11 Eylül 2020 Cuma

 Sebe 39-42:

  •  De ki:' Rabbim kime dilerse rızkı bol verir, kime dilerse de kısar ve ölçülü verir. Siz hayır yolunda ne harcarsanız, Allah(cc) onun yerini doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır'. (Hakikatı inkarda diretenlere gelince) Allah(cc) bir gün onların hepsini toplayacak ve meleklere soracaktır:' Bunların ibadet ettikleri sizmiydiniz?'.
    Melekler de:'Müşriklerin iddaalarından seni tenzih ederiz. Bizim koruyucumuz, dostumuz onlar değil sadece Sensin. Hayır! onlar bize değil görünmez güçlere (cinlere) tapıyor ve ekserisi onlara inanıyordu' diyecekler.
    Derken, (Allah(cc) şöyle buyuracaktır):' Bugün, sizden hiçbiriniz bir diğerine ne bir fayda ne de bir zarar verebilecek güçte değildir'. Ve o haksızlık yaparak zulmedenlere :' Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım!' diyecektir.
    (
    Bu  temsilî  “soru”  -temsilî,  çünkü  Allah  her şeyi bilendir ve  bir şey  “sormasına” gerek  yoktur- Allah'ın  mesajlarının  “doğruluğunu  inkar  edenler”den  bir  çoğu­nun,  burada  “melekler”  kavramında  karşılığını  bulan  manevî  güçlere  taptıkları­na  kendilerini  inandırdıklannı  gösterir.ESED

    Meleklerin,  yalnızca Allah'a yapılması gereken ibadetin kendilerine yöneltildiği­ni  asla  kabul  etmediklerine  işaret  eder.ESED

    Cinn teriminin,  bu  örnekte,  birincil  anlamı  olan  “(insanların)  duyuları ile kavra­yamadıkları  şey”  anlamında  kullanıldığına (bkz.  Ek III),  böylece,  “tabiat”  olarak tanımladığımız  şeyde  mevcut  olduğu  düşünülen,  gerçek veya  hayalî,  bütün bi­linmeyen  varlık  türlerini  ihtiva  ettiğine  inanıyorum.  Bu  sebeple,  meleklerin  ce­vabı,  günahkarların onlara sözde  ibadet  etmesinin,  tabiatın görünmeyen  güçle­rine  karşı  duydukları  korkudan  ve  bilinmeyenin  verdiği  daha  derin  bir  korku­nun bilinçaltı yansımasından başka bir şey olmadığına işaret etmektedir;  bu kor­ku,  eninde  sonunda,  Allah'ın varlığına  inanmayı  reddedenleri ve  dolayısıyla  in­san hayatında herhangi bir amaç veya anlam görmeyenleri kuşatır. ESED

    Kur'an'da  cin  kavramının  çok  anlamlı  kul­lanıldığına   çarpıcı   bir   örnek.   Buradaki   cinle   "ins"   ile  birlikte   kullanılan   "cin"   arasında   fark  olsa gerektir.  Buradaki "cin"  hakikî,  veh­mi,  izafî  ve  mecazî  tüm  çağrışımlara  sahiptir.  Nüzul  ortamı  insanının  görünmeyen ve  bilin­meyene  dair  tapınma  derecesindeki  korku  ve  o  korkudan  kaynaklanan  perestişi  dile  getiril­mektedir.  Değilse Arapların taptığı envai çeşit put  arasında  hassaten  cinleri  temsil  eden  bir  put  bilinmemektedir.  Dikkat  çekici  bir  başka  nokta da sorunun meleklere soruluyor olması­dır.  Bu,  nüzul  ortamı  insanının  görünmeyen  ve  bilinmeyen  konusunda  kafasının  hayli  ka­rışık  ve  evhamının  esiri  olduğunu  gösterir.  Mİ

    Günümüz insanının da görünmeyen ve bilinmeyen konusunda kafası  bir hayli karışıktır.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder