23 Haziran 2020 Salı

Enam 128:
  •  Ve gün gelecek, Allah(cc) onların tümünü huzurunda toplayacak ve :' Ey görünmez (şeytani) varlıklarla aynı safta duranlar!(يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ) Siz (dünyada kötü amaçlarınız için) birbirinizden çok yararlandınız(اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْإِنْسِ)' diyecektir. İnsanlardan onlara yakınlık duyup uyanlar ise:' Ey Rabbimiz, evet, biz birbirimizden yararlandık, ama artık bize takdir ettiğin sürenin sonuna geldik( ve artık yolumuzun yanlışlığını biliyoruz)' diyecekler. Allah(cc) da:' Meskeniniz ateştir, Allah(cc)'ın diledikleri hariç, hepiniz içinde ebedi kalmak üzere oradasınız' buyuracaktır.  Gerçekten Rabbin, her hükmünde bir çok hikmetler olan ve her şeyi hakkıyla bilendir.
    (
    يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ ile ilgili :
     Müfessirlerin büyük kısmına göre, burada işaret edilen görünmez varlıklar Cinn),bu sûrenin  112.  ayetinde sözü  edilen,  onlar arasındaki “şeytanî güçler”dir (şeyâ-tîn).  Genel  olarak  kabul  edilen  görüş,  burada  hitab  edilenlerin  bu  tür varlıklar veya  güçler  olduğudur;  ama  bu  bağlamda  kullanılan ma‘şer teriminin  öncelikli anlamı,  bana  göre,  farklı bir sonuca yol  açar.  Bu  terimin,  çoğunlukla bazı  ortak temel niteliklere sahip olan bir gurubu,  topluluğu veya akıllı/duygulu varlık tür­lerini göstermek için kullanıldığı doğrudur:  “onunla uyum içinde (veya “aynı du­mmda”)  bulundu”  yahut  “onunla  çok  yakın  yaşadı”  anlamındaki ‘aşerahû  fiili­ne  dayalı geleneksel -ve  şüphesiz  doğru- bir kullanım.  Ama burada  kasdedile- nin gerçekte ne olduğu hakkında bize ipucu veren,  işte tam da ma ‘şer teriminin bu  fiil  köküdür.  Bir kimsenin m a'şeri,  birincil  anlamıyla,  onunla  aynı  şartlarda yaşayan veya  ona çok yakın bulunan insanları  (çevresini) gösterdiğinden  (karş. Lisânu’l-Arab.  “Bir kimsenin maşeri onun ailesidir”),  yukarıdaki  Kur’ânî ibare­de  de  benzer bir  anlama  sahip  olduğunu  kabul  edebiliriz.  Böylece,  bana  göre, y â   m a ‘şera Î-cinn hitabı,  “Ey görünmez  [şeytanî] varlıklar topluluğu”  demek de­ğil,  ama  daha  çok,  “Ey  görünmez [şeytanî] varlıklara  yakın  olan [yahut,  “onlarla “bir arada yaşamış bulunan”]  sizler”  demektir:  başka bir deyişle,  bu ayet,  “zihin­leri  çelmeyi  amaçlayan  yaldızılı/parlak  yan-hakikatler”  (ayet  112)  ile  baştan  çı­karılmış bulunan yanlış/eğri yoldaki insanlara hitab etmektedir.  Bu yorum,  aşa­ğıda  130.  ayette  geçen,  “size sizin kendi aran ızd an peygamberler gelmedi mi?” sözleri  ile  desteklenmektedir:  zira  Kur’an  her zaman  insan  türüne  mensup  olan peygamberlerden  söz  eder,  yoksa cinler arasından  çıkan  peygamberlerden  de­ğil.ESED.

    اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْإِنْسِ ile ilgili:

    اِسْتَکْ ثَرَ مِنَ الشَّیْءِ “ ” (istaksara inash shaiyi): to be inclined towards taking more out of something {T}.LUQ


    Evet, dünyada, şeytani varlıklara uyanların temel paydası, birbirinden faydalanmak. Allah(cc)'ın istediği gibi bir yaşam sürerek cennet ehli olmak yerine, geçici dünya çıkarları için, şerde birlik olup birbirinden yararlananlar, bunu anladıklarından iş bitmiş olacak, süre dolmuş ve sonsuz cehennemi hakketmiş olacaklar, Allah(cc)'ın yol gösterip sapmamış bulunanlar hariç.
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder