Şura 47-48:
- O halde, Allah(cc)'ın buyruğu ile geri dönüşün mümkün olmadığı o gün gelmeden önce, Rabbinizin davetine icabet edin. Aksi halde, o gün ne sığınacak bir mercii bulabilirsiniz, ne de günahlarınızı inkar edebilirsiniz.
Fakat, onlar yine de yüz çevirirlerse, Biz, sizi(seni) onların üzerine bekçi olarak atamadık, size(sana) düşen sadece tebliğdir. (Çünkü insan karakteri bu!) Biz insana ne zaman bir nimet tattırsak ferahlar ve şımarır. Ama başlarına, ne zaman bir kötülük gelse, ki yine kendi yapıp/ettiklerinden dolayıdır, hemen nankörleşir.
(
Bu parantez içi açıklama -ki, metnin daha doğru şekilde anlaşılması için zorunludur- Râzî'nin bu pasajın önceki ile bağlantısı konusundaki ikna edici açıklamasına dayanmaktadır. İnsan, kural olarak, maddî servet ve rahatlık içinde kendini kaybetmekte ve bu başarısını “mutluluk” ile özdeşleştirmektedir: bu nedenle manevî amaçları ve değerleri küçümsemekte, özellikle bireysel/bencilce çıkarlarının ardından koşmayı bırakıp -kendisi için hâlâ farazî olan- öteki dünya hayatına yönelmeye çağrıldığında bu tavrı göstermektedir.ESED
Yani, Allah ona belli maddî kazançlar bağışladığında insan bu “başarı” ile övünür ve onu bilhassa kendi yeteneklerine ve zekasına bağlar (karş. 4l:50'nin ilk cümlesi).ESED
Yani, geçmişteki mutluluğunu şükranla anmak yerine Allah'ın varlığını sorgulamaya çalışır ve Allah gerçekten var olsaydı bu kadar çok şanssızlığın ve mutsuzluğun yeryüzüne hakim olmasına “izin vermezdi” iddiasında bulunur: bu yanıltıcı/saptırıcı bir itirazdır, çünkü öteki dünya realitesini dikkate almamakta ve Allah kavramına sadece beşerî düşünceler ve beklentiler açısından yaklaşmaktadır.ESED
Varlıkla sınandığında hak ettiğini düşünür, darlıkla sınandığında isyan eder. Her ikisinin temelinde de tek dünyacı bir bakış ve servetin emanet olduğunu unutan bir akıl yatar. Mİ
This sentence has several other meanings also:
(1) "You will not be able to deny any of your misdeeds";
(2) "you will not be able to hide yourself even in disguise ; "
(3) "you will not be able to protest or show any displeasure against any treatment that is meted out to you; "
(4) "it will not be in your power to change the condition in which you are placed. " ET
Ayette anlatılan durum her ne kadar mücrimlere has ise de, insan türünde böylelerinin çok olması ve mücrimlerin de insan sınıfına dâhil olması yüzünden, bu özelliğin insana isnadı caizdir.
Ayette insana rahmetin tattırılmasının katiyet ifade eden إِذَا “iza” ile, belanın gelmesinin ise ihtimal ifade eden إِنْ “in” ile gelmesi, rahmetinin tattırılmasının, bizzât gerekli bir âdet olması cihetiyle muhakkak olmasından, belanın isabetinin ise muhtemel bulunmasındandır.ŞE
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder