsanız, Allah(cc) onu mutlaka bilir. Ve (hayırda bulunmayı engelleyerek) zulmedenler kendilerine yardım edecek kimse bulamazlar. Yardımları açıktan yapmanız güzeldir, ama muhtaca gizlice vermeniz sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın bir kısmını bağışlar. Allah(cc) yaptığınız her şeyden haberdardır.
(
Hikmetin çok geniş manâ yelpazesi varsa da, özet olarak o, yaratılışın, hayatın, bütün kâinatta geçerli sistemin, hakim bulunan İlâhî kanunların gayesini ve işleyişini kavramaktır; bu arada bilhas-sa beşerî hayat adına, “Ben kimim? Bu dünyadaki varlığımın gayesi nedir? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Bu dünya yolculuğunda rehberim kimdir? Ölümün benden istediği nedir?” gibi so-ruların tatmin edici cevabıdır. Ayrıca, eşyanın ve hadiselerin gerisinde yatan gerçek sebep ve hede-fin, yani bir bakıma Kader veya bunun bilgisidir. Kur’ân, bütün bu konularda gerçek bilgi kayna-ğı, Sünnet de onu bize açıklama ve hayata tatbik etme sistem ve prensipleri olduğu için, Rasûlül-lah’ın sünneti-i seniyesi, bütünüyle hikmettir.Şeytan’ın va’d ve korkutmalarına kanan ehl-i dünya nezdinde hikmet ve akıllılık, dünya ha-yatında refahı yakalama, bunun için çalışıp çabalama ve biriktirmedir. Oysa Allah, mü’minleri öncelikle Âhiret’e yönlendirir ve Âhiret’e yönelik çok büyük bir mükâfat karşılığında dünyada fa-kirlere vermeyi ve yardımlaşmayı emreder.AÜ
Bu âyette "hikmet", insanın benliğinde muhkem bir meleke hâline gelen ve iradesine hâkim olan ve bu yolla eyleme dönüşen bilgiyi doğru kullanarak isabetli hükme ulaşma melekesidir. Lafız bizi mânaya götürür, mânanın ifade ettiği şey hakikat, hakikatin dayandığı şey ise hikmettir. Adına "muhakeme" denilen yeti sayesinde insan olgularla ilkeler, hakikatle hayat, idealle reel arasındaki altın dengeyi bularak azami faydayı elde eder. Bu ve buna benzer kullanımlarda dinî emirlerle o emirlerin muhatapları ve uygulandığı hayat arasındaki tam isabete tekabül eder. Âyette hikmetten "verilen bir şey" olarak söz edilmektedir. Ancak âyetin sonu bunun herkese değil doğuştan bahşedilen bazı yeteneklerini geliştirenlere verileceğini ihtar eder. İndirilen hükümlere verilen hikmetle bakan biri, bu sayede eylemlerini "sâlih amel"e dönüştürür. Bu da sahibini mutluluğa götürür. Âyetin hemen öncesinde de dile getirdiğimiz husus göz önüne alınacak olursa bu âyetteki hikmeti şöyle tanımlayabiliriz: Allah'ın ve şeytanın telkinlerini birbirinden ayıracak, insanın kendi lehine ve aleyhine olan şeyleri birbirinden seçip ayırarak onu doğru ve isabetli hükme ulaştıracak selim bir akıl, bilgi ve tecrübeye dayalı "muhakeme yeteneğedir (Krş: 70/Hûd: 1, not 2). Bu yetenek kime verilmişse "gerçek şu ki, ona sınırsız bir servet verilmiştir". Hikmetle iki cihan hazineleri kazanılır, fakat cihanın tüm hazineleriyle hikmet satın alınmaz. İbn Abbas, hikmeti şöyle tarif eder: Hikmet Kur'an'ı kavramaktır. MI
Hikmetin kişiye Allah tarafından verilmesinden murat, hikmet terazisinin her iki kefesi olan selim akıl ve sahih bilgiye ulaşacak yolların kişinin önüne açılmasıdır.MI
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder