Sebe 51-54:
- Onları ölüm korkusuyla çırpınırken bir görsen; ama artık kurtuluş ve geri dönüş yoktur; çünkü o an artık yakalanmışlardır.
Ama iş işten geçtikten sonra :' Artık inandık!' derler. Artık çok geç!.
Gerçek şu ki, objektif bir şekilde düşünüp/taşınarak ,ona inanmaları gerektiği zaman inkar etmişlerdi.
Artık kendileriyle arzu ve özlemleri arasına bir set çekilmiştir, aynen daha önce gelmiş geçmiş benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü ötekilerde, korku ve endişeyle karışık bir kuşku(شَكٍّ مُرِيبٍ) içerisinde (helak) olup gitmişlerdi.
(
Şekkwe murib''in birlikte aynı âyette kullanılması ikisinin eş anlamlı olduğunu söyleyenleri reddeder. Bu farkı korumak için tüm çevirimiz boyunca şekk i "şüphe" rayb'ı "kuşku" olarak çevirmeye özen gösterdik. Şekk "birbirine girdirmek" kökünden türetilmiştir. Yakîn'in karşıtıdır. Daha çok seçememekten dolayı karıştırmaya delalet eder. Ayırdma var-mamakla alâkalıdır. Rayb Kur'an'da geldiği 17 yerde de "yeniden diriliş" ve "âhiret" bağlamında kullanılmıştır. İçinde "ya öyleyse" endişesi bulunan kaygılı ve korkulu şüphedir. Âhiret bağlamında bu, "ya öldükten sonra bir hayat varsa" endişesine tekabül eder. Benzetme yapacak olursak: Şekk ufukta görülen belli belirsiz bir karaltı hakkında duyulan histir. Karaltı gibi görülen şey, aslı faslı olmayan bir yanılsama da olabilir, olmayabilir de. Eğer aslı varsa dost da olabilir düşman da, taş da olabilir insan da... Fakat rayb bakmaya gidenin geri dönmediği gizemli bir dağın arkası hakkında duyulan his gibidir. Endişeli bir kuşkudur. Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder