Sebe 39-42:
- De ki:' Rabbim kime dilerse rızkı bol verir, kime dilerse de kısar ve ölçülü verir. Siz hayır yolunda ne harcarsanız, Allah(cc) onun yerini doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır'. (Hakikatı inkarda diretenlere gelince) Allah(cc) bir gün onların hepsini toplayacak ve meleklere soracaktır:' Bunların ibadet ettikleri sizmiydiniz?'.
Melekler de:'Müşriklerin iddaalarından seni tenzih ederiz. Bizim koruyucumuz, dostumuz onlar değil sadece Sensin. Hayır! onlar bize değil görünmez güçlere (cinlere) tapıyor ve ekserisi onlara inanıyordu' diyecekler.
Derken, (Allah(cc) şöyle buyuracaktır):' Bugün, sizden hiçbiriniz bir diğerine ne bir fayda ne de bir zarar verebilecek güçte değildir'. Ve o haksızlık yaparak zulmedenlere :' Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!' diyecektir.
(
Bu temsilî “soru” -temsilî, çünkü Allah her şeyi bilendir ve bir şey “sormasına” gerek yoktur- Allah'ın mesajlarının “doğruluğunu inkar edenler”den bir çoğunun, burada “melekler” kavramında karşılığını bulan manevî güçlere taptıklarına kendilerini inandırdıklannı gösterir.ESED
Meleklerin, yalnızca Allah'a yapılması gereken ibadetin kendilerine yöneltildiğini asla kabul etmediklerine işaret eder.ESED
Cinn teriminin, bu örnekte, birincil anlamı olan “(insanların) duyuları ile kavrayamadıkları şey” anlamında kullanıldığına (bkz. Ek III), böylece, “tabiat” olarak tanımladığımız şeyde mevcut olduğu düşünülen, gerçek veya hayalî, bütün bilinmeyen varlık türlerini ihtiva ettiğine inanıyorum. Bu sebeple, meleklerin cevabı, günahkarların onlara sözde ibadet etmesinin, tabiatın görünmeyen güçlerine karşı duydukları korkudan ve bilinmeyenin verdiği daha derin bir korkunun bilinçaltı yansımasından başka bir şey olmadığına işaret etmektedir; bu korku, eninde sonunda, Allah'ın varlığına inanmayı reddedenleri ve dolayısıyla insan hayatında herhangi bir amaç veya anlam görmeyenleri kuşatır. ESED
Kur'an'da cin kavramının çok anlamlı kullanıldığına çarpıcı bir örnek. Buradaki cinle "ins" ile birlikte kullanılan "cin" arasında fark olsa gerektir. Buradaki "cin" hakikî, vehmi, izafî ve mecazî tüm çağrışımlara sahiptir. Nüzul ortamı insanının görünmeyen ve bilinmeyene dair tapınma derecesindeki korku ve o korkudan kaynaklanan perestişi dile getirilmektedir. Değilse Arapların taptığı envai çeşit put arasında hassaten cinleri temsil eden bir put bilinmemektedir. Dikkat çekici bir başka nokta da sorunun meleklere soruluyor olmasıdır. Bu, nüzul ortamı insanının görünmeyen ve bilinmeyen konusunda kafasının hayli karışık ve evhamının esiri olduğunu gösterir. Mİ
Günümüz insanının da görünmeyen ve bilinmeyen konusunda kafası bir hayli karışıktır.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder