30 Aralık 2020 Çarşamba

 Şura 44-46:

  •  Allah(cc) kimin sapmasına izin verirse, artık onun için hiç bir veli yoktur. Ve siz bu zalimlerin, azabı görünce :' Acaba geri dönme şansı yok mu?' dediklerini bir görseniz!. Yine siz, onları zilletten iki büklüm olmuş, etrafa feri kaçmış gözlerle kaçamak bakarken ateşe atıldıklarını bir görseniz!.
    Zaten iman edenler de:' Kıyamet günü kaybedenler, hem kendilerini, hem de takipçilerini mahvedenlerdir' demişlerdi. İşte bakın, şimdi bu zalimler kalıcı bir azaba mahkum olacaklardır. Ve Allah(cc)'a karşı onları koruyacak bir velileri de olmayacak. Zira Allah(cc) kimin sapmasına izin verirse, artık onun için hiç bir çıkış yolu yoktur.
    (
    Ayette zalimlerin azabı görmeleri geçmiş zaman sığasıyla anlatılması, azab görmelerinin muhakkak olduğunu göstermek içindir.O zaman “dünyaya dönüş yok mu?” diye feryad ederler.ŞE

    That is, "Allah sent the best Book like the Qur'an for the guidance of the people, which is giving them the knowledge of the reality in a rational and effective way and guiding them to the right way of life. He sent a Prophet like Muhammad (upon whom be Allah's peace and blessings) for their guidance, a man of better character than whom they had never seen before. And then Allah also showed them the results of the teaching and training of this Book and this .Messenger in the lives of the Believers. Now, if after witnessing all this, a person turns away from the guidance, Allah casts him into the same deviation from which he has no desire to come out. And when Allah Himself has driven him away, who else can take the responsibility of bringing him to the Right Way."  ET

    Bu,  “[başka]  insanları  baskı  altına  alan ve yeryüzünde  gaddarca  davranarak  her türlü haksızlığı yapanlar”a (ayet 42)  bir atıf olduğu halde terim,  her türlü bilinç­li zalime uygulanabilen genel bir anlama sahiptir.ESED

    Ehl terimi,  öncelikle  bir şehrin,  ülkenin veya  ailenin  “mensuplar”ını ve  aynı  za­manda  bir  ırkın,  dinin  veya  mesleğin  “üyeler”ini  gösterir.  Daha  geniş  ideolojik anlamıyla  bu  terim,  belli  ortak  karakteristiklere  sahip  olan  insanlar,  mesela eh-lu'l-‘ilm  (“ilim  adamları”,  yani  bilginler);  yahut  tek  ve  aynı  inancı veya  öğretiyi izleyenler,  mesela ehlu'l-kitâb Q'[eski] vahiylerin mensupları/izleyicileri”), ehlu ’l-ku r’â n (“Kur’an'ın izleyicileri”) vb.  için uygulanabilir.  Yukandaki pasaj,  44.  not­ta  işaret edildiği gibi öncelikle -özellikle olmasa bile- 42.  ayette  zikredilen  zor­balara ve  zalimlere işaret ettiğinden, ehluhum terimi,  açıkçası,  “onların mensup­ları/izleyicileri”  anlamını  taşır.  Böylece,  yukarıdaki  cümle,  her türlü zulmün ve özellikle başkalarına baskı  uygulamanın kaçınılmaz  sonucu olarak,  onu yapan­ları  ve/veya  onların  ardından  gidenleri  manevî  olarak  yaraladığını  ve  sonuçta onların kendi kendilerini yok etmelerine yol  açtığını anlatır.ESED

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder