Fussilet 7:
- Onlar ki, muhtaca verip, arınma yoluna gitmezler ve ahireti de bütün bütün inkar ederler.
(
Allah'ın birliğine inanmak ve insanlara karşılıksız yardımlarda bulunmak, İslam'ın iki temel buyruğudur. Bu itibarla, bu iki buyruğa kasıtlı şekilde karşı çıkmak, insanın Allah'a karşı sorumluluğunun ve sonuçta hayatın öteki dünyada da devam edeceğinin inkarı anlamına gelir. (Zekâtın bu bağlamda “karşılıksız harcama” olarak çevrilmesi konusunda bkz. sûre 2, not 34. Unutulmamalıdır ki, zekâtın Müs- lümanlar üzerinde zorunlu bir vergi yükümlülüğü şeklinde anlaşılması Medine döneminde başlar, halbuki bu sûre Mekke dönemine aittir).ESED
Zımnen: Bedel ödemeye yanaşmazlar, ama bedel ödemişlerin arınmışlığına da konmak isterler. Âyetteki zekât hakkında farklı yorumlar yapılmıştır. Mali yükümlülük olarak anlayanların yanında İbn Abbas, Mücahid gibi otoriteler, "Lailahe illallah diyerek kalbi şirkten arındırmak" olarak yorumlamışlardır (Taberî ve İbn Atıyye). Bütün yorumlara mesnet olan metni, terimin kök anlamını esas alan bu çevirinin yansıttığı kanaatindeyiz. Kur'an'ın 23 yıllık iniş sürecinde bazı terimler anlam yolculuğuna çıkmıştır. Zekât da bunlardan biridir ve müşrikler için geçtiği bu bağlamda Medenî âyetlerdeki gibi "nisabı olan mali bir vecibe" değil "helâl kazanç ve paylaşma" mânasına gelir. Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder