14 Eylül 2020 Pazartesi

 Sebe 51-54:

  •  Onları ölüm korkusuyla çırpınırken bir görsen; ama artık kurtuluş ve geri dönüş yoktur; çünkü o an artık  yakalanmışlardır.
    Ama iş işten geçtikten sonra :' Artık inandık!' derler. Artık çok geç!.
    Gerçek şu ki, objektif bir şekilde düşünüp/taşınarak ,ona inanmaları gerektiği zaman inkar etmişlerdi.
    Artık kendileriyle arzu ve özlemleri arasına bir set çekilmiştir, aynen daha önce gelmiş geçmiş benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü ötekilerde, korku ve endişeyle karışık bir kuşku(شَكٍّ مُرِيبٍ) içerisinde (helak) olup gitmişlerdi.
    (
     Şekkwe murib''in birlikte  aynı âyette  kulla­nılması  ikisinin  eş  anlamlı  olduğunu  söyle­yenleri  reddeder.  Bu  farkı  korumak  için  tüm  çevirimiz  boyunca  şekk  i "şüphe"  rayb'ı "kuş­ku"   olarak   çevirmeye   özen   gösterdik.   Şekk   "birbirine  girdirmek"  kökünden  türetilmiştir.  Yakîn'in  karşıtıdır.  Daha  çok  seçememekten  dolayı  karıştırmaya  delalet  eder.  Ayırdma  var-mamakla  alâkalıdır.  Rayb Kur'an'da  geldiği  17  yerde  de  "yeniden  diriliş"  ve  "âhiret"  bağla­mında  kullanılmıştır.  İçinde  "ya  öyleyse"  en­dişesi  bulunan  kaygılı  ve  korkulu  şüphedir.  Âhiret  bağlamında  bu,  "ya  öldükten  sonra  bir  hayat  varsa"  endişesine  tekabül  eder.  Benzet­me  yapacak  olursak:  Şekk ufukta  görülen  belli  belirsiz   bir  karaltı  hakkında  duyulan  histir.  Karaltı  gibi  görülen  şey,  aslı  faslı  olmayan  bir  yanılsama  da olabilir,  olmayabilir  de.  Eğer  aslı  varsa  dost  da  olabilir  düşman  da,  taş  da  olabi­lir insan  da...  Fakat rayb bakmaya  gidenin  geri  dönmediği  gizemli  bir  dağın  arkası  hakkında  duyulan his  gibidir.  Endişeli bir kuşkudur. Mİ
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder