27 Aralık 2020 Pazar

 Şura 38:

  •  Yine onlar, Rablerinin çağrısına kulak verir ve namazı hakkını vererek ifa ederler, işlerini istişare ederek yürütürler ve kendilerine nasip ettiğimiz imkanlardan hayırlı işlerde sarf ederler.
    (
    Meşveret (danışma), verilecek kararların isa-betli  olarak  verilebilmesinin  ilk  şartıdır. İyiden iyiye  düşünülmeden,  başkalarının  fikir  ve  ten-kitlerine   arzedilmeden   bir   mes’ele   hakkında verilen  kararlar,  çok  defa  hüsran  ve  hezimetle  neticelenir.  Düşüncelerinde  kapalı,  başkalarının fikrine  hürmet  etmeyen  “kendi  kendine”  biri,  üstün bir fıtrat, hatta dâhî bile olsa, her düşün-cesini  meşverete  arzeden  bir  diğer  insana  göre  daha çok yanıldığı görülür.En  akıllı  insan,  meşverete  en  çok  saygılı  ve  başkalarının  fikirlerinden  en  çok  istifade  eden  insandır.  Yapacağı işlerde  kendi  düşünceleriyle iktifa eden ve hattâ onları başkalarına da kabul ettirmeye  zorlayan  ham  ruhlar,  etraflarından hep nefret ve istiskal görürler. (Ölçü ve Yoldaki Işıklar, 154)
    İslâm’da meşveret veya istişare o kadar önem-lidir  ki,  Allah,  bu  âyetinde  Sahabe’yi  överken,  onların işlerini aralarında istişareye dayalı yürüt-tüklerini  belirtmektedir.  Peygamber  Efendimiz  aleyhissalâtü  vesselâm,  vahiyle  destekleniyordu;  kendi hevasından konuşmazdı ve söylediği sözler vahye  dayanıyordu.  Buna  rağmen  O,  bilhassa  kamuyu  ilgilendiren  meseleleri  meşverete  havale  ediyor, idarî işleri istişare ile yürütüyordu. Uhud savaşına  çıkmadan  önce  de  ashabıyla  istişare bulunmuş, savaşta geçici de olsa bir mağlûbiyetin mukadder olduğunu rüyasında görmüş olmasına ve Medine içinde müdafaa savaşı verilmesini daha makûl  bulmasına  rağmen,  Ashabın  çoğunluğu şehirde dışında meydan savaşı verilmesi görüşünü desteklediği  için,  düşmanı  Uhud  Dağı  etekle-rinde  karşılamıştı.  Bu  savaşın  ikinci  döneminde  yaşanan  geçici  mağlûbiyette,  açık  sahada  bir  meydan savaşı verilmesinin tesiri de vardı. Buna rağmen, savaşın hemen ardından gelen âyetlerde Efendimiz’e idarî konularda istişare emrinin veril-miş  olması,  vazgeçilmez  bir  usûl  olarak  istişare-nin önemini ortaya koymaktadır.İstişare,   hakkında   kesin   hüküm   olmayan   meselelerde  hakimler  tarafından  da  kendisine  başvurulan  bir  metottur.  Bu  sebeple,  kıyas  ve  içtihada yakın bir hususiyeti de vardır.AÜ

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder