Mümin 47-50:
- Onları ateşin içinde tartışırken bir görsen! Dünyada iken zayıf(الضُّعَفَاءُ) (dolayısıyla da körü körüne güçlülere tabi olanlar) , büyüklük ve hakimiyet iddaası ile diğerlerini ezenlere(اسْتَكْبَرُوا) :' Biliyorsunuz, dünyada iken biz size tabi olmuştuk (sizin peşinizden gidip, sizi dinledik), şimdi şu ateş azabından hiç olmassa bir kısmını olsun savabilir misiniz?' diyecekler.
O büyüklük taslayanlar da:' Şimdi hepimiz aynı ateşin içindeyiz! Allah(cc) kulları arasındaki kesin hükmünü verdi ( ve herkes neyi hak ettiyse, onu çekiyor, yapacak bir şey yok!)' diye cevap verecekler.
Bu sefer ateşin içindekiler topluca cehennem'in vazifeli meleklerine dönerler ve:' Rabbinize dua etseniz de, şu azabı bir nebze olsun hafifletse!' diye yalvarırlar.
O melekler de :' Size gönderilen elçiler (ve onların takipçileri) size açık ve net delillerle gelmediler mi? (Siz hiç hakikati anlatan birine denk gelmediniz mi?)'
Onlar:' Evet! geldiler (Ama biz onları dinlemeyip, hatta gözümüzden de ırak olsunlar diye çok entrika çevirdik)' diyecekler.
Melekler de:' Öyleyse! kendi duanızı kendiniz edin!'
Elbette, hakikatı ısrarla inkar edenlerin yalvarıp yakarmaları sonuçsuz kalmaya mahkumdur.
(
Evet, buradan kesinlikle anlıyoruz ki, --beni aldattılar-- --beni kandırdılar-- --kandırılmışım-- gibi mazeretler kabul edilmeyecek, herkes tabii olduğu ve peşinden gittiği kişinin sonuna ulaşacaktır. Ve toplu, yaptıklarının ve yapılanlara katkılarının sonucu birlikte sıcak yuvalarına kavuşacaklardır!. Dünyada peşinden ayrılmadıkları körü körüne takip ettikleri ve sözlerini can kulağı ile dinledikleri sevgili dünya önderleri ile sıcak sıcak ocak başı sohbetlerini yapsınlar artık! Yaptıkları ve katkıda bulundukları zulüm, çalıp çırptıkları, ve kendilerine hakikatı anlatmaya çalışanlara karşı takındıkları tavır ve davranışlar, onları bu noktaya getirdi. Artık, Yüce Rabbimin hükmü de kesinleşti, sıcak sıcak , o dünyalık liderleri ile kestane pişirip otursunlar! Cehennem de zalimlere yer mi yok!.
Klasik müfessirlere göre bu cevap, “cehennemin bekçileri”nin mahkum olan günahkarlar için aracılık yapmayı reddetmelerini ve onlara, sanki, “yapabiliyorsa- mz siz yalvarın” demelerini ifade etmektedir. Ama bana öyle geliyor ki, burada günahkarlann önceki bâtıl tapınma nesnelerine ve düzmece değerlere adanmış- lıklarına dolaylı olarak îmada bulunulmaktadır -bu durumda, cevabın anlamı, “Allah'a ortak koşmuş olduğunuz bu hayalî güçlere şimdi yalvarın ve size yardım edip edemeyeceklerini görün!” şeklinde olur. Bu dünya hayatında “hakikati inkar edenleri’in yakarışlarında saklı bulunan avunmadan (dalâl) söz eden bir sonraki cümle de, bu yorumu desteklemektedir- çünkü, Hesap Günü, bütün bu avuntular sona erecektir.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder