Fussilet 49-51:
- İnsan kendi lehine gördüğü şeyi istemekten usanmaz. Ama bir sıkıntıya maruz kalınca da ye'se kapılır ve bütün ümitlerini kaybeder.
Maruz kaldığı sıkıntıdan sonra Tarafımızdan bir rahmet tattırırsak, bu defa da hiç şüphesiz şöyle der:' Zaten bu benim hakkımdı. Hem kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Varsayalım ki koptu, Rabbimin huzuruna çıkarıldığımda, o zaman da hiç kuşkusuz, O'nun katında hak ettiğim en güzel mükafatı bulurum'. Fakat o hakikat inkarcılarına dünyada yaptıkları bir bir bildirilecek ve bundan dolayı hesaba çekilip sert bir şekilde azaba çarptırılacaklardır. İnsana ne zaman nimetlerimizden bahşetsek Rabbinden kibirle uzaklaşır. Kendine bir sıkıntı dokunduğunda ise, bu sefer de uzun uzun dua eder yalvarır.
(
Bu hâl, hayrın ve şerrin yaratıcısı olarak Allah’a ve Kader’e inanmamanın tipik bir sonu-cudur. Bu inancı taşımayan bir insan, dünya nimet ve zevklerinin peşinde koşar ve eline geçen her şeyi, her başarısını kendi bilgi ve kabiliyetine verir ve her hadiseyi sebep–sonuç münasebeti içinde değerlendirir. İstediği şeyi elde edemediği veya bir kayba uğradığında, bir de başvurduğu bütün sebepler işe yaramamışsa, bu defa bütünüyle ye’se kapılır. İnanan bir insan ise, sebeplerin, kendi bilgi ve kabiliyetlerinin sadece birer vasıta olduğunun ve gerçek yara-tıcı, rızık ve nimet verici olan Allah’ın onlarıbir hikmete binaen yaratıp kullandığının şuuru içindedir. Ayrıca o, hayrın da şerrin de Allah’ın iradesi ve kudreti dahilinde olduğunu çok iyi bilir. Dolayısıyla, ne eline bir şey geçtiği veya bir maksadı gerçekleştiğinde sevinip şımarır ve bunu kendisine verir, ne de istediğine kavu-şamadığı ve elinden bir şey çıktığında üzülür. Sadece bunların sebeplerini araştırır, hatalarıvarsa bunları telâfiye ve tevbeye yönelir ve daima rıza ve teslimiyet içinde bulunur.AÜ
Yani insan, kural olarak, bu dünya sevgisi ile o kadar körleşmiştir ki onun bir gün sona ereceğini hiç aklına getirmez. Burada işaret edilen, ölümden sonraki hayatın gerçekten var olup olmadığı ve insanın mahşerde Allah tarafından gerçekten yargılanıp yargılanmayacağı konusundaki kuşkudur.ESED
İnsan kendi üstünlüğüne inandığından (“bu zaten benim hakkımdır” sözlerinde ifade edildiği gibi), ölümden sonra gerçekten bir hayat varsa kendisi hakkındaki abartılı görüşünün Allah tarafından teyid edileceğine emindir.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder